Toplam 4 sonuçtan 1 ile 4 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Dilimize girmiş yabancı kelimeler

  1. #1
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    11,407
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    141

    Dilimize girmiş yabancı kelimeler

    Dilimize girmiş yabancı kelimeler

    Kaplıca sözcüğü kaplı ve ılıca sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur.
    *ılıman sözcüğü sanıldığı gibi ılı- f ilinden değil ;liman isminden gelmektedir. Ancak sözcüğün ılıman hale gelişinde ılı- fiilinin bir baskısı olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır.
    *çirkef sözcüğü Farsça çirk (pis) ab(su) sözcüklerinin birleşiminden gelmektedir.
    *Hoşaf sözcüğü hoş ab sözcüğünden gelmektedir.
    *Seksen ve doksan sözcükleri sekiz on ve dokuz on sözcüklerinin birleşiminden gelmektedir.
    *altmış ve yetmiş sözcükleri de altı ve yedi sözcüklerinin üzerine miş yani on anlamına gelen kelimenin eklenmesi suretiyle oluşmuş birleşik bir sözcüktür.
    *oğlak sözcüğünün kökü oğuldur.
    *Avrupalılar yoğurt ve ayranı Türklerden öğrenmişlerdir.Bu kavramlara karşılık kullandıkları sözcükler de Türkçedir.
    *Bilezik sözcüğü bilek ve yüzük sözcüklerinin birleşiminden gelmektedir.
    *böyle şöyle sözcükleri ve şu sözcüklerinin üzerine ile edatının eklenmesi suretiyle oluşmuş birleşik bir kelimedir.
    *çeyrek sözcüğü aslen Farsça bir sözcüktür.Aslen Farsça çahar(dört)yek (bir) sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur.Sözcüğün anlamı da zaten dörtte bir demektir.
    *cıncık sözcüğü, aslen inci sözcüğünün başına 'c' sesi getirilmesi ve inci boncuk deyimindeki boncuk sözcüğünün sonundaki 'k' ünsüzünün de inci sözcüğüne eklenmesi suretiyle oluşmuştur
    *Domates sözcüğü aslen Meksika dillerinden olan Aztekçeye ait bir sözcüktür.orijinali de tomatı biçimindedir.
    *Zerdali sözcüğü aslen Farsça bir sözcüktür, orijinali zerd-i alu (sarı erik) dir.
    *Şeftali de aslen Farsça bir sözcüktür.Orijinali şeft-i alu biçimindedir.Anlamı ise etli erik demektir.
    *Panjur sözcüğü abajur kelimesinin bozulmuş biçimidir.
    *Salatalık kelimesi İtalyanca insalata kelimesinden gelmektedir. Anlamı ise tuzlu demektir. Salatalığın da sının sudan oluşması ilginçtir.
    *Milli kelimesi aslen Arapça bir kelimedir ve anlamı şeriata ilişkin, şerri anlamındadır.Türkçede ise milli kelimesi ulusal anlamındadır.
    *Aslen Türkçe bir kelime olan savcı ilk olarak söz getirip götüren anlamında kullanılmış, İslamiyet'e geçince peygamber anlamında kullanılmıştır.Günümüzde ise bir hukuk terimi olarak kullanılmaktadır.
    *Türkçedeki yıldız kelimesinin sinema sanatçısı olarak kullanılması Fransızcanın etkisiyle olmuştur.
    *Fransızcada tulipe İngilizcede tulip İtalyancada tulipa Portekizcede tulipa Almancada Tulpe sözcükleri lale anlamına gelmektedir.Bu sözcüğün de şöyle bir hikayesi vardır:Hollandalı A.G. Busneck , 16. yy ortalarında Edirnede gördüğü laleye (anlamından dolayı olsa gerek) tülbent (eşarp) demiştir ve tüm Avrupada adı bu şekilde yayılmıştır.Kullanmakta olduğumuz bu sözcük de aslen Farsça bir kelimedir.Orijinali dil-bent dir. Asıl anlamı ise gönül bağlayandır.
    *Amerikan Para birimi dolar, Alman özel adıdır.da Almanyada Joachimstal maden ocağından çıkarılan gümüşten döktürülen bir sikke joachimstaler adıyla anılmıştır.Dolar da adını buradan almıştır.
    *İzmir Güzelyalının ilk adı Kokaryalıdır.
    *Giresun şehrinin asıl orijinal biçimi Kerasos (kirazlık) tır.Daha sonra Kerasos~ Kerasonde~Kerasunt~ Giresun biçiminde bir gelişim izlemiştir.
    *Doğu Karadenizdeki Tirebolunun orijinal biçimi Tripolistir. Üç şehir anlamına gelmektedir.
    *İstanbulun orijinal biçimi Eis ten polin Yunanca şehre doğru anlamındadır.Her ne kadar Evliya Çelebi İslam bola dayandırsa da bu doğru değildir.
    *Bolunun orijinal biçimi polis dir.Polis Yunancada şehir demekti.
    *Denizlinin çevresinde hiç deniz yokken bu şehre neden bu isim verilmiştir hiç merak ettiniz mi? Aslen 14. 15. yüzyıllarda bu şehre Tonuzlu(domuzlu) deniyordu.Daha sonraları halkın bu ismi pek estetik bulmamasından olacak şehrin ismi Denizli biçimine çevrilmiştir

    Türkçeye benzeyen ama gerçekte başka dilden gelmiş olan sözcükler:
    Bu bölümde işlenen sözcükler, başka dillerden dilimize girmiş ama Türkçe kök ya da sözcüklerden türemişe benzer bir hale sokularak (o türkçe sözcüğün anlamını taşımasa bile) kullanılagelmiş sözcüklerdir. Bunların çoğu, geniş bir kesim tarafından Türkçe sanılmakta; hatta bir bölümü de Türkçede çağrıştırdığı anlamda - hatalı biçimde - kullanılmaktadır. Benim bu sözcükleri araştırmamdaki ana dürtüler de zaten sözcüklerle uyumsuz olan Türkçe anlamlardı. Bunlar arasında, son dönemlerde birçok komşudan duyduğum "kardolabı" lafı (gardrop demek istemişler), bu işin bazen ne kadar abartıldığına çok ilginç bir örnek!.. Daha sık kullanılan diğer sözcükleri aşağıda veriyorum. Bunların yanına, geldiği dilden dolayı şaşırtıcı olan yabancı kökenli bazı diğer sözcükler ekliyorum:


    1- metelik: Sondaki -lik eki, türkçe sözcük çağrışımı yapıyor; "yemeklik yağ"daki gibi... Aslı ise batı dillerinden geliyor: İngilizce'de, metallic; yani metal para... Biz kullanırken baştaki bölümü de bir türk ismiyle (mete) değiştirip kullanagelmişiz.

    2- isterik: Biliyorum ki birçok kişi bu hatalı biçimiyle kullanmıyordur bu sözcüğü. "Histeri" nöbetlerine tutulan kişinin aldığı sıfattır ve ingilizcede "histerical" denir. Başarısızlığa ve bir şeyi elde edememeye dayanamama ve aşırı sinirlenme gibi (ruhbilimci değilim) etkileri olan bir ruh hastalığı olan kişi "histerik" olarak anılır. Oysa Türkçe'de "isteme" ile bağ kurulması ve "bir şeyi çok isteyen" anlamında kullanılması da çok yaygındır. Hatta bazen, "isterik kadın" lafı oldukça aşağılayıcı bir mantıkla kullanılır.

    3- bendeniz: Bu sözcüğün ne "ben" adılıyla, ne de "deniz"le bir ilgisi vardır; ancak sondaki "-niz" eki Türkçe'dir. "Bende", Farsça'da, "kul, tutsak" demektir. Yani kişi kendini sunarken - eski dönemlerin aşırı nezaketiyle -, "Ben kulunuz X kişi," diye sunar ya; bu da öyle konuşmalarla geçmişten günümüze gelmiş. Bu açıklama gösteriyor ki, "Ben bendeniz X kişi," demek doğru olur ve yalnız kendimizi değil başkalarını da, "Bu da naçizane bendeniz Y," diye sunabiliriz (tabii Y'nin affına sığınarak). Neyse, bu sözcüğe bu kadar açıklama fazla bile...

    4- kaldırım: Bunun "kaldırmak" ile bir ilgisi var gibi görünse de (otoyolun yükseğinde olması açısından), asıl kökeni Rumca'dır. Rumca'da "kali", "iyi" anlamındadır (kalimera: günaydın, iyi günler). "Dromos" (sondaki "s" genelde okunmaz) ise "yol" anlamını taşır. Yani kali-dromos: iyi-yol; yani yürümeye elverişli, taşsız, tozsuz, çamursuz yol...

    6- lahmacun: Bu sözcüğün "macun"la ilgisi dolaylıdır. Arapça'da "acin" yoğrulmuş (macun o kökten gelir), "lahm" ise "et" demektir. Lahm-i acin: yoğrulmuş et...

    7- boğa yılanı: Bu yılan, avını boğarak öldürmesi ve belki de boğa gibi iri ve güçlü olmasından dolayı, ismi Türkçe sanılmaya oldukça yatkın olan ilginç bir örnektir. Oysa aslı, şimdi kesinlikle hatırlayamayacağım bir Afrika dilinden geliyor: boa... Sondaki "yılanı" sözcüğü gereksiz... Kobra, piton der gibi, boa!..

    8- vapur: İngilizce "vapour" (buhar) sözcüğünden geliyor. Önceleri buharlı gemilere verilen ingilizce isimden... Aslında, dilimizde batı dillerinden uyarladığımız sözcüklerin genelde fransızca okunuşunu kullandığımızdan bunu da "vapor"dan uyarlamışız.

    9- anahtar: Bu sözcüğün kökü, yunanca "anihto" (açmak) eylemidir. "Anihtiri" ise "açmaya yarayan" anlamındadır; yani "anahtar"... Yunanca kökenli sözcükler aslında dilimize Anadolu'da konuşulan ("konuşulmuş olan," demek daha doğru olur sanırım) Rumca'dan geçmiştir. Gerçekte iki dil biririne çok benzese de, Rumca'daki birçok sözcük Yunanlar'ca bilinmez. Bu yüzden bu sayfalardaki birçok grekçe sözcüğe "Yunanca kökenli" demek yerine "Rumca kökenli" demeyi yeğleyeceğim. Bu durumda ise "Anadolu Rumları'nın dili" anlaşılmalıdır.

    10 - kilit: Yine Rumca'daki "kleo" (kapatmak) eyleminden türeyen "kleidi" ("klidi" diye okunur; "kapamaya, kilitlemeye yarayan" anlamında...) sözcüğünden gelmektedir.

    11. safsata: Yunanca'daki "sophistes" bilgili, bilgisi olan anlamına geliyor. Türkçe ve Arapça'da ise "gereksiz söz" anlamında kullanılıyor.

    12. entel: Tabii ki bu sözcük batı dillerindeki "intellectual" sözcüğünden bozularak "toplumdan tümüyle kopuk, bilgisini yalnızca biliyor görünmek için edinen kişi" anlamında kullanılıyor. Gerçek anlamı ise, "birçok konuda bilgili olan"dır (sıfat).

    13. kapuska: Slavca'da "lahana" demektir. Bizde ise "kıymalı lahana" yemeğine denmektedir.

    14. karyola: Bizde genelde yatağın üzerine serildiği, genelde metalden yapılan ayaklı mobilya anlamına geliyor. Oysa gerçek anlamı "el arabası"dır (carriola: İtalyanca). İtalyan gemicilerden bizim kullanımımıza geçti; gemicilerin kullandığı taşınabilir tekerlekli yataklara denir;kökü "taşımak"tır (carri).

    15. ameliyat: Arapça'daki "amel" (iş, eylem) sözcüğünden geliyor. Gerçek anlamı, "işlemler, eylemler"dir. Bizde ise, "yetkili uzmanın hastaya uyguladığı işlem" (genelde cerrahi) olarak anlaşılır.

    16. serbest: Gerçek anlamı "başı bağlı"dır (ser:baş, best:bağlı). Ancak sanırım bizde yanlış olarak kullanılıyor; gerçeği "serbes" (başıboş) olsa gerektir. Yine de bizdeki anlamı tam karşılamıyor. Biraz karışık bir durum yani...



    18. gebermek: Türkçe'de eski anlamı "şişmek" idi. Şimdi ise ölmenin kaba bir tabiri oldu. Ölüp beklemiş hayvanların şişmesinden geliyor olsa gerek. (Gebe ve göbek sözcükleri de aynı kökten geliyor)




    22. sosyete: Bizim kullandığımız söyleniş Fransızca'dan alıntı... Anlamı "topluluk"tur. Bizde önceleri "yüksek sosyete" denen zengin tabakaya sonradan kısaca "sosyete" denmeye başlanmıştır.

    15. kokona: Yunanca "kokkona"dan geliyor ve gerçek anlamı "Hristiyan kadın"dır. Bizde ise giyimi ve süslenmesi aşırıya kaçan (yorumu yapanların düşüncesi böyle) yaşlı kadınlar nedense bu biçimde anılıyor.

    23. tuvalet: Yalnız bizim dilimizde değil, birkaç dilde daha "hela"ya verilen isim... Aslı, Fransızca "toilette"tir ve "temizlik" anlamına gelir. "Tuvalet kağıdı" ve "tuvalet masası" temizlikle ilgili şeylerdir. "Tuvalet kağıdı"nı referans alarak mekana "tuvalet" ismini vermek yalnız bizim bulışumuz değil... Yunanlar da bunu başarmış. (Yeri gelmişken... "Yunanlı" diye bir ulus yoktur dünyada.)


    25. don: Elbette ki "giysi" anlamına geliyor ama "külot"un argosu yapılmış. Zaten ne zaman ki bir sözcüğün yabancı dildeki karşılığı "moda" olur, Türkçesi giderek argolaşır.


    26. Köstebek: gözsüz tebek sözcüklerinin birleşiminden oluşmaktadır.
    Ilıman: liman sözcüğünün Türkçede bozulmuş şeklidir. ılı- fiiliyle bir bağı yoktur

    İngilizce;

    tost (toast)
    sprey (spray)
    tişört (T-shirt),
    teyp (tape recorder'dan),
    lider (leader),
    miting (meeting);

    ingilizceden türkçeye girmiş sözcükler

  2. #2
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    11,407
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    141
    Devlet Büyüklerini Sözlük Kullanarak Anlıyoruz Neden?



    Görsel basında bazı devlet büyüklemizin konuşmalarını daha etkili kıldığını sanarak inatla kullandıkları yabancı kelimeler, insanlarımızın sözlük kullanmadan onları anlamalırını imkansızlaştırdığı gibi dilimizide katletmektedir.Bütün devlet büyüklemize (kimbilir belki internette gezinirken siteme rast gelirler) sesleniyorum, üst rütbedeki kişiler bu yanlışları yaparsa normal vatandaşlarımızın yaptıkları normal karşılanmazmı?
    Devlet büyüklerimizin yabancı dil inadından vazgeçip, dilimizi titizlikle kullanmalarını umarak, sözylenen bazı ”yabancı” kelimeleri ”yabancı” kalmamanız için türkçe karşılıklarını veriyorum:
    kabine > vekiller heyeti > bakanlar kurulu
    Gördüğünüz gibi ”kabine” sözcüğünün dilimizde iki karşılığı olduğu halde yeterli gelmemiş Fransızcaya başvurulmuş.
    Aynı şekilde yine dilimizde iki karşılı olan ”parlamenter” sözcüğü gibi:
    parlamenter(fr.) > mebus > milletvekili
    ve diğerleri…
    media > basın-yayın > matbuat
    sosyal > toplumsal > içtimai
    komünikasyon > iletişim > muharebat
    ”Legal” kelimesininde dilimizde tam üç karşılı olduğu halde ısrarla kullanılmaktadır:
    legal > yasal > hukuki > kanuni
    parlamento > meclis
    problem > sorun > mesele
    metot > yöntem > usul
    minimum > en az > asgari
    maksimum > en çok > azami
    alternatif > seçenek
    aktivite > etkinlik > faaliyet
    kaos > karmaşa
    consensus,konsensus > mutabakat
    koordinasyon > eşgüdüm
    koloni > sömürge > müstemleke (Arp.)
    komisyon > komite > yar kurul > encümen > kurul
    kongre > kurultay
    direktör > yönetmen > müdür
    organizasyon > örgüt > teşkilat

    ”Performans”ınız Çok Düşük



    Bu günlerde ”popstar” , ”dansedermisin” benzeri seçici kurul önünde yapılan yarışmalarımıza buradan seslenmek istiyorum biraz.
    Tek hedeflerinin insanlarımızın mümkün olduğunça dikkatini çekip yarışmalarının ”reytin”ini yükseltmek olduğunu biliyorum.Ama belkide böyle bir konuda içlerinde duyarlı olabilecek kişiler vardır.
    Bu yarışmalar ilk başladığından itibaren seçici kuruldaki yabancı dil meraklısı bir insanımız yarışmacıların başarısını değil ”performan’’sını değerlendirmeye başladı.Performans artık size hiçte yabancı gelmiyor biliyorum çünkü bu yarışmanın akabinde devam eden yarışmalar bu kelimeye hemen ısındı.Fransızca da ”performance” başarım anlamındaki bu kelimeyi,karşılığı olduğu halde dilimizde sokma başarısını gösteren türkçemizi hiçe sayan insanlarımızı tebrik ediyorum!…
    Mutlaka içlerinden birkaçı Fransaya gitmişlerdir.Acaba Fransada siz çok başarılısınız kelimesini duydularmı hiç?

    Futbol Terimlerinin Dilimize Giren Yabancı Kelimeleri ve Türkçe Karşılıkları (Futbol Terimleri)



    Futbol terimlerinin türkçe karşılıkları(sağdakiler türkçesi):
    half back:hafbek
    Frikik:serbest vuruş
    Corner:köşe vuruşu
    ”Fault” kelimesi ingilizcede hata demektir ve dilimize ”Faul” olarak geçmiştir.
    ”Touch” ingilizcede;dokunmak, ellemek, değmek, teğet geçmek, bitişik olmak, yetmek, kırmak, incitmek, etkilemek, para sızdırmak, temas etmek gibi bir çok anlamı vardır dilimizde kullanılan ”Taç” kelimesi sanılanın aksine ingilizceden değil arapçadan dilimize girmiştir ve bir çok anlamı vardır;
    1 . Soyluluk, iktidar, güç veya hükümdarlık sembolü olarak başa giyilen, değerli taşlarla süslü başlık:
    “Tahtlar, taçlar artık tarihe karıştı.”- .
    2 . Gelinlerin başlarına takılan süs.
    3 . Genellikle göz düzeyinden yüksek mobilyaların üstlerindeki kabartmalı, oymalı, süslü bölüm.
    4 . bitki bilimi Çiçeğin dıştan ikinci halkasında bulunan yaprakların hepsi.
    5 . eskimiş Bazı tarikatlarda şeyhlerin giydikleri başlık.
    6. futbolda oyunu kenardan el ile başlatma.
    Defense:savunma
    Forvet:akıncı
    Santra-centerrta saha

    Sizin Şirketin ”CEO’’su Varmı?




    ”chief executive officer”:üstdüzey yönetici.İngilizceden çok şükürki anlıyorum yoksa ”ceo” ne diye soracaktım.Her şirkette ”ceo” olmuyor bazılarında ”genel müdür” bazılarında ”ceo ”oluyor.Benim merakım türkçeden bıktılarmı yoksa soylarında ingilizmi var?Ben ve benim gibi dilimizi korumak için uğraşan edipleri silmeleri kolay oluyor peki ya milyonları?Onlarda çok kolay; bir gazetede başlığı ”Şirketimize ”ceo” aranıyor şeklinde bir iş ilanı vermeleri yeterli.Okurumuz nasılda hemen ısındı bu kelimeye,artık genel müdür yok zihinlerinde.Bana sorarsanız bir şirkette ”ceo” değil ”genel müdür” olmak isterdim evet ikisininde anlamı aynı ama sadece bir tanesi türkçe…

    Dilimize Giren Yabancı Kelimeler

  3. #3
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    11,407
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    141
    Günler:
    1- Pazar:Farsça, Kürtçe & irani diller
    2- Pazartesi: Pazar-ertesi
    3- Salı: Farsça, Kürtçe & irani diller
    4- Çarşamba: Farsça, Kürtçe & irani diller
    5- Perşembe: Farsça, Kürtçe & irani diller
    6- Cuma: Arapça
    7- Cumartesi: Cuma-ertesi

    Aylar:
    1- Ocak: "Ocak" (ateş yakılan yer, ev yuva)
    2- Şubat: Süryanice
    3- Mart: Latince
    4- Nisan: Süryanice
    5- Mayis: Latince
    6- Haziran: Süryanice
    7- Temmuz: Sümer ve ibranice
    8- Agustos: Latince
    9- Eylül: Süryanice
    10- Ekim: Türkçe "ekme" Tarlaların sürülüp ekildiği ay...
    11- Kasım: (Eski Türkçe) Yine de tartışmaya açık..
    12- Aralık: Türkçe'deki "aralık" sözünden geliyor. Tartışılır.

    Renkler:
    1- siyah: Farsça
    2- kahverengi: Anlami açık
    3- gri: Fransızca
    4- kurşuni: Kurşun madeninin renginde
    5- kırmızı: "kırmıs" Arapça olabilir.Böcek ismi.
    6- bordo: Bordeaux: Fransa'da bir şehir
    7- turuncu: meyve renginden; turunc-u...
    8- pembe: Farsça
    9- yeşil: Türkçe'deki "yas" (diri) sözcügünden geliyor. Tartışılır
    10- turkuaz: "Turkuaz" taşının rengi
    11- mavi: Arapça
    12- lacivert: Farsça
    13- yavruağzı: kuş yavrularının ağız rengi
    14- menekşe: Farsça
    15- mor: Arapça
    16- leylak: Yine bir çiçek rengi...
    17- bej: Fransızca
    18- kara: Diğer dillerde o kadar çok anlamı var ki en iyisi hiç bulaşmamak..
    19- haki: Arapça
    20- eflatun: ?



    Devam ediyoruz

    Biz de şöyle bir baksak:

    Çiçek: Farsça (Çeçek)
    Nebat: Arapça
    Sebz: Farsça; yeşil anlamında
    Hububat: Arapça
    Bakla: Arapça
    Bakliyat: Arapça
    Baklava: Arapça
    Gül: Farsça, Kürtçe
    Müge: Fr; Muguet
    Menekçe: Farsça-Kürtçe; Binevş
    Sümbül: Farsça
    Glayöl: Fr-İng
    Lale: Farsça
    Kakûle: Farsça
    Zencefil: Arapça; Zencebil
    Tarçın: Arapça
    Domates: Meksika yerlilerinin dilinden
    Çay: Çince
    Kahve: Arapça
    Şeker: Hint-Avrupa dillerinden
    Reyhan: Arapça-Farsça
    Turunç: Farsça
    Portakal-Mandalin: Hint-Avrupa dillerinden
    Narenc-Narenciye: Farsça
    Greyfurt: İng; Grape-fruit
    Brokoli: İtalyanca
    Şebboy: Farsça (Şeb: Gece kelimesinden mülhem)
    Kaktüs: Amerika yerli dilinden
    Safran: Farsça
    Nişasta: Farsça
    Limon: Hint-Avrupa dilleri’nden
    Kivi: Avustralya yerli dili
    Avokado: Güney Amerika yerli dili
    Hoş, güzel gonca anlamında,Gonca: Farsça
    Şeftali: Farsça (Şeftalû)
    Gülnar: Farsça; Nar çiçeği anlamında
    Zeytin: Arapça; Zeytûn,
    Meşe: Farsça
    Ve daha binlercesi yabancı


    Çoğu Yunanca olan Meyve, Sebze ve Bitki isimleri

    Açelya Azalea
    Ananas Ananas
    Anemon Anemonis
    Bamya Bamia
    Barbunya Barbunia
    Biber Piperi
    Bulgur Bligouri
    Fasulye Fasoulia
    Fulya Fulia
    Ispanak Spanaki
    Karanfil Karafilli
    Kayısı Kaisi
    Kestane Kastano
    Kiraz Kerasi
    Krizantem Krisantemi
    Köknar Kukunari
    Lahana Lahano
    Limon Lemoni
    Mandalina Mandarini
    Manolya Manolia
    Mantar Manitari
    Marul Maruli
    Maydanoz Maidanos
    Muşmula Mousmoula
    Ökaliptus Ev Kalips
    Papatya Papadia
    Patates Patates
    Patlıcan Patlatzani
    Pırasa Praso
    Portakal Portokali
    Sümbül Zoumbouli
    Vişne Visine
    Yasemin Yasemi


    Peki hayvanların?

    Hayvan: Arapça, "Ayakta kalan, diri kalan, hayy kalan anlamında,
    Akreb: Ar
    Fâre: Arapça
    Kedi: Hint-Avrupa dillerinden
    Beygir: Farsça-Kürtçe: Bergir
    Akbaba: Farsça-Arapça: Uqab
    Öküz: Hint-Avrupa dillerinden
    Zürafa: Arapça
    Fil: Arapça
    Timsah: Arapça
    Krokodil: Yunanca,
    Piton: Yunanca
    Boa: Güney Amerika yerli dili
    Jaguar: Güney Amerika yerli dilinde “Orman’ın Hayâleti” anlamında
    Kukumav: Yunanca; Kukuvaya,
    Papağan: Latin Amerika yerli dilleri
    Kalkan: Yunanca
    Kefal: Yunanca
    Lüfer: Yunanca
    İzmarit-İstavrit-İspari-İspendik-Levrek-İspermeçet-İspinoz-İskorpit: Yunanca.
    Hepsini buraya çağırsam sığmazlar!


    Yemek-tatlı-içki isimleri

    Çorba; Farsça; Zırbe (Sarmısak çorbası anlamında)
    Yahnî: Farsça
    Lahmacun : Arapça
    Kebab: Arapça
    Biryan-Büryan (Püryan): Farsça; Kebab, pişmiş et anlamında
    Lokum: Arapça
    Peş Melba: Fr; Pêche Maelba (Melba Şeftalisi anlamında, Avusturya’daki Maelba düşesine ithaf edileb şeftalili bir tatlı)
    Lalanga: Yunanca; Lalaga (Kızartma anlamında)
    Nuriye: Arapça
    Şŭbiyet: Arapça
    Makarna: İtalyanca Makaroni
    Spagetti: İtalyanca
    Pizza: İtalyanca
    Pasta: İtalyanca
    Hamburger; İng-Alm
    Bira: İtalyanca
    Şarab: Arapça, Farsça, Kürtçe
    Konyak: Fransızca
    Whisky: İng
    Keşkül: Farsça (dilenci kabı anlamında)
    Milfőy (Mille-feuilles): Fr (Bin yaprak, bin tabaka anlamında)
    Şerbet: Arapça
    Şurub: Arapça
    Şıra (Şire): Farsça
    Şirden (Şirdan): Farsça
    Likőr (Liqueur Fr, Liquor-Lat)
    Krem Karamel: Fr
    Gulaş (Guyaş); Macarca.


    Çoğu Yunanca olan ve Günlük kullanılan Malzeme, Eşya ve Alet isimleri

    Anahtar Anahtari
    Cımbız Tsimpida
    Çengel Tsingeli
    Çember Tsemperi
    Fener Fanari
    Fırın Fournos
    Fincan flitzani
    Fıçı Foutsi
    Fırça Fırtsas
    Halat Halati
    İskemle İskemle
    Istaka Steka
    Izgara Skara
    Kavanoz Kavanos
    Kiler Kelari
    Kilit Klidi
    Kiremit Keramidi
    Kundak Kontaki
    Kova Kouvas
    Kümes Koumesi
    Kutu Kouti
    Lamba Lampa
    Makara Makaras
    Masa Maso
    Mangal Mangali
    Pabuç Papoutsi
    Patik Patiki
    Sünger Sfungari
    Semer Samari
    Teneke Tenekes
    Tepsi Tapsi
    Vernik Verniki
    ve binlerce böyle kelimeler……..


    Türkçeye Giren Yabancı Kelimeler(bazıları) - Türkiye'nin forum 'u forumturka.net forumlar

  4. #4
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    11,407
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    141
    Türkçemizde En Çok Kullanılan Yabancı Sözcüklerin Türkçe Karşılıkları

    Çalışmanın derlenmesinde ağırlıklı olarak Türk Dil Kurumu ve Dil Derneği sözlüklerinden yararlanılmıştır.
    A
    Abes : Anlamsız, saçma
    Abluka : Kuşatma, çevirge
    Abone : Sürdürümcü
    Absürt : Saçma, usdışı
    Adapte : Uyum
    Adi : Bayağı, sıradan
    Adisyon : Hesap
    Agresif : Saldırgan
    Ahize : Almaç
    Aidat : Ödenti
    Air bag : Hava yastığı
    Ajanda : Andaç
    Aksiyon : Eylem, edim
    Aktif : Etkin
    Aktivite : Etkinlik
    Aktüel : Güncel
    Aleyhtar : Karşıtçı, karşı görüşlü
    Alfabe : Abece
    Alternatif : Seçenek
    Amatör : Özengen, deneyimsiz
    Ambargo : Engelleyim
    Ambiyans : Hava
    Amblem : Belirtke
    Ambulans : Cankurtaran
    Ampermetre : Akımölçer
    Analitik : Çözümleyici
    Analiz : Çözümleme
    Anarşi : Başsızlık, kargaşa
    Anatomi : Gövdebilim
    Anekdot : Öykü
    Angarya : Yüklenti
    Animasyon : Canlandırma
    Anons : Duyuru
    Anket : Sormaca
    Anons : Sesli duyuru
    Ansiklopedi : Bilgilik
    Antetli : Başlıklı
    Antipatik : Sevimsiz
    Antifiriz : Donma önleyici
    Antreman : Alıştırma, çalışım
    Antrenör : Çalıştırıcı
    Argüman : Donatı, kanıt, dayanak
    Arkeoloji : Kazıbilim
    Aroma : Hoş koku
    Arşiv : Belgelik
    Artist : Sanatçı, oyuncu
    Asayiş : Düzenlilik, güvenlik
    Asistan : Yardımcı
    Asparagas : Uydurma
    Astronomi : Gökbilim
    Ateizm : Tanrıtanımazlık
    Atıf : 1-Yöneltme 2-İlişkili bulma 3-Gönderme
    Atmosfer : Havayuvarı
    Atom : Ögecik
    Atölye : İşlik
    Avans: Öndelik

    B
    Bahir : Deniz
    Baht : Yazgı, kader
    Bakiye : Kalan
    Bandaj : Sargı
    Banliyo : Çevre, yörekent
    Bariyer : Engel
    Bariz : Belirgin, açık
    Bariyer : Engebe
    Beraat : Aklanma
    Best-seller : Çok satan
    Bilboard : Duyuru tahtası
    Bilhassa : Özellikle
    Biyografi : Öz geçmiş
    Bizzat : Kendisi
    Blöf : Kandırmaca
    Bodyguard : Koruma
    Bone : Başlık
    Bonkör : Eliaçık
    Botanik : Bitkibilim
    Boykot : Direniş
    Branş : Dal, kol
    Brifing : Bilgilendirme, Sunu
    Brüt : Kesintisiz
    Buldozer : Yoldüzler
    Burjuva : Kentsoylu
    Burjuvazi : Kentsoyluluk
    Buton : Düğme

    C
    Camia : Topluluk
    Cari : Yürürlükte olan
    Catering : Yemek hizmeti
    Celse : Oturum
    Cengaver : Savaşçı
    Center : Merkez
    Cenup : Güney
    Cereyen : Akım
    Cetvel : Çizelge, düzçizer
    Cevap : Yanıt, karşılık
    Check up : Tümtanı
    Cihaz : Aygıt

    D
    Dahil : İç, içsel
    Darbımesel : Atasözü
    Darphane : Para basımevi
    Data : Veri
    Debriyaj : Kavrama
    Defans(if) : Savunma, savunmalı
    Deforme : Şekli bozulmuş
    Defroster : Buz çözer
    Deklarasyon : Bildiri, açıklama
    Demo : Tanıtım
    Demonstrayon : Gösteri
    Departman : Bölüm
    Despot : Buyurgan
    Direktör : Yönetmen
    Dizayn : Tasarım
    Done : Veri
    Download : Yüklemek
    Driver : Sürücü
    Dubleks : İki katlı
    E
    Edebi : Sonsuz
    Ebeveyn : Ana baba
    Ecnebi : Yabancı
    Edat : İlgeç
    Edip : Yazar
    Editör : Yayımcı
    Egoist : Bencil
    Egzersiz : Alıştırma
    Ego : Ben
    Ekstra : Fazla, fazladan
    Elastik : Esnek
    Enformasyon : Danışma
    Entegre : Bütünleşik
    Entern : Yetişici
    Eskiz : Taslak
    Exit : Çıkış
    F
    Faal : Çalışkan, etkin
    Fahri : Onursal
    Fail : Yapan, eden
    Faiz : Getiri
    Faktör : Etken
    Final : Son
    Fanatizm : Bağnızlık
    Fasıl : Bölüm
    Federal : Birleşik
    Finish : Bitiş, varış
    Full : Tam
    Full Time : Tam gün
    Fullemek : Doldurmak

    G
    Garp : Batı
    Gıyabi : Yokken
    Global : Küresel
    Grafik : Çizge, çizenek
    Gramer : Dilbilgisi
    Grev : İşbırakımı
    Gurup : Gün batımı
    Güruh : Toplaşım, kalabalık
    Güya : Sanki, sözde

    H
    Hakiki : Gerçek
    Handikap : EngelHarcırah : Yolluk
    Hard Disc : Ana Bellek
    Harfiyen : Değiştirmeksizin
    Hasıl : Ürün, verim
    Hayalperest : Düşkurucu
    Haysiyet : Onur, saygınlık
    Hazar : BarışHit : Gözde
    İ
    İmtiyaz : Ayrıcalık
    İskonto : İndirim
    İzolasyon : Yalıtım
    J
    Jaluzi : Şerit perde
    Jenerasyon : Soy, kuşak
    Jeneratör : Üreteç
    Jenerik : Tanıtımık
    Jenosit : Soy kırım
    Jeofizik : Yer fiziği
    Jeolog : Yerbilimci
    Jeoloji : Yerbilim

    K
    Kabine : Bakanlar kurulu
    Kabotaj: Gemi işletimi
    Kadastro : Yeryazım
    Kadir: Değer
    Kaide: Değer
    Kainat: Evren
    Kalibraj: Ayarlama
    Kalite : Nitelik
    Kamer: Ay
    Kamera: Alıcı
    Kampüs : Yerleşke
    Karambol : Karışıklık
    Kartel : Tekel
    Komite : Kurul
    Kompetan : Uzman
    Komplike : Karışık, dolaşık
    Komünikasyon : İletişim
    Konfeksiyon : Hazır giyim
    Konferans : Konuşma, toplantı
    Kongre : Kurultay
    Konsept : Kavram
    Konsültasyon : Danışım
    Kozmik : Evrensel
    LLaboratuvar: Beklemelik
    Lağvetmek: Kaldırmak
    Laptop: Dizüstü bilgisayar
    Limit: Sınır, uç
    Literatür: Yazın
    Loder: Yükler
    Lojman: Kurum konutu

    M
    Mamafi : Bununla birlikte
    Mecmua : Dergi
    Mega : Çok büyük
    Mesaj : Bildiri, ileti
    Metot : Yöntem
    Metropol : Ana kent
    Minimum : En az
    Misyon : Özel görev
    Modern : Çağdaş
    Modernize etmek : Yenilemek
    Montaj : Kurgu
    N
    Naçizane : Önemsiz, değersiz
    Nadide : Görülmemiş, az görülen
    Nafaka : Geçimlilik
    Nafile : Boşuna
    Nağme : Ezgi
    Nahiye : Bölge, bucak
    Nahoş : Tatsız, kötü, yakışıksız
    Nakden : Para olarak
    Nasihat : Öğüt
    Nezaket : İncelik
    O
    Obje: Nesne
    Ofansif : Atak
    Offline : Çevrimdışı
    Ofis : İşyeri
    Ofset : Düzbaskı
    Okey(lemek) : Onay, onaylamak
    Oley : Yaşa!
    Online : Çevrimiçi
    Optima : En uygun
    Optimist : İyimser
    Ordövr : Ön yemek
    Organizasyon : Düzen, düzenleme
    Orijinal : Özgün
    Otistik : İçe kapanık
    Otokritik : Özeleştiri

    P
    Paradigma : Değerler dizisi
    Parafe etmek : İmcelemek
    Part time : Yarım gün
    Plaza : İş merkezi
    Provokasyon : Kışkırtmak
    Provokatör : Kışkırtıcı
    Prömiyer : İlk oyun, açılış
    R
    Radyasyon : Işıma, ışınım
    Rakım : Yükseklik, yükselti
    Rakip : Yarışmacı
    Rampa : Yokuş
    Randevu : Buluşma
    Randıman : Verim
    Rapor: Yazanak
    Rasat : Gözlem
    Rastgele : Gelişigüzel
    Realite : Gerçek, gerçeklik
    Reflektör : Yansıtıcı
    Reyting : İzlenme oranı
    Rezervasyon : Yer ayırtma
    Roof : Çatı

    S
    Sabotaj : Kundaklama
    Sansür : Sıkıdenetim
    Sauna : Buhar banyosu
    Sav : Tez
    Seans : Oturum, kez, süre
    Sekreter : Yazman
    Sembol: Simge
    Sembolik : Simgesel
    Seminer : Topluçalışım
    Sempati : Cana yakınlık
    Sempatik : Sevimli, cana yakın
    Sempatizan : Duygudaş
    Senkron : Eşzaman
    Sentez : Bireşim
    Server : Sunucu
    Sezon : Sürem
    Show-Şov : Gösteri
    Showman : Gösteri adamı
    Simültane : Eşzamanlı
    Sirkülasyon : Dolaşım
    Sistem : Dizge
    Skandal : Utanca
    Skor : Sonuç
    Skor board : Sonuç tahtası
    Slayt : Saydam, yansı
    Slogan : Savsöz
    Software : Yazılım
    Solaryum : Güneşletici
    Sorti : Çıkış
    Sosyal : Toplumsal
    Sosyalist : Toplumcu
    Sosyolog : Toplum bilimci
    Sömestr : Yarıyıl, dönem
    Spesifik : Özgül
    Spesiyal : Özel
    Spiker : Sunucu
    Sponsor : Destekleyici
    Staj : Uygulamalı öğrenim, yetişim
    Star : Yıldız
    Start : Başlangıç
    Start Almak : Başlamak
    Stil : Biçem
    Stok : Yığım
    Stres : Gerilim
    Süper : Üstün, en büyük
    Sürpriz : Şaşırtı

    Ş
    Şantaj : Göz korkurtma
    Sark : Doğu
    Şekil : Biçim, tutum
    Şerh : Açma, ayırma
    Şofben : Su ısıtıcısı
    Şoför : Sürücü
    Şok olmak : Çok şaşırmak
    Şov : Gösteri
    Şovrum : Sergi evi
    Şube : Dal, kol

    T
    Taahhüt : Üstlenme
    Tahkim : Pekiştirme
    Tahlil : Çözümleme
    Tahliye : Salıverme
    Taklit : Öykünme
    Tali : İkincil
    Talk şov : Söz gösterisi
    Tansiyon : Kan basıncı, gerilim
    Tasarruf : Biriktirme, artırım
    Tatil : Dinlence
    Taviz : Ödün
    Tazminat : Ödence
    Tebliğ : Bildiri
    Tedavül : Geçerlik, sürüm
    Tekabül etmek : Karşılamak
    Teknik : Yol, yöntem
    Tekzip : Yalanlama
    Temyiz : Ayırt etme
    dilFORUMdilFORUMdilFORUMdilFORUMdilFORUMdilFORUM : Önerme
    Teori : Kuram
    Teorik : Kuramsal
    Terapi : İyileştirme
    Tercüme : Çevirme, çeviri
    Termometre : Sıcaklık ölçer
    Terör : Yıldırı
    Tesir : Etki
    Tesisat : Kurum, kuruluş
    Test : Sınama
    Tez : Sav
    Tezat : Çelişki, karşıtlık
    Tiraj : Baskı sayısı
    Torpil : Kayırma
    Totaliter : Baskıcı, bütüncülTrafik : Gidiş-geliş
    Trajedi : Ağlatı
    Transparan : Saydam
    Trend : Yönelme, eğilim
    Turizm : Gezim
    Tümör : Ur
    Türbülans : Ters akıntı



    U
    Ufuk : Çevren
    Uhde : Görev, sorumluluk
    Ultrasonik : Sesüstü
    Uzuv : Örgen
    Ultraviyole : Morötesi

    Ü
    Ümitvar : Umutlu
    Ümmi : Okur yazar olmayan
    Ünite : Birim
    Üniversel : Evrensel
    Üniversite : Evrenkent, bilimtay
    Üstüvane : Silindir
    Üryan : Çıplak, yalın
    Ütopik : Hayali, düşsel
    Ütopya : Hayal, hayal ülke

    V
    Vazo : Çiçeklik
    Versiyon : Sürüm
    Vesaire : Ve benzeri
    Vesait : Araçlar
    Vestiyer : Askıyeri, askılık
    Video : İzlemece
    Vitrin : Sergen, sergilik
    Viyadük : Aşıt, kuruköprü
    Vize : Görüldü
    Vizyon : Ufuk, ileri görüş
    Vuslat : Kavuşma
    Vuzuh : Açıklık, aydınlık

    Y
    Yakamoz : Parıltı
    Yeknesak : Tekdüze
    Yekûn : Toplam
    Yevmiye : Gündelik

    Z
    Zaaf :Güçsüzlük, düşkünlük
    Zabıt : Tutanak
    Zamir : Adıl
    Zevat : Kişiler
    Ziraat : Tarım
    Zirve : Doruk

    Türkçemizde En Çok Kullanılan Yabancı Sözcüklerin Türkçe Karşılıkları | Türkçemiz.Net

Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 2 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 2 misafir.)

Benzer Konular

  1. Türkçeye Giren Yabancı Kelimeler
    Konuyu Açan: Kazalanka, Forum: Güncel Türkçe Meseleleri.
    Cevaplar: 34
    Son Mesaj : 04-02-14, 13:20
  2. Yabancı kelimeler nasıl yazılmalı ?
    Konuyu Açan: Festiva, Forum: Güncel Türkçe Meseleleri.
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj : 18-04-10, 21:36
  3. yabancı kelimeler okunduğu gibi mi yazılmalı?
    Konuyu Açan: kamiloglu, Forum: Güncel Türkçe Meseleleri.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 26-11-09, 22:33
  4. Dilimize girmiş yabancı kelimelerden
    Konuyu Açan: LOT, Forum: Güncel Türkçe Meseleleri.
    Cevaplar: 26
    Son Mesaj : 12-12-08, 20:14
  5. 80 ve 90lı yıllarda dilimize giren yabancı kelimeler?
    Konuyu Açan: Melek, Forum: Güncel Türkçe Meseleleri.
    Cevaplar: 45
    Son Mesaj : 20-12-06, 16:35

Bu Konu İçin Etiketler

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •