Anket: TDK görevini yapıyor mu?

Uyarı: Bu bir açık Ankettir, bu Anketi bütün Üyelerimiz görebilir ve oy kullanabilirler.

Toplam 5 Sayfadan 3. Sayfa BirinciBirinci 1 2 3 4 5 SonuncuSonuncu
Toplam 84 sonuçtan 41 ile 60 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: TDK görevini doğru olarak yerine getiriyor mu?

  1. #41
    Üyelik tarihi
    Jul 2010
    Mesajlar
    115
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    13
    Dile yerleşen/üretilen kelimeler bir yana, ben TDK'ya en çok imla konusunda kızıyorum. Sözcüklerin yazılışını, eklerin eklenişini iki üç yılda bir değiştirmek nedir Allah aşkına? Neden şu ülkede standart bir şeyimiz yok bizim? Eğitim, sağlık vs sistemleri habire değişiyor (kademeli olarak değişse amenna, en iyiyi bulmaya çalışıyorlar deriz ama çat diye tüm sistem değişiyor), bir de sürekli aynı kelimeleri farklı şekillerde yazmak zorundayız. "Hiçbir" mi "hiç bir" mi diye diye beynimizi gereksiz şeylerle dolduruyorlar.

    Belki bilenler vardır, İngiltere Hindistan'da eğitimi ele aldığında oradaki öğrencilere çarpım tablosunun 100lü hallerini bile ezberlettiriyormuş (28x39 mesela). Sebep de beyinleri bunlarla dolsun, düşünmeye fırsatları kalmasın. Bizdeki de aynı hesap, tutturmuşuz şu şöyle mi yazılsın böyle mi yazılsın, Fatih surlarına dayandığında "melekler erkek midir dişi midir"i tartışan Bizanslı ulemaya dönmüşüz.


  2. #42
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesajlar
    77
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    13
    yapmıyor çünkü, yabancı bir eşya bize ilk geldiğinde adını türkçeye çevirmiyor da, biz iyice alışmışken kelimeye, bırakamayacak haldeyken türkçesi bu diyip koyuyor sözlüğe. sözlüğe koymak mühim değil, halkın kullanması asıl mesele. bunu beceremediği için bir türlü, ben işini doğru şekilde yaptığını düşünmüyorum.
    sonra gel efendim, bu muymuş yahu türkçesi de, olur mu öyle şey? oldu işte sayesinde.

  3. #43
    Üyelik tarihi
    Jun 2010
    Mesajlar
    107
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    14
    Alıntı Meltem isimli üyeden alıntı Mesajı göster
    Erdem zamanında Nişanyan'ın çok güzel bir alternatifi vardı. Bakalım şimdi

    “Türkçenin bütün söz varlığı burada...” diye reklam yapmışlar, karpuz satan pazarcı edasıyla. Sitenin her yanına sinmiş ucuz Sümerbank kokusuna, tanımlardaki özensizliğe, ortaokul müdür yardımcısı edalı bağnazlığa bakarsanız iddianın doğru olamayacağını bilirsiniz. Nerede Ekşi Sözlük’ün manyak yaratıcılığı, her sayfadan fışkıran dürüstlüğü, nerede Totaliter Devlet Kurumu’nun iç bayıcı kuntluğu.

    Türkçe son yıllarda çılgın bir hızla gelişiyor, renkleniyor, yeni kelime ve deyimlerle zenginleşiyor. Yenilerin çoğu İngilizceden gelme, evet, ama birçoğu Türkçeye özgü anlamlar kazanmışlar, bu ülkenin bugünkü yaşamının ihtiyaçlarına cuk oturan işlevler edinmişler. Misal: tinerci, kombi, tripe girmek, çetleşmek. Ayrıca özel adlardan yahut markalardan türeyenler (nataşa, terminatör), Arapçadan yahut Kürtçeden aparılanlar (haşema, berdel), argodan ortak dile sızanlar (hanzo, dombili), Türkçeden yaratılanlar (işkolik) gırla.

    “Türkçenin bütün söz varlığında” olmayan neler varmış, gelişigüzel deniyoruz. Mesela bilbord, konsinye vermek, paçanga böreği, kalaşnikof yahut kaleş, otellerdeki belboy, ek bina anlamında aneks, baharat karışını olan köri benim bildiğim 1980’lerden beri yaygın; sanayideki hangi çırağa sorsan rektifiyeciyi bilir; her kahvehanede manyel kavgası yapılır; kimi larj davranır, kimi petkayı sıkar. Ama bunlar “Türkçenin bütün söz varlığına” henüz terfi edememişler.

    1990’lardan paparazzi, rap müziği, tabloid gazete, karaoke, baygın bir çeşit pembe olan fuşya, pesto sosu, nataşa, lolita, Beyoğlu sokaklarından taşan balliciler, erotikçilerde envai çeşidi satılan dildo, her lokantada yediğin şakşuka, her plajda gördüğün pareo, Allah göstermesin kamusal alana bile sızan haşema Ankara’nın kokmuş koridorlarına daha ulaşmamış. Tiki de meğer “Polinezya takımadalarında tanrılaştırılmış atalara tapınma sırasında kullanılan yontuların genel adı” imiş.

    Son on yılda hemen her gün gazete sayfalarında boy gösteren blog, spam, paşmina, sahaflarda kitap tezgâhlarını sollayan efemera, güzelliğin ilk şartı botoks, holistik, holokost... onları da geçiniz! Bold da “koyu” demekmiş, hani var ya, “kahvem bold olsun İsmail”, ya da “amca bold ulusalcıdır, damarına basmayın”.

    Yapamayacaklarsa çekip gitsinler, işi adabıyla Ekşi Sözlük’çü çocuklara bıraksınlar, değil mi? O da yok. Dövlet görevi yapıyorlar, ne de olsa.

    Taraf Gazetesi | Sevan Nişanyan - TDK


    Çok güzel bir öneri. TDK'nın özelleştirilip bürokrat zihniyetli masabaşı kelime türeticilerden kurtulması gerekiyor.
    Türk Dil Kurumu'nu "ÖZELLEŞTİRMEK" mi? Komik olmayın lütfen diyorum, başka bir şey diyemiyorum...

  4. #44
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    2,571
    Teşekkür / Beğenme
    Blog Başlıkları
    1
    Rep Gücü
    38
    Profesyonel Anlamda Bir Etimolojik sözlüğümüz bile yok gerisine siz pay biçin ..

  5. #45
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    1,180
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    25
    Alıntı temran isimli üyeden alıntı Mesajı göster
    Sebep de beyinleri bunlarla dolsun, düşünmeye fırsatları kalmasın.
    Gerekçe beyin doldurmak değil, beynin işlevlerini gereksiz ve insanın geleceğine ya da kendisine herhangi bir katkısı olmayan düşüncelerle zamanını kaybetmemesini sağlamaya yardımcı olmak olabilir. Bilgi sahibi olmadan düşünmek konusunda ne dediklerini bilirsiniz.

    Alıntı Meltem isimli üyeden alıntı Mesajı göster
    Taraf Gazetesi | Sevan Nişanyan - TDK

    Çok güzel bir öneri. TDK'nın özelleştirilip bürokrat zihniyetli masabaşı kelime türeticilerden kurtulması gerekiyor.
    Sevan Nişanyan'ın dil araştırmalarında yetersiz ve başarısız birisi olduğunun kanıtlanmış olmasının yanında TDK ile ilgili özelleştirme önerileri bir ornitorenge Champs Elysees'te şık bir elbise denemesini önermekle aynı mantık tabanına sahiptir. TDK'nın bir kurum olarak kuruluş amacını tam olarak yerine getiremiyor olması kurumun satılması ve Türkçe konuşmayanlarca düzenlenmesi önermesini sunmak gibi bir saçmalığa yol açamaz.

    Alıntı finaLy isimli üyeden alıntı Mesajı göster
    Profesyonel Anlamda Bir Etimolojik sözlüğümüz bile yok gerisine siz pay biçin ..
    Güzel bir kökenbilim sözlüğü edinmek için çalışabilir ya da yardımcı olabilirsiniz. Bunun için her şeyi kenara bırakıp durumumuzu kötülemek ve kötülenmesine izin vermek bir sonuca yol açmaz.

  6. #46
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yaş
    73
    Mesajlar
    4,990
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    73
    .
    Yurdunu, ulusunu çok seven; onları, bir sömürge olarak değil, çağdaş uygarlık düzeyinde bağımsız bir toplum olarak görmek isteyen bir büyük beyin tarafından, bu yüce amaçla kurulmuştu.

    "Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ........ " diyen o sevgi dolu insanın ölümü üzerine öksüz kalmıştır.

    Bir o yönden bir bu yönden, türlü yönlerden, siyasi/ideolojik nitelikte gaddar saldırılarla ırzına geçilmiş, bilimsel işlevini yitirmiştir.

    Yeni yönetim kurulu için, başkanlığa Kenan Evren'i aday gösteriyorum... Nişanyan filanla sizler listeyi uzatıveriniz artık...

    .

  7. #47
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    2,571
    Teşekkür / Beğenme
    Blog Başlıkları
    1
    Rep Gücü
    38
    Alıntı Norrec isimli üyeden alıntı Mesajı göster
    Gerekçe beyin doldurmak değil, beynin işlevlerini gereksiz ve insanın geleceğine ya da kendisine herhangi bir katkısı olmayan düşüncelerle zamanını kaybetmemesini sağlamaya yardımcı olmak olabilir. Bilgi sahibi olmadan düşünmek konusunda ne dediklerini bilirsiniz.



    Sevan Nişanyan'ın dil araştırmalarında yetersiz ve başarısız birisi olduğunun kanıtlanmış olmasının yanında TDK ile ilgili özelleştirme önerileri bir ornitorenge Champs Elysees'te şık bir elbise denemesini önermekle aynı mantık tabanına sahiptir. TDK'nın bir kurum olarak kuruluş amacını tam olarak yerine getiremiyor olması kurumun satılması ve Türkçe konuşmayanlarca düzenlenmesi önermesini sunmak gibi bir saçmalığa yol açamaz.



    Güzel bir kökenbilim sözlüğü edinmek için çalışabilir ya da yardımcı olabilirsiniz. Bunun için her şeyi kenara bırakıp durumumuzu kötülemek ve kötülenmesine izin vermek bir sonuca yol açmaz.


    Elimizden Ne geliyorsa yapmaya hazırız Türkoloji 1.sınıfım üstümüze düşeni söylesinler sadece ben değil birçok Türkoloji öğrencisi yapmaya hazırdır diye Düşünüyorum ? TDK bazı yetkilere sahip 19 yaşında TDK kadar yetkiye sahip olacak değilim bu konuda kaldıki gerekli mailide TDK'ye attım ; Dile Getirdiğimi sadece "ben" söylemiyorum Prof.Dr.İlber Ortaylı ve birçok dilbilimci de söylüyor.Eğer TDK bu işin üstüne gerçekten düşüyor olsa Türkoloji alanında "Andreas Tietze" gibi bir Ord.Profesörün çalışmalarını devam ettirmeye çalışırdı ; Tietzeki Türkçeyi bizden daha iyi biliyor ve Türkoloji alanının aşığı bir kişiydi ömrü yetmedi eserlerini tamamlamaya orası da başka bir mevzu ya da bu işe kalkışan Diğer Bilim adamlarımıza daha çok destek vererek ; Yakın zamanlarda TDK dan bir açıklama geldi 2011 de en kapsamlı etimolojik sözlüğü çıkarma planlarına dair ve DPT den 1 Milyon ödenek alacaklarını söylediler.Bugün Türkiyenin en önemli Türk Dili hocalarından birine bunu aktardım sadece gülümsedi ve "Hadi Bakalım" dedi ; aynı üniversitedeki Doçent olarak bulunan baska hocama aktardım "her sene aynı şey" dedi ; TDK Üniversite Üniversite dolaşsa bu konu hakkında Hiç mi yardım eden olmayacak sanki ? Bu konu kişisel değil kitlesel anlamda çözülebilir tabiki başka insanları hesaba katarak , önemseyerek ve Başkalarının fikirlerini alarak TDK gerekli platformu oluştursun sadece ben değil emin olun birçok Türkoloji öğrencisi elinden gelenin fazlasını yapacaktır ; ama sadece adımı biz öğrenciler atmaya çalışırsak bu iş yürümez.


    Bütün yazdıklarınızı alıntı yaptım ama sadece bana verdiğiniz cevap içindi yazıklarım iyi forumlar dilerim.

  8. #48
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yaş
    73
    Mesajlar
    4,990
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    73
    Alıntı finaLy isimli üyeden alıntı Mesajı göster
    Elimizden Ne geliyorsa yapmaya hazırız Türkoloji 1.sınıfım üstümüze düşeni söylesinler sadece ben değil birçok Türkoloji öğrencisi yapmaya hazırdır.......
    Sezgilerim bana şimdilerde de durum pek farklı değildir diyor; geçmişte üniversitelerimiz Türkoloji bölümleri, eski filoloji anlayışını sürdürmek, çağdaş dilbilime gereken önemi vermemek hatasını işlemişlerdir. Çağdaş diyorum ama, aslında dilbilimin bilim niteliği kazanmış olmasının artık neredeyse yüz yıllık bir geçmişi var.

    Türkologlar çok iyi derecede yabancı dil bilmeli, dilbilim yöntem ve tekniklerine hakim olmalı, ve dilbilimin büyük birikimini üniversitelerimize taşımalıdırlar.

    Dilbilim alanının yabancı dil ve edebiyat bölümlerinin insaf ve tasarrufuna bırakılmış olması yürekler acısı bir durumdur.

    .

  9. #49
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    2,571
    Teşekkür / Beğenme
    Blog Başlıkları
    1
    Rep Gücü
    38
    Alıntı Yalçın İzbul isimli üyeden alıntı Mesajı göster
    Sezgilerim bana şimdilerde de durum pek farklı değildir diyor; geçmişte üniversitelerimiz Türkoloji bölümleri, eski filoloji anlayışını sürdürmek, çağdaş dilbilime gereken önemi vermemek hatasını işlemişlerdir. Çağdaş diyorum ama, aslında dilbilimin bilim niteliği kazanmış olmasının artık neredeyse yüz yıllık bir geçmişi var.

    Türkologlar çok iyi derecede yabancı dil bilmeli, dilbilim yöntem ve tekniklerine hakim olmalı, ve dilbilimin büyük birikimini üniversitelerimize taşımalıdırlar.

    Dilbilim alanının yabancı dil ve edebiyat bölümlerinin insaf ve tasarrufuna bırakılmış olması yürekler acısı bir durumdur.

    .
    Evet Haklısınız zaten bizim hocalarımızda bunu dile getiriyor yıllar geçtikçe kötüye giden bir Türkoloji bölümü öğrencilerin yarı yarıya olan ilgisizlikleri , araştırma yapmamaları ve yabancı dil'e olan soğukluk tabiki herkesi katarak genelleme yapamam ben de mesela kendimi elimden geldiğince geliştirmeye çalısıyorum ; ama böyle düşünen insan sayısı çok değil tabiki bu alana gönül vermiş kişilerde var elinden geldiğince kendini geliştirmeye çalışan ama bir de işin sadece sınıf geçeyim yeter kısmında olanlar var sayıları az buz da değil kendi çevremden biliyorum çünkü , Dilbilim alanına gereken önem sadece yabancı dil ve edebiyat alanlarıyla sınırlı kalmamalı benim o yazım TDK'nin etimoloji olan bakışını değerlendirmek adınaydı ilginize teşekkür ediyorum.

  10. #50
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    1,180
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    25
    Alıntı finaLy isimli üyeden alıntı Mesajı göster
    Elimizden Ne geliyorsa yapmaya hazırız Türkoloji 1.sınıfım üstümüze düşeni söylesinler sadece ben değil birçok Türkoloji öğrencisi yapmaya hazırdır diye Düşünüyorum ? TDK bazı yetkilere sahip 19 yaşında TDK kadar yetkiye sahip olacak değilim bu konuda kaldıki gerekli mailide TDK ya attım ; Dile Getirdiğimi sadece "ben" söylemiyorum Prof.Dr.İlber Ortaylı ve birçok dilbilimci de söylüyor.Eğer TDK bu işin üstüne gerçekten düşüyor olsa Türkoloji alanında "Andreas Tietze" gibi bir Ord.Profesörün çalışmalarını devam ettirmeye çalışırdı ; Tietzeki Türkçeyi bizden daha iyi biliyor ve Türkoloji alanının aşığı bir kişiydi ömrü yetmedi eserlerini tamamlamaya orası da başka bir mevzu ya da bu işe kalkışan Diğer Bilim adamlarımıza daha çok destek vererek ; Yakın zamanlarda TDK dan bir açıklama geldi 2011 de en kapsamlı etimolojik sözlüğü çıkarma planlarına dair ve DPT den 1 Milyon ödenek alacaklarını söylediler.Bugün Türkiyenin en önemli Türk Dili hocalarından birine bunu aktardım sadece gülümsedi ve "Hadi Bakalım" dedi ; aynı üniversitedeki Doçent olarak bulunan baska hocama aktardım "her sene aynı şey" dedi ; TDK Üniversite Üniversite dolaşsa bu konu hakkında Hiç mi yardım eden olmayacak sanki ? Bu konu kişisel değil kitlesel anlamda çözülebilir tabiki başka insanları hesaba katarak , önemseyerek ve Başkalarının fikirlerini alarak TDK gerekli platformu oluştursun sadece ben değil emin olun birçok Türkoloji öğrencisi elinden gelenin fazlasını yapacaktır ; ama sadece adımı biz öğrenciler atmaya çalışırsak bu iş yürümez.


    Bütün yazdıklarınızı alıntı yaptım ama sadece bana verdiğiniz cevap içindi yazıklarım iyi forumlar dilerim.
    Benim de söylemek istediğim bu. TDK kendisini ilgili öğrenci ve okutmanlarının destekleri ve ilgileriyle yenileyebilir. Bir Türk lehçeleri sözlüğü ve bir Türk dilleri kökenbilim sözlüğüne ihtiyacımız var.

  11. #51
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    2,571
    Teşekkür / Beğenme
    Blog Başlıkları
    1
    Rep Gücü
    38
    Bu konuda hemfikiriz sizinle aynı görüşteyim ; ama bu işe gönül veren hocalarımız ve öğrencilerin elinden gelenler bir noktaya kadar , tabiki TDK tarafından bir adım atılmadığı sürece en kısa zamanda gerekli çalışmalar yapılarak böylesine tarihi kökleri sağlam ve zengin olan dilimizin hakettiği bir etimolojik sözlüğe kavuşması dileğiyle

  12. #52
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    1,505
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    31
    YÖK ve ÖSYM denen şu kurumları özelleştirdiğimizi varsayalım, inanın ki yabancıların, eğitim sistemimize daha çok faydası dokunur. Onlar bile acır da düzeltmeye çalışırlar şu yerlerde sürünen "eğitim sistemimizi" ya da onların eğitim sistemlerini.

  13. #53
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Mesajlar
    193
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    13
    Hem görevini yapıyor, hem de yap/a/mıyor
    Çoğunlukla İşgüzar

  14. #54
    Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Mesajlar
    19
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    12
    Bence TDK görevini tam yapıyor. özellikle 2005'ten sonra oluşturulan TürkiyeAğızları Türkçesi Sözlüğü 232 bin sözcükle ve yeni çıkacak verintiler sözlüğü ile görevini tam yapıyor diyebilirim. Ayrıca kurumun herkesi mutlu etmesi olası görünmüyor. Yeni yabancı bir sözcüğe karşılık bulduğunda uydurukçu, eski yabancı sözcükleri dışladığında dili yozlaştırdığı söyleniyor. Adamların arkasında duran kimse yok açıkçası. Basın yayından tutunda eğitim çevrelerine kadar herkes köstek oluyor. Derlem sözcüğü dermek (toplamak)
    kökünden türetilmiş sözcük. Allah aşkına bu sözcüğün anlamını kim biliyor: kimse. Çünkü herkes koleksiyon sözcüğünü duydu basın yayın organlarında ve eğitim yuvalarında... TDK buna ne yapsın. Aynı şekilde derişim sözcüğü? Konsantrasyon desem herkes tanır değil mi? Ama Allah'tan TDK görevini yapıyor yine aynı kökten (dermek kökünden) şu sözcükleri toplumumuzun sindirmesini sağlayabiliyor: dergi ve dernek. Türetme gücü Arapçadan sonra en yüksek dil Türkçedir. Böyle bir dilin konuşurları yeni her sözcüğü daha kapıdan girmeden hazırlop yutarsa kim ne yapabilir ki? Bakın yüce önder matematik ve geometriyi temizlemiş kötü mü yapmış? Müselles-i mütesâviyü’ssâkeyn yerine ikizkenar üçgen diyoruz kötü mü? şimdi futbol yerine tepük ya da tepik deseydik kötümü olurdu? Evet tepik gülünç gelebilir ama orta asyadaki kandaşlarımız da bize gülüyorlar emin olun. "Yüzyıllardır OYNAYARAK tepük dediğimiz oyuna futbol (ayaktopu) diyorlar" diye keşimize gülüyorlar.

  15. #55
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Mesajlar
    449
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    16
    Alıntı boğata isimli üyeden alıntı Mesajı göster
    Bence TDK görevini tam yapıyor. özellikle 2005'ten sonra oluşturulan TürkiyeAğızları Türkçesi Sözlüğü 232 bin sözcükle ve yeni çıkacak verintiler sözlüğü ile görevini tam yapıyor diyebilirim. Ayrıca kurumun herkesi mutlu etmesi olası görünmüyor. Yeni yabancı bir sözcüğe karşılık bulduğunda uydurukçu, eski yabancı sözcükleri dışladığında dili yozlaştırdığı söyleniyor. Adamların arkasında duran kimse yok açıkçası. Basın yayından tutunda eğitim çevrelerine kadar herkes köstek oluyor. Derlem sözcüğü dermek (toplamak)
    kökünden türetilmiş sözcük. Allah aşkına bu sözcüğün anlamını kim biliyor: kimse. Çünkü herkes koleksiyon sözcüğünü duydu basın yayın organlarında ve eğitim yuvalarında... TDK buna ne yapsın. Aynı şekilde derişim sözcüğü? Konsantrasyon desem herkes tanır değil mi? Ama Allah'tan TDK görevini yapıyor yine aynı kökten (dermek kökünden) şu sözcükleri toplumumuzun sindirmesini sağlayabiliyor: dergi ve dernek. Türetme gücü Arapçadan sonra en yüksek dil Türkçedir. Böyle bir dilin konuşurları yeni her sözcüğü daha kapıdan girmeden hazırlop yutarsa kim ne yapabilir ki? Bakın yüce önder matematik ve geometriyi temizlemiş kötü mü yapmış? Müselles-i mütesâviyü’ssâkeyn yerine ikizkenar üçgen diyoruz kötü mü? şimdi futbol yerine tepük ya da tepik deseydik kötümü olurdu? Evet tepik gülünç gelebilir ama orta asyadaki kandaşlarımız da bize gülüyorlar emin olun. "Yüzyıllardır OYNAYARAK tepük dediğimiz oyuna futbol (ayaktopu) diyorlar" diye keşimize gülüyorlar.
    Dediklerinize birebir katılıyorum TDK'nin bir suçu yok, suç basın yayın organlarındadır. Ayrıca eğitim sisteminin nitelikli ve çağdaş olmamasından ötürü Türkçemizi etkili kullananlar çok az.
    Konu FrozenSpear tarafından (29-11-11 Saat 01:50 ) değiştirilmiştir.

  16. #56
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    243
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    16
    Pek ısınamadım tdkya sanırım doğru yapmıyor...

  17. #57
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    2,571
    Teşekkür / Beğenme
    Blog Başlıkları
    1
    Rep Gücü
    38
    Etimolojik sözlüğü de hazırlarlarsa daha bir iyi olacak.

  18. #58
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yaş
    36
    Mesajlar
    38
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    10
    ATATÜRK VE TÜRKÇECİLİK
    Mustafa Kemal Atatürk'ün 29 Ekim 1933 de Ziraat Bankasında yaptığı ve bize hep önünden ardından kesilen, kimi sözleri değiştirilerek verilen çokça bilindik bir konuşması vardır, o konuşmayı önü ve arkası ile bütün biçimde ve sözleri ile oynamaksızın aktarıp devamını getirmeme müsade ediniz ki beyninizde oluşturmak istediğim düşünce zemininin yapı taşlarını döşeyebileyim; Lütfen Mustafa Kemal'in aşağıya alıntılayacağım sözlerini dikkatle okuyunuz, Gazi Mustafa Kemal diyor ki:

    "Düşün bir kere... Osmanlı İmparatorluğu ne oldu? Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ne oldu? Dünyayı ürküten Almanya’dan bugün ne kaldı? Demek ki hiç bir şey sür-git değildir! Bugün ölümsüz gibi görünen nice güçlerden ileride belki pek az bir şey kalacaktır. Devletler ve milletler bu idrakin içinde olmalıdırlar. Bugün Sovyetler Rusya dostumuzdur, müttefikimizdir... Devlet olarak bu dostluğa ihtiyacımız var! Fakat yarın ne olacağını kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan İmparatorluğu gibi parçalanabilir! Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler, avuçlarından sıyrılabilirler. Dünya yepyeni bir dengeye ulaşabilir! İşte, o zaman Türkiye; ne yapacağını bilmelidir! Bizim bu dostumuzun yönetiminde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onları arkalamaya hazır olmalıyız! Hazır olmak yalnız susup o günü beklemek değildir, hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanırlar? Manevi köprülerini sağlam tutarak! Dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür, tarih bir köprüdür! Bugün biz bu toplumlardan dil bakımından, gelenek, görenek, tarih bakımından ayrılmış, çok uzağa düşmüşüz! Bizim bulunduğumuz yr mi doğru, onlarınki mi? Bunun hesabını yapmakta fayda yoktur! Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz; Bizim, onlara yaklaşmamız gerekli... Tarih bağı kurmamız lazım, folklor bağı kurmamız lazım, dil bağı kurmamız lazım... Bunları kim yapacak? Elbette Biz! Nasıl yapacağız? İşte görüyorsunuz; Dil Encümenleri, Tarih encümenleri kuruluyor, dilimizi onların diline yaklaştırmaya, tarihimizi ortak payda haline getirmeye çalışıyoruz. Böylece, biri birimizi daha kolay anlar hale geleceğiz. Tarihimizi onlara yaklaştırmaya çalışıyoruz, ortak bir mazi yaratmak peşindeyiz. Türkiyat Enstitüsünü kurduk, kültürlerimizi bütünleştirmeye çalışıyoruz, Ama bunlar açıktan yapılmaz! Adı koyularak yapılacak işlerden değildir, Bunlar devletlerin ve milletlerin derin düşünceleridir.... İşitiyorum: Benim dil ve tarih ile uğraştığımı gören kısa düşünceli bazı vatandaşlarımız; "Paşanın işi yok! Dil ile, Tarih ile uğraşmaya başladı" diyorlarmış... Yağma yok! Benim işim başımdan aşkın! Ben bugün ileri bir Türkiye kurmağa ne kadar çalışıyorsam, yarının Türkiyesinin temellerini atmaya da o kadar dikkat ediyorum. Bu yaptıklarımız hiç bir millete düşmanlık değildir. Barıştan yanayız, barıştan yana kalacağız! Ama durmadan değişen dünyada, yarının muhtemel dengeleri için hazır olacağız"

    Atatürk’ün bu konuşmasından anlayacağınız üzere, dil devriminin biricik ereği asla bütün yabancı kökenli sözlerden temizlenmiş arı bir Türkçe yaratmak değildir. Dili arılaştırma çabası alında dili Orta Asya Türkçesine yaklaştırmanın aracıdır. Mustafa Kemal’in hedefi Türkiye Türkçesini salt Türkçe sözlerden oluşan homojen bir dil durumuna getirmek değildir. Onun amacı yetkinliği arttırılmış ve olanakları genişletilmiş, söz dağarı ve yapısı itibariyle Orta asya Türkçesi ile uyumlu hale gelmiş bir Türkçedir. Yukarıdaki sözlerinde açıkça amacın Orta Asya Türk çesine yakınlaşmak olduğunu görebilirsiniz.
    Bu bağlamda tarih, vak’a, âlem ve başkaca sözler Orta Asya Türk dillerinde de kullanılagelen medeniyetimizin ortak sözlerindendir. Amaç dili bütünüyle arılaştırarak, ortak olan yabancı sözleri de atarak dili onların dilinden daha da uzaklaştırmak değildir.

    Dil devrimini artık salt arılaştırmacı gözle görmekten vazgeçmenin ve belli ölçüde yol almış ve başarı kazanmış olan arılaştırma çabalarının ötesine geçip ortak Türkçe amacına yönelme vakti gelmiş, geçmektedir. Arılaştırmacılığın hedefi, dilimizde yer etmiş ancak bütün Türk dünyasında kullanılan yabancı da olsa ortak sözlerimiz değil, bundan böyle dilimize sızması olası yabancı sözlerdir. Kaldı ki bunlara karşı alınacak önlemlerde izlenecek yol, bundan böyle bağımsız hareket ederek bunlara karşılık geliştirmek değildir. Orta Asyadan bağımsız geliştirilen her yeni söz, dilimizi onların dilinden uzaklaştırmaya katkı sunacak ve Türk dil birliğinin bozulmasına hizmet edecektir.
    Bundan böyle gerçek anlamda Türkçecilerin bu gerçekliğin bilincinde olarak davranış ve tutum geliştirmesi, hatta Orta Asya Türk dillerinden birini mutlaka öğrenmek yoluyla, ortak dilin ve bu dili yaşama geçirmenin yollarını ara duruma gelmesi, Ortak Türk dili hedefine hizmet etmesi zorunludur.
    Yoksa salt özleştirmeci yaklaşım Türkçeden yana görüntüsü verse de aslında TÜRK VE TÜRKÇE DÜŞMANIDIR!.

    E bu yazı ve TDK ne alaka diyenler çıkabilir; TDK bugüne dek görevini layıkıyla yerine getirmemiştir. TDK uydurukçuların peşine takılmıştır. TDK nın Türk diline katabildiklerinin bir kısmı Türk dilini Orta Asyalı Türklerin dilinden uzaklaştırıcı nitelikte olmuştur. TDK bundan sonra Ortak Türkçe amacı gütmez ve eskisi gibi uydurmacılık peşinde koşarsa, yukarıdaki yazıda yazılanlar TDK için de geçerlidir.

  19. #59
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    2,571
    Teşekkür / Beğenme
    Blog Başlıkları
    1
    Rep Gücü
    38
    Alıntı Nadhikku isimli üyeden alıntı Mesajı göster
    ATATÜRK VE TÜRKÇECİLİK
    Mustafa Kemal Atatürk'ün 29 Ekim 1933 de Ziraat Bankasında yaptığı ve bize hep önünden ardından kesilen, kimi sözleri değiştirilerek verilen çokça bilindik bir konuşması vardır, o konuşmayı önü ve arkası ile bütün biçimde ve sözleri ile oynamaksızın aktarıp devamını getirmeme müsade ediniz ki beyninizde oluşturmak istediğim düşünce zemininin yapı taşlarını döşeyebileyim; Lütfen Mustafa Kemal'in aşağıya alıntılayacağım sözlerini dikkatle okuyunuz, Gazi Mustafa Kemal diyor ki:

    "Düşün bir kere... Osmanlı İmparatorluğu ne oldu? Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ne oldu? Dünyayı ürküten Almanya’dan bugün ne kaldı? Demek ki hiç bir şey sür-git değildir! Bugün ölümsüz gibi görünen nice güçlerden ileride belki pek az bir şey kalacaktır. Devletler ve milletler bu idrakin içinde olmalıdırlar. Bugün Sovyetler Rusya dostumuzdur, müttefikimizdir... Devlet olarak bu dostluğa ihtiyacımız var! Fakat yarın ne olacağını kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan İmparatorluğu gibi parçalanabilir! Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler, avuçlarından sıyrılabilirler. Dünya yepyeni bir dengeye ulaşabilir! İşte, o zaman Türkiye; ne yapacağını bilmelidir! Bizim bu dostumuzun yönetiminde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onları arkalamaya hazır olmalıyız! Hazır olmak yalnız susup o günü beklemek değildir, hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanırlar? Manevi köprülerini sağlam tutarak! Dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür, tarih bir köprüdür! Bugün biz bu toplumlardan dil bakımından, gelenek, görenek, tarih bakımından ayrılmış, çok uzağa düşmüşüz! Bizim bulunduğumuz yr mi doğru, onlarınki mi? Bunun hesabını yapmakta fayda yoktur! Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz; Bizim, onlara yaklaşmamız gerekli... Tarih bağı kurmamız lazım, folklor bağı kurmamız lazım, dil bağı kurmamız lazım... Bunları kim yapacak? Elbette Biz! Nasıl yapacağız? İşte görüyorsunuz; Dil Encümenleri, Tarih encümenleri kuruluyor, dilimizi onların diline yaklaştırmaya, tarihimizi ortak payda haline getirmeye çalışıyoruz. Böylece, biri birimizi daha kolay anlar hale geleceğiz. Tarihimizi onlara yaklaştırmaya çalışıyoruz, ortak bir mazi yaratmak peşindeyiz. Türkiyat Enstitüsünü kurduk, kültürlerimizi bütünleştirmeye çalışıyoruz, Ama bunlar açıktan yapılmaz! Adı koyularak yapılacak işlerden değildir, Bunlar devletlerin ve milletlerin derin düşünceleridir.... İşitiyorum: Benim dil ve tarih ile uğraştığımı gören kısa düşünceli bazı vatandaşlarımız; "Paşanın işi yok! Dil ile, Tarih ile uğraşmaya başladı" diyorlarmış... Yağma yok! Benim işim başımdan aşkın! Ben bugün ileri bir Türkiye kurmağa ne kadar çalışıyorsam, yarının Türkiyesinin temellerini atmaya da o kadar dikkat ediyorum. Bu yaptıklarımız hiç bir millete düşmanlık değildir. Barıştan yanayız, barıştan yana kalacağız! Ama durmadan değişen dünyada, yarının muhtemel dengeleri için hazır olacağız"

    Atatürk’ün bu konuşmasından anlayacağınız üzere, dil devriminin biricik ereği asla bütün yabancı kökenli sözlerden temizlenmiş arı bir Türkçe yaratmak değildir. Dili arılaştırma çabası alında dili Orta Asya Türkçesine yaklaştırmanın aracıdır. Mustafa Kemal’in hedefi Türkiye Türkçesini salt Türkçe sözlerden oluşan homojen bir dil durumuna getirmek değildir. Onun amacı yetkinliği arttırılmış ve olanakları genişletilmiş, söz dağarı ve yapısı itibariyle Orta asya Türkçesi ile uyumlu hale gelmiş bir Türkçedir. Yukarıdaki sözlerinde açıkça amacın Orta Asya Türk çesine yakınlaşmak olduğunu görebilirsiniz.
    Bu bağlamda tarih, vak’a, âlem ve başkaca sözler Orta Asya Türk dillerinde de kullanılagelen medeniyetimizin ortak sözlerindendir. Amaç dili bütünüyle arılaştırarak, ortak olan yabancı sözleri de atarak dili onların dilinden daha da uzaklaştırmak değildir.

    Dil devrimini artık salt arılaştırmacı gözle görmekten vazgeçmenin ve belli ölçüde yol almış ve başarı kazanmış olan arılaştırma çabalarının ötesine geçip ortak Türkçe amacına yönelme vakti gelmiş, geçmektedir. Arılaştırmacılığın hedefi, dilimizde yer etmiş ancak bütün Türk dünyasında kullanılan yabancı da olsa ortak sözlerimiz değil, bundan böyle dilimize sızması olası yabancı sözlerdir. Kaldı ki bunlara karşı alınacak önlemlerde izlenecek yol, bundan böyle bağımsız hareket ederek bunlara karşılık geliştirmek değildir. Orta Asyadan bağımsız geliştirilen her yeni söz, dilimizi onların dilinden uzaklaştırmaya katkı sunacak ve Türk dil birliğinin bozulmasına hizmet edecektir.
    Bundan böyle gerçek anlamda Türkçecilerin bu gerçekliğin bilincinde olarak davranış ve tutum geliştirmesi, hatta Orta Asya Türk dillerinden birini mutlaka öğrenmek yoluyla, ortak dilin ve bu dili yaşama geçirmenin yollarını ara duruma gelmesi, Ortak Türk dili hedefine hizmet etmesi zorunludur.
    Yoksa salt özleştirmeci yaklaşım Türkçeden yana görüntüsü verse de aslında TÜRK VE TÜRKÇE DÜŞMANIDIR!.

    E bu yazı ve TDK ne alaka diyenler çıkabilir; TDK bugüne dek görevini layıkıyla yerine getirmemiştir. TDK uydurukçuların peşine takılmıştır. TDK nın Türk diline katabildiklerinin bir kısmı Türk dilini Orta Asyalı Türklerin dilinden uzaklaştırıcı nitelikte olmuştur. TDK bundan sonra Ortak Türkçe amacı gütmez ve eskisi gibi uydurmacılık peşinde koşarsa, yukarıdaki yazıda yazılanlar TDK için de geçerlidir.


    Sanırım TDK'nin tek görevini bir ortak Türkçe olarak belirlediniz.

  20. #60
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yaş
    36
    Mesajlar
    38
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    10
    Alıntı ptah isimli üyeden alıntı Mesajı göster




    Sanırım TDK'nin tek görevini bir ortak Türkçe olarak belirlediniz.
    Görevlerinden biri, ama önemli biri olarak değerlendirmek gerekiyor, Türkçenin gereksinimleri tabii ki bununla sınırlı değil, ancak bunun çözülmesi durumunda şimdi yazma gereği duymadığım bir kaç sıkıntı daha kendiliğinden çözülmüş olacak, ihtimal, o bir kaç sıkıntının çözümü yönünde harcanması gereken meblağlarda da büyük tasarruf sağlanacaktır. Olaya yalnızca milliyetçi-dilbilimci bir bakış açısıyla değil, ekonomik olarak da bakmaktayım. Ama dediğim gibi Ortak Türkçe artık Türk dilbilimcilerinin ve Türkçe için uğraştığı iddiasında olan her kişinin günemine girmeli, girmek zorunda. Bu yalnızca T.C. yurttaşlarına değil, bütün Türklüğe olan bir borç...

Toplam 5 Sayfadan 3. Sayfa BirinciBirinci 1 2 3 4 5 SonuncuSonuncu

Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

Benzer Konular

  1. Birileri bizi gazamı getiriyor?
    Konuyu Açan: Barakuda, Forum: Yönetimden Yapılan Duyurular.
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 03-02-10, 20:28
  2. v yerine w, k yerine q yazan zihniyet
    Konuyu Açan: SeyfiHoca, Forum: Güncel Türkçe Meseleleri.
    Cevaplar: 30
    Son Mesaj : 30-12-09, 23:13
  3. unless..../cevap doğru ama niye doğru?
    Konuyu Açan: DivingDeep, Forum: LYS-5 Gramer Soruları.
    Cevaplar: 13
    Son Mesaj : 14-07-07, 22:31
  4. 3 Doğru Yapana 1 Doğru da Bizden
    Konuyu Açan: SeyfiHoca, Forum: Genel EĞİTİM-ÖĞRETİM Konuları.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 18-01-07, 20:27
  5. Öğretmenlik seçimi ek puan getiriyor
    Konuyu Açan: SerdarÖgretmen, Forum: dilFORUM'la Tanışma.
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj : 15-07-06, 00:54

Bu Konu İçin Etiketler

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •