![]() | ![]() | ||||||
![]() ![]() |
| |||||||
| ÜDS Forumu ÜDS'ye hazırlananların takip edebileceği bölüm... |
![]()
![]() |
< Bu başlığı Paylaşın!
|
| | LinkBack | Konu Seçenekleri | Değerlendirme: | Modları Göster |
|
#1
| ||||
| ||||
Saygıdeğer forum üyeleri, Bu başlık altında her gün bir ya da iki tane sorunun ayrıntılı bir şekilde açıklmasını yapmaya çalışacağım. Sorular benim tarafımdan rastgele seçilecektir. Eğer istediğiniz bir sorunun açıklanmasını isterseniz bana o soruyu özel mesaj yoluyla gönderebilirsiniz. Elimden geldiğince, bilgilerim el verdiğince açıklamaya çalışacağım. Tabii ki bizim etimiz ne budumuz ne; ama mümkün olduğunca soruyu analiz etmeye çalışacağız ÜDS'ye kadar; böylece ÜDS'ye girecek arkadaşlara bir nebze de olsa yardımcı olmaya çalışacağız Açıklamalar, ''Diğer seçenekler olmadığı için A seçeneği doğrudur'' türünden olmayacaktır. Aşağıda bir açıklama örneği vardır. ![]() Konu T.D tarafından (18-08-08 Saat 16:46 ) de değiştirilmiştir. |
| Aşağıdaki 10 kullanıcı bu güzel mesaj için T.D isimli üyemize TEŞEKKÜR ediyor: | ||
|
#2
| ||||
| ||||
| Soru: Astrobiologists are concentaring their efforts on finding planets ---- distant stars ---- Earth- like properties. A) orbiting/ that exhibit B) that are orbited/ exhibiting C) that orbit/ exhibited D) which orbit/ being exhibited E) orbited/ which exhibit Açıklama: Astrobiyologlar, çabalarını Dünya'ya benzer özellikler sergileyen uzak yıldızların yörüngesinde dönen gezegenleri bulmaya yoğunlaştırıyor. İnceleme: Sorumuz bir relative clause sorusu. Birinci boşluk için finding planets'ten sonra bir relative clause gelecek boşluktan sonra nesnemiz var yani distant stars hem özneye hem de nesneye sahip olduğumuz için* boşluğa gelecek ifade active olacak; bu yüzden B ve E seçenği elenir. E seçeneği ''....that is/are...orbited''ın kısaltması olarak düşünülebilir. Birinci boşluk için A, C ve D seçenekleri düşünülebilir. İkinci boşluk için yine hem öznemiz sayılacak ifade ( distant stars) hem de nesnemiz mevcuttur (Earth-like planets) ; bu yüzden boşluğa gelecek ifade yine active olacak ve bu yüzden C ve D seçenekleri doğrudan elenir. Sonuç: Birinci boşluk için sadece A, C ve D seçenekleri kalmıştı, ikinci boşlukta C ve D seçeneklerini de eledik; dolayısıyla cevap A olmalı * Bazı fiiler çift nesne alabilir bu durumda bu fiilerin bulunduğu cümlelerde hem özne hem de nesne bulunmasına rağmen cümlemiz passive olabilir Örnek: She was bought a small toy for her birthday ![]() |
| Aşağıdaki 10 kullanıcı bu güzel mesaj için T.D isimli üyemize TEŞEKKÜR ediyor: | ||
|
#3
| ||||
| ||||
9- When the new hospital----in March, you----one of the first patients to be admitted A) opened / have been B)will open / will be C) has opened / can have been D) is opening / are E) opens / will be İnceleme: Sorumuz bir adverbial clause cümlesidir. Bunu bir bağımlı bir de bağımsız cümle olmasından anlıyoruz ve ''when''in olduğu adverbial clauselarda iki cümle arasında bir zaman uyumu olması gerekir. Soru kökünde ''Yeni bir hastahanenin martta açılmış olduğundan / açılacağından'' bahsediyor. Seçenekleri ayrıntılı açıklamaya geçmeden önce ''open'' fiilinin bir özelliğinden bahsetmek gerek. İnglizcede bazı fiileri active halde kullanılmasına rağmen passive bir anlam verebilir, bu fiilerden biri de ''open''dır. Buna benzer diğer birkaç fiil de şunlardır: read, sell...Yani ''His latest book is selling well nowadays'' cümlesi yapı olarak active olmasına rağman anlam olarak passive'dir When için genel kabul görmüş zaman uyumları: When+ Simple Present, Simple Present When+Simple Present, Future Tenses When+Present Perfect, Simple Future( Will / to be going to) When+Simple Past, Simple Past When+Simple Past, Past Progressive When+Simple Past, Past Perfect Yukardaki açıklamalardan yola çıkarak A seçeneği: Olmaz; çünkü when'li bir adverbial clause'da bir taraf simple past'ken öbür taraf present perfect olmaz B seçenği: Olmaz; çünkü ''when''in bağlı bulunduğu cümlecikte future bağlamında ''will'' kullanımaz isterse when'in bulunduğu cümlecikte future reference olsun yine de kullaınılmaz. Bu tür adverbial clause cümleciklerinde temel cümlenin future tense olması yan cümlecik için de yetiyor C seçeneği: Olmaz; çünkü bildiğim kadarıyla ''can have been''in future reference'ı yoktur olsa bile bu yapı tahmin bildirir soru kökünde tam anlayamıyoruz tahmin olup olmadığını. D seçeneği: Olmaz; çünkü Martta açılacak hastahane yani henüz açılmamış; bu yüzden ''you are'' ifadesi genel bir ifade bildirdiği için bu seçenek de olmaz E seçeneği: Olur; çünkü bir taraf simple present diğer taraf future bakış açısı var Yukarda verilen tense uyumları göz önüne alındığında en uygun seçenek budur Yeni hastane martta açıldığında kabul edilen ilk hastalardan olacaksın ![]() Konu T.D tarafından (02-03-08 Saat 15:21 ) de değiştirilmiştir. |
| Aşağıdaki 10 kullanıcı bu güzel mesaj için T.D isimli üyemize TEŞEKKÜR ediyor: | ||
|
#4
| ||||
| ||||
.... winemaking in France dates back to pre-Roman times, it was the Romans who spread the practice. A) Although B) Until C) If D) Whether E) In that Bu sorumuzda da yine iki tane cümle var biri yan cümle diğeri de temel cümle olmak üzere. Temel cümle: ''it was the Romans who spread the practice.'' Bu, bir cleft sentence'dır. Cleft sentence'lar cümlede istediğimiz bir öğeyi daha vurgulu hale getirmek için kullanılan bir yapıdır. Burda vurgulanan Romans'tır. Şurdan, şurdan ve şurdan ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz. Yan cümle: ''winemaking in France dates back to pre-Roman times'' Normal simple present ile kurulmuş bir cümledir. Dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri bu soru kökünde yan cümle ile temel cümlenin zamanlarının birbirinden farklı olmasıdır. ve anlamca iki cümle arasında bir zıtlık bulunmasıdır B seçeneği: Until, zaman cümleciklerinde kullanılan bir bağlaçtır. İçinde bulunduğu yapılarda tense agrement gerektirir. Until+ Simple present, Future tenses Until+Simple Past, Past Perfect / simple Past Until simple past ( Bazen de past perfect), Simple past Bu soruda bu yüzden ''until'e yer yoktur C seçeneği: If, malumunuz üzerine çoğunlukla conditional clause'larda kullanılan bir bağlaçtır ve yine bildiğiniz gibi belli tense uyumlarına bu da tabiidir. Burda da ''If''in conditonal clause'larda kullanıma dair uygun olan tense agreement yoktur D seçeneği: Whether, iki türlü kullanıma sahiptir: Birincisi, condiitonal clause'larda kullanılır ve yapsa da yapmasa da anlamını verir ve or not ile kullanılır; ayrıca ''if''te olduğu gibi conditional tense uyumlarına tabiidir Örnek: Whether you come with me or not, I am going to that party I am going to that party whether you come with me or not İkinci kullanımı ise Noun clauselardadır ve ''yapıp yapmayacağı, söyleyip söylemeyeceği'' gibi bir anlam verir Örnek: I don't know whether he will be chosen or not Whether, noun clause'larda özne konumunda da olabilir: Whether he will be chosen is not known Whether ile birlikte or not kullanılmayabilir noun clause'larda. Soru kökünde de görüldüğü gibi whether'ın bu iki kullanımına da yer yoktur E seçeneği: In that, ''in the sense that'' ifadesinin kısaltılmış halidir ve ''bakımından, açısından'' gibi bir anlama sahiptir. İki şeyin biribirine olan farklılığı ya da benzerliği ifade edilirken kullanılır sıklıkla. You are different from me in that you are more optimistic about this situation. A seçeneği: Although, zıtlık bildirir ve sorumuzun doğru cevabı bu olsa gerek Fransa'daki şarapçılık taa Roma öncesi zamanlara kadar uzansa da uygulamayı yayanlar Romalılardı ![]() Konu T.D tarafından (02-03-08 Saat 19:32 ) de değiştirilmiştir. |
| Aşağıdaki 6 kullanıcı bu güzel mesaj için T.D isimli üyemize TEŞEKKÜR ediyor: | ||
|
#5
| ||||
| ||||
Though the Maya were never a homogenous group, ------. A) they believed the same creation myth and worshipped many of the same gods. B) artisans sculpted strikingly life-like figurines C) appearantly they tied boards around their babies' heads, making the skulls grow flat or elongated. D) they were several disparate gruops with their own languages E) their jewellry and artifacts have been photographed with care İnceleme: İlk olarak yarım cümle sorularını çözerken dikkat edilmesi gerektiğini düşündüğüm birkaç noktaya değineyim: 1- Tense Agreement: İki cümle eğer zaman uyumu gerektiren bir bağlaç ile bağlanıyorsa bu iki cümlede o bağlaçla kullanılan zamanlar olmalıdır. Mesela conditional if, adverbial clause'da kullanılan when, after, while...gibi bağlaçlar belli zamanlarla çalışır. 2- Tamamlanması gereken şey bir sentence mı clause mu? Mesela ''........that has been wide-spread lately'' ifadesi, görüldüğü gibi tam bir cümle değildir. Bu ifadeyi ''If you are searching through a disease'' ifadesiyle tamamlayamız; çünkü yine tam bir cümle elde edemeyiz. Bu yarım ifadeyi şununla tamamlayabiliriz: ''World health Organization has been trying to find a cure for the disease'' bu şekilde tam bir cümle elde etmiş olabiliriz 3- Tamamlanacak ifadeler arasında özne-yüklem uyumlarına dikkat edilmeli, ayrıca soru kökünde kullanılan pronunlar ile doğru seçenek olarak düşündüğümüz cümledeki pronunlar arasında da bir uyum olmalı 4-Eğer bunların hepsi uyuyorsa o zaman anlama bakılmalı ki işte burda tam olarak Türkçeyi kullanma gücümüz yani daha doğrusu çeviri yeteneğimiz ortaya çıkar Şimdilik aklıma bunlar geldi Sorumuza geçelim:Mayaların, hiçbir zaman homojen (mütecanis, türdeş) bir grup olmamasına rağmen ----- Seçeneklere baktığımız zaman E hariç diğer seçenekler zaman açısından tam anlamıyla uyumlu soru köküyle. İşte yukarda dediğimiz gibi bu soruda anlama dikkat edilmesi gerekecek; bu yüzden seçenekleri çevirerek gidelim B) Mayaların, hiçbir zaman homojen (mütecaniz, türdeş) bir grup olmamasına rağmen sanatçılar, çarpıcı bir şekilde canlı gibi görünen çamurdan figürler yapmışlardır Anlaşılacağı üzere bir tarafta Mayaların mütecanis bir grup olmasından bahsederken diğer tarafta sanatçıların yaptığı heykellerden bahsetmiştir yani tutarlılık yok C) Mayaların, hiçbir zaman homojen (mütecanis, türdeş) bir grup olmamasına rağmen belli ki bebeklerinin kafalarının etrafına, kafataslarını düzleştiren ve sündüren board'lar bağlamışlardır. Yine aynı durum tutarlılık yok. Bizim ihtiyacımız olan Mayaların homojen olmasına karşıtlık oluşturacak bir şeydir, bunu ''Though''dan anlıyoruz D) Mayaların, hiçbir zaman homojen (mütecanis, türdeş) bir grup olmamasına rağmen kendi dilleriyle konuşan taban tabana zıt birkaç gruptular. Belki de en büyük çeldirici bu seçenek. Bu seçeneği de cümleyi iyi anlamakla eleyebiliriz aslında. Soru kökünde ''Mayalar, homojen değildir'' diyor zaten yani Mayalar farklı gruplardan oluşmuştur diyor ve soru kökünde ''Though'' var; ama D seçeneğinde de zaten aynı şeyi söylüyor, farklı gruplardır diyor kısacası zıtlık oluşturmuyor E) Mayaların, hiçbir zaman homojen (mütecanis, türdeş) bir grup olmamasına rağmen mücevherleri ve eserleri özenle resmedilmiştir. İlk olarak dikkat edilmesi gereken nokta E seçeneği present perfect ile kurulmuştur bunun dışında yine anlam ilişkisi yok soru köküyle E seçeneği arasında A) Mayaların, hiçbir zaman homojen (mütecanis, türdeş) bir grup olmamasına rağmen aynı yaratılış mitine inanıp birçok benzer tanrıya taptılar. Fazla söze ne hacet..... A seçeneği doğru olsa gerek ![]() |
|
#6
| ||||
| ||||
| Once rarely found in newsrooms, ----- A) each radio and television station and daily newspaper will have subscribed to one or more wire services B) the news editor will also assign headline sizes to be written on the various stories as they are edited throughout the night C) a very small newspaper or radio station may have a reporting staff consisting of one or two persons D) the reporter’s task could have been to present information, not to pass judgement on it E) women now comprise about half of the news-editorial staffs of America’s daily newspapers İnceleme: Soru kökünü çevirmekle işe başlayalım. ''Once rarely found in newsrooms'' tam olarak '' Haber merkezlerinde bir zamanlar nadiren bulunan...'' dır diyebiliriz. Burdaki ''once'' bir zamanlar anlamında bir zarftır ve çeviriden de anlaşılacağı gibi bu bir relative clause'un kısaltılmış halidir. Burdaki ''once''ı adverbial clause'da kullanılan ''once'' ile karşılaştırmayalım, hem o ''once'' -bildiğim kadarıyla- çok fazla kısaltılmaz hem de kısaltısın diyelim çevirdiğimiz zaman pek mantıklı olmuyor : '' Bir zamanlar haber merkezlerinde nadiren bulunur bulunmaz'' gibi bir ifadeye ulaşırız ki dediğim gibi o da pek uygun görünmüyor. Bir zamanlar dediğine göre geçmiş bir zamandan bahsediyor ve relative clause'un kısaltılmış hali olduğuna göre doğru seçenek de bu ksıaltmaya uygun bir şeyle başlamalı A) Haber merkezlerinde bir zamanlar nadiren bulunan her bir radyo ve televizyon istasyonu ve günlük gazeteler, bir ya da daha fazla haber ajansına abone olmuş olacaklar Çeviriden gayet açık neden olamayacağı B) Haber merkezlerinde bir zamanlar nadiren bulunan haber editörü ayrıca çeşitli hikâyelerde yazılmak üzere manşet boyutlarını da belirleyecektir İlk olarak ayrıca (also) işi bozuyor. Bir de soru kökündeki ''once'' ile uyum sağlayan bir ifade A seçeneğinde de olduğu gibi burda da yok C) Haber merkezlerinde bir zamanlar nadiren bulunan çok küçük bir gazete ve radyo istasyonu, bir ya da iki kişiden oluşan bir haber personeline sahip olabilir Bunu da çevirince rahatlıkla anlaşılabiliyor neden olamayacağı D) Haber merkezlerinde bir zamanlar nadiren bulunan muhabirin görevi, bilgi sunmak olabilirdi, onun üzerinde hüküm vermek değil. E) Haber merkezlerinde bir zamanlar nadiren bulunan kadınlar, günümüzde Amerika gazetelerinin haber kadrosunun nerdeyse yarısını oluşturuyor Görüldüğü gibi soru kökündeki ''once'' ile bu seçenekteki ''now'' bir uyum içinde denebilir; bu yüzden doğru seçenek E olsa gerek ![]() |
|
#7
| ||||
| ||||
----regulate the life of a society, general and legal rules are set down in written form by the highest legislative authority of a country. A) Due to B) In order to C) With reference to D) Contrary to E) With regard to Bugün incelenmesi kolay bir soruyu seçtim sanırım ![]() İnceleme Seçeneklere şöyle hemen bir göz atıp seçenekten sonraki ifadeye baktığımız zaman seçeneklerdeki ifadelerden sonra gelecek ifadenin nasıl olması gerektiğini bilmeliyiz, o zaman Due to: -den - dan dolayı demektir ve sebep-sonuç ilişkisi içinde kullanılır. Kendisinden sonra ''gerund'' ister ve bazı kaynaklarda dile özen gösterenlerin ''due to'' yu sadece ''to be'' fiilinden sonra kullandığı söylenir. Bunlara ek olarak ''due to'' ile kullanım ve anlam benzerliği gösteren birkaç ifadel şunlardır: ''because of, owing to, on account of ...''. Eğer due to ile birlikte ''the fact that'' de kullanırsak o zaman bu ifadeden sonra tam bir cümle gelir Her irresponsible behaviour is due to her mother's being too permissive Her irresponsible behaviour is due to the fact that her mother is too permissive In order to: Amacıyla demektir, amaç-sonuç ilişkisi içinde kullanılır ve kendinden sonra yalın bir fiil gelir. So as to ve sadece ''to'', ''in order to'' ile aynı anlamdadır ve aynı kullanıma sahiptir. Eğer bir kişi de belirteceksek bu, şu şekilde olur: In order for him to pass the exam ...'', '' Onun sınavı geçmesi için ....'' demektir. Bu yapı, ''so as to'' ile kullanılmıyor sanırım ya da en azından ben hiç karşılaşmadım . Amaç bildiren diğer ifadeler ''So that, in order that ve for the purpose that'' tir; ama bunlar beraberinde bir cümlecik ile kullanılır yani ''So that he can pass the exam, he has to study hard.''With reference to, with regard to: İlgili olarak, hakkında, ilişkin, binaen demektir ve kendilerinden sonra ya bir isim ya da gerund gelir Contrary to: Aksine demektir ve kendisinden sonra isim gelir. Contrary to some beliefs, this belief is really wide-spread Aksine anlamında ve aynı kullanımda ''in contrast to'' da vardır. Bunların dışında bir nevi bağlaç görevi üstlenen ''On the contrary, quite the contrary, in contrast, by (sharp) contrast'' ifadeleri de vardır Bu bilgilerden sonra sorumuza dönelim. Boşluktan sonraki kelime yalın bir halde ''---regulate the life....''; bu yüzden yukardaki açıklamaların ışığında doğru cevabımız ''in order to'' olsa gerek. Bir toplumun hayatını düzenlemek için (amacıyla) bir ülkenin en yüksek yasal otoritesi tarafından yazılı bir şekilde genel ve kanuni kurallar konur ![]() |
|
#8
| ||||
| ||||
| During its Classical period (250 - 950 A.D), the Maya civilization reached a zenith. ----. Then, between about 750 and 950 A.D, their society was drastically reduced. The Maya abandoned what had been densely populated urban centres. The demise of Maya civilization remains one of the great antrapological mysteries A) The Maya ultimately depended on the seasonal rains to replenish their water supplies B) Scholars have advanced a variety of theories from internal warfare to intrusion C) At this peak, around 750 A.D., the population may have topped 13 million D) It is significant that the history of the Maya was so closely tied to environmnetal constraints E) Althoug the Classic Maya civilization disintegrated, the descendants continue to populate the same region today İnceleme: Hep denir ya paragrafı çözebilmek için anlamak lazım. Gerçekten öyle Paragrafı okurken eğer üzerinde fazla düşünmeden İnglizcesine fazla takılmadan doğrudan Türkçeye çevirerek yapabiliyorsanız ( tabii doğru bir çeviriyle) ne ala!. Bu, işinize çok yarar fikrimce. Yani İngilizcesini okurken bir yandan da Türkçeye çevirirseniz yani eşzamanlı olursa bu iş, zamandan tasarruf edersiniz ve rahatlıkla anlayabilirsiniz. Bilindik birkaç şeyi tekrarlayalım yani malumu ilam yapalım : Paragraf bir bütün olarak ele almakla beraber daha çok dikkat edilmesi gereken yerler, boşluktan önceki ve sonraki yerlerdir. Bir önceki cümle ile bir sonraki cümle arasına koyacağımız cümle bu iki cümleye geçişi tam olarak sağlıyor mu? Genel itibariyle tense uyumu var mı? Paragraf genel mi yoksa özel mi bir şeyden bahsediyor? Koyacağımız seçenek paragrafın bu genelliğine ya da özelliğine ne kadar uyuyor? Bunlara cevap oluyorsa seçeceğimiz seçenek durmayın seçin o seçeneği. Türkçeyi kullanma gücü nerdeyse her yerde olduğu gibi paragraf tamamlamalarda da karşımıza çıkıyor. İnglizce paragraf sorularının Türkçe paragraf sorularından tek farkı, fikrimce, İngilizce olmasıdır ![]() M.Ö. klasik döneminde Maya medeniyeti, en parlak devrine ulaştı. ----. Sonra, M.Ö. 750 ile 950 yılları arasında toplumları, fena bir halde düştü. Maya'lar yoğun bir şekilde nüfuslanmış şehir merkezlerini terk ettiler. Maya medeniyetinin sonu, büyük antropolojik gizemlerden biri olarak hala durmaktadır. Paragrafta Maya'ların zirveye çıktıkları dönemle dağıldıkları dönemin arası çok kısa bir şekilde anlatılmış ve sonlarının nasıl geldiğinin bilinmediği söylenerek paragraf bitirilmiş. Boşluktan önce en parlak dönemden boşluktan sonra da Maya'ların kötü bir şekilde düşmesinden bahsedilmiş. Seçeneklerde bize lazım olan en uygun geçişi sağlayan bir ifaededir. A) Maya'lar, sonunda, su kaynaklarını sağlamak amacıyla mevsimlik yağmurlara muhtaç oldular. M.Ö. klasik döneminde Maya medeniyeti, en parlak devrine ulaştı. Maya'lar, sonunda, su kaynaklarını sağlamak amacıyla mevsimlik yağmurlara muhtaç oldular. Sonra, M.Ö. 750 ile 950 yılları arasında toplumları, fena bir halde düştü. Maya'lar yoğun bir şekilde nüfuslanmış şehir merkezlerini terk ettiler. Görüldüğü gibi. Seçenekteki ultimately ifadesine dikkat edilirse de sorun çözülebilir aslında. Mevsimlik yağmurlara muhtaç olmaları bir anda şehirlerini terk edecekleri anlamına gelmez B) Bilginler, iç savaştan işgallere kadar birkaç teori geliştirdiler. Paragrafta anlatılanla bu seçenek arasında hiçbir bağ yok yani en azından o boşluğa hiç uygun değil C) Bu zirvede (yani en parlak dönemlerinde), M.Ö. 750'de, nüfusları, 13 milyonu aşmış olabilir. Doğru seçenek bu olsa gerek. M.Ö. klasik döneminde Maya medeniyeti, en parlak devrine ulaştı. Bu zirvede (yani en parlak dönemlerinde), M.Ö. 750'de, nüfusları, 13 milyonu aşmış olabilir.. Sonra, M.Ö. 750 ile 950 yılları arasında toplumları, fena bir halde düştü. Maya'lar yoğun bir şekilde nüfuslanmış şehir merkezlerini terk ettiler. At this peak ile ''zenith'e gönderme yapılıyor. Zenith, at this peak ve then ifadeleri bir sıralamaya işaret ediyor D) Maya'ların tarihinin çevresel kısıtlamalara bu kadar yakından bağlı olması önemlidir. İlk olarak bu cümle bu makaleyi yazan yazarın bir yorumu gibi ve ayrıca boşluktan önce herhangi bir şekilde çevresel kısıtlamalardan bahsetmiyor E) Klasik Maya medeniyeti parçalanmış olsa da Maya'ların torunları aynı bölgede hala yaşıyor. Boşluktan önce ve boşluğun hemen sonrasında parçalanmadan falan bahsetmiyor; ayrıca torunlarıyla bizim işimiz yok paragrafın herhangi bir yerinde bundan söz edilmiyor. ![]() |
| Aşağıdaki 5 kullanıcı bu güzel mesaj için T.D isimli üyemize TEŞEKKÜR ediyor: | ||
|
#9
| ||||
| ||||
The poet Robert Browning was lucky in his parents. His father, who (19) ----in a bank, was a man (20) ----genuine intelligience, who owned a library of six thousand volumes and seems (21) ---- them all. His mother, (22) ---- was a devoutly religous woman, gave Robert a tenderness and optimism he would need (23) ---- in life. 19- A) having been employed B) has been employed C) has employed D) was employed E) will be employed 20) A) from B) about C) for D) in E) of 21) A) reading B) to read C) to have read D) to be reading E) have read 22) A) which B) who C) whose D) that E) whom 23) A) never B) hardly C) scarcely D) frequently E) fairly İnceleme: Cloze test denilen bu test türünü ilk olarak aha bu adam tarif etmiştir Kelime, phrasal verb, dilbilgisi ya da prepositionlar gibi bilgileri bir paragrafta ölçmeyi amaçlar. Tek başına sorulan kelime, dilbilgisi soruların farkı da budur işte yani bir bütün içinde hepsini birden sorgulaması. Tek başına sorulan bir dilbilgisi sorusunda sadece o soru kökünü anlamak yeterken cloze testte sorulan bazı soruları paragrafın genelini anlamadan çözemeyebiliriz. Parçada Robert adında bir şairin anne ve babası yönünden ne kadar da şanslı olduğundan bahsediliyor. Babasının bir bankada çalışan bir dahi olduğundan ve 6 bin ciltlik bir kütüphaneye sahip olduğundan ve bu kitapların hepsini okuduğundan bahsediliyor. Annesinin çok sofu biri olduğundan ve Robert'ın ihtiyacı olan şeyi verdiğinden bahsediliyor. 19- Paragraf simple past ile anlatılmış ve seçeneğe gelecek şıkkımız da buna uygun olmalıdır. Bunun dışında ''employ'' fiili, çalıştırmak, istihdam etmek manasındadır paragraftan anladığımız üzere babası bankada çalışan konumundadır; bu yüzden doğru cevabımız ''was employed'' olacak. ''Having been employed'' bir kısaltmadır, passive olduğuna bakmayın, boşluğa hiçbir kısaltma gelmesine gerek yok. Eğer ''who'' olmasaydı bu seçenek düşünülebilirdi. Present perfect ve future, paragrafta anlatılan durum past olduğu için uygun olmaz 20- Sorumuz bir edat sorusu. ''A man ----genuine intelligence.''. Boşluktan öncesi ve sonrasında da isim var. Bizden istenen şöyle bir yapı. ''Hasan, tam bir akıl adamıdır. O, güven adamıdır, kararlılık adamıdır'' gibi bir yapı. Mesela a man of determination bu yapıalrdan nasıl bir şey olduğunu çıkarabiliriz aslında; bu yüzden doğru seçenek ''of'' olsa gerek 21- ''Seem''den sonra gelen fiilin hangi yapıda olması gerektiği sorgulanmış. İlk olarak ''seem''den sonra infinitive gelir; bu yüzden A ve E seçenekleri elenir. Evet infintive gelecek; ama gelen infinitive nasıl olacak, perfect mi progressive mi yoksa present mı? Paragraf hangi tense ile anlatılıyordu? Simple past değil mi? ''Seem'' fiili hangi zamanda kullanılmış? Simple present, o zaman bize pastlığı vurgulayacak bir yapı lazım o da ''to have read''dir. ''to read'' neden olmaz? Çünkü dediğimiz gibi bu, simple presentlık bildirir oysa babası bu kitapları geçmişte okumuş olmalı. Eğer ''seems'' değil de ''seemed'' olsaydı yani bu fiil simple past olsaydı o zaman ''to read'' düşünülebilirdi; çünkü o zaman simple pastı vurgulamaya gerek kalmayabilirdi. ''To be reading'' neden olmaz? Çünkü, bu yapı present progressive'dir. 22- Sorumuz relative clause sorusu, tanımlayacağımz isim ''his mother''; bu yüzden boşluğa gelecek pronun non-restrictive (non-defining) olacak; dolayısıyla cevabımız who olmalı Whom neden olmaz? His mother, whom he dedicated his book to, was really devout. Whose neden olmaz? His mother, whose advice profundly affected him, was really devout. That neden olmaz? Çünkü bu cümle bir non-restrictive relative clause'dır Which neden olmaz? Tanımlanan isim his mother'dır 23- Hani yukarda demiştim ya bazı close test sorularını bütün parçayı anlamadan çözemeyiz diye işte bu soru da öyle bir soru sanırım. Paragrafın ilk cümlesinde Robert Browning, anne ve baba yönünden çok şanslı olduğundan bahsediliyordu ve paragrafın geneli de bunu açıklamaya yönelikti.Son cümlede de annesinin Browning'e hayatında sık sık ihtiyaç duyacağı bir iyimserlik ve şefkat verdiğinden bahsediliyor. Buna göre: Never, scarcely ve hardly olumsuzluk bildirir, fairly ''oldukça'' demek olup genel itibariyle sıfatları ve zarfları derecelendirir; oysa burdaki fiil. Cevabımız ''frequently'' olsa gerek ![]() Not: Eğer herhangi bir isteğiniz ya da şikayetiniz varsa bunu bana lütfen bildirin Konu T.D tarafından (07-03-08 Saat 15:42 ) de değiştirilmiştir. |
| Aşağıdaki 3 kullanıcı bu güzel mesaj için T.D isimli üyemize TEŞEKKÜR ediyor: | ||
|
#10
| ||||
| ||||
(1) Folk ballads were songs sung by the common people of England. (2) Their origins remain a mystery. (3) Most seem to have been composed between 1200 and 1500, while there has been much argument, no one is exactly sure how they were created. (4) The ballad form does not allow elaborate detail in plot, setting or character. (5) Present-day theories suggest that many were invented by local minstrels, descendants of Anglo-Saxons, who entertained the humble people of a village by making up songs. A) 1 B) 2 C) 3 D) 4 E) 5 İnceleme: Irrelevant sentence’larda yapmamız gereken diğer paragraflarda olduğu gibi anlam bütünlüğünü yakalayabilmektir. Yazarın konuya bir bakış açısı vardır ve bu bakış açısından sapmaz. Eğer paragrafımız herhangi bir konunun özel durumundan bahsediyorsa diğer cümleler de bu özel durumla ilgili olmalıdır. Eğer genel bir durum ise de bu genellikten dışarıya çıkmaz. Türkçeyi kullanma gücü, Türkçeyi kullanma gücü, Türkçeyi kullanma gücü Sorumuzda İngiltere halkının söylediği ‘’folk ballads’’tan ve bunların kökenlerinin bilinmediğinden ve kökenlerine dair kuramlardan bahsediliyor. (1)Folk balatlar, İngiliz halkı tarafından söylenen şarkılardı. (2) Kökenleri, hala bilinmiyor. (3) Çoğunluğu, 1200 ile 1500 yılları arasında bestelenmiş gibi görünüyor, pek çok tartışma olmasına rağmen kimse tam olarak emin değil bunların nasıl oluşturulduğundan. (4) Balat biçimi, kurguda ve karakterlerde ayrıntıya izin vermez. (5) Günümüzdeki kuramlar, pek çoğunun Anglo-Saksonların torunları olan, köylüleri şarkılar uydurarak eğlendiren yerli âşıklar tarafından üretildiğini gösteriyor. Gördüğümüz gibi birinci cümlede İngiliz halkının söylediği şarkılara verilen adın Folk Ballads olduğundan, ikinci cümlede tam olarak ne zaman üretilmeye başlanıldığının bilinmediğinden, üçüncü cümlede hangi yıllar arasında üretilmiş olabileceğinden ve ikinci cümlenin destekleyicisi olabilecek bir ifade olan kimsenin balatların nasıl oluşturulduğundan emin olamadığından ve 5. cümlede ise bugünkü teorilerin balatların kökeni hakkında ne dediğinden bahsediyor. Yani esas olarak paragrafta bahsedilen İngiliz halkının söylediği balatlar; oysa 4. cümlede genel olarak balat biçiminden bahsediyor ve görüldüğü gibi bu cümle paragrafın konu bütünlüğüne aykırıdır. Doğru cevap D olsa gerek ![]() |
| Aşağıdaki 2 kullanıcı bu güzel mesaj için T.D isimli üyemize TEŞEKKÜR ediyor: | ||
![]() |
| Tags |
| analizleri, çözümlemeleri, soru, üds |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | Bu Konuyu Değerlendir |
![]()
| |
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | cevap | Son Mesaj |
| 2010 Mayıs KPDS sorularının analizleri | SeyfiHoca | KPDS Forumu | 4 | 08-05-10 13:00 |
| 2009 Kasım KPDS Soru Analizleri | SeyfiHoca | KPDS Forumu | 27 | 06-05-10 14:30 |
| Yazık 2010'culara soru yok ortamda hadi soru çözmeye!!! | kutena | LYS-5 Kelime Soruları | 10 | 02-08-09 16:36 |
| 2006 YDS soru analizleri ( by courtesy of Mr Pedantic) | Barakuda | LYS-5 Forumu | 5 | 14-04-08 22:01 |
| Cümle analizleri 1 | Nebukadnezar | Intermediate | 16 | 11-01-08 19:51 |