Toplam 7 sonuçtan 1 ile 7 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Arapça Nasıl öğrenilmelidir?

  1. #1
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    9,994
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    124

    Arapça Nasıl öğrenilmelidir?

    Arapçayı öğrenme isteğiniz nereden?

    Orta öğretim yıllarında yabancı dile ilgim fazla değildi. Ancak lisede öğretmenin (Naci Taşdemir) dersi kolay ve anlaşılır bir dille anlatmasından dolayı bende İngilizce'ye yoğun bir merak ve sürekli bir ilgi uyandı. Bu durum sınavlarıma da yansımıştı. İlk kuiz sınavından 100 civarında not almıştım. Başarım devam etti, lise son sınıfa kadar sınavlardaki puanlarım 95'in altına düşmedi. Sınavlardaki bu başarım bende dil konusunda kabiliyetimin olduğu kanaatini uyandırmıştı. Arkadaşlarımın övgüleri, güdülendirmeleri beni, dili meslek edinme konusunda daha yüreklendirmişti. Sonraları İngilizce derslerimize gelen öğretmenim Feza Baytöre yabancı dilden üniversite sınavlarına girmem konusunda beni cesaretlendirip bilgilendirdi. "Sınava dilden gireceğin için İngilizce dışında Rusça, Japonca gibi bölümler de yazabilirsin ve o bölümlerin puanları düşük olduğu için girmek kolay oluyor, ancak bu bölümler yerine Arapça seçersen ilerisi için daha iyi olur. İş imkânı daha çoktur." demişti.

    1994 yılında tercihlerim arasında en sonuncusu olan Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Arapça Öğretmenliği Bölümü'nü kazandım. Aynı yıl ailem Ardahan'dan İstanbul'a taşındı ve ekonomik sebeplerden ötürü kayıt dondurdum. Kayıt dondurduktan sonra üniversite sınavlarına yine hazırlandım. Gönlümdeki "İngilizce bölümü" ateşi sönmemişti. Tercihlerimin en sonunda yine Arapça Öğretmenliği vardı. Bu kez sınava bir bölüm kazanmış biri olarak ikinci kez girdiğim için puanım kesildi ve kaderin tecellisine bakınız bir kez daha Gazi Üniversitesi Arapça Öğretmenliği Bölümü'nü kazandım.

    Büyük aşk ve şevkle başladığım eğitimi normal süresinde (hazırlık sınıfı dahil toplam 5 yıl) bölüm birincisi olarak bitirdim.

    Elifi görsem mertek sanırdım

    Üniversiteyi kazandığımda Arapçayı hiç bilmiyordum. Bırakın Arapçayı, elifbâyı bilmiyordum. "Elifi görse mertek sanır." bir durumdaydım. Ama gayret edince çok şey aşılıyor. Zira Allah nasip etti, kazandığım bölümü iyi bir şekilde tamamladım ve alanımda eser ortaya koyacak bir hâle geldim.

    Hazırlık sınıfının ilk haftalarında sınıftaki İmam-Hatip Lisesi mezunu arkadaşlara sürekli koşuyor, her teneffüste soluğu yanlarında alıyordum. Derslerle ilgili bilmediklerimi, takıldıklarımı onlara soruyordum. Ancak çok değil, yaklaşık bir dönem sonra durum tersine döndü ve artık onlar bana gelmeye başladı.

    Arapça zor değil

    Arapça abartıldığı kadar zor bir dil değil. Bir kere çok karmaşık bir grameri yok. Bir diğeri Türkçe ile Arapçanın etkileşimi sonucu dilimize Arapçadan çok miktarda kelime girmiş, dolayısıyla Arapçayı öğrenme sürecimiz içerisinde kelime ezberleme işimiz kolaylaşıyor. Karşımıza çıkan pek çok kelimeyi daha önce aynı anlamıyla Türkçede kullandığımızı görüyoruz.

    Arapça nasıl öğretilmelidir?

    Bu sahada bir sinerji oluşturmak lâzım! Bunu da yapabilmek için tüm kaygılarımızı bir kenara bırakıp, Arapçayı yabancı bir dil edasıyla ele almak gerekir. Batı dillerinin öğretiminde bu, sağlanmış ancak, Arapçada belli kalıplardan kurtulamamışız. Dil öğretiminde dar kalıplardan çıkmak gerekir. Her nedense Arapça denilince akla ilk etapta bir fiilin çekimleri geliyor. Ancak dil çekim yapmakla sınırlı değildir. Arapça öğrenen kaç kişi bu dilde şarkı, türkü vb. biliyor? Ya da kaç kişi bulmaca, bilmece çözmüş?

    Dil kültürüyle öğretilmelidir. Öğrenciye ilgili dilde düşünme ve yorumlama kazandırılmalıdır. Bu durum Arapça öğretiminde maalesef söz konusu değil! Söz gelimi kaçımızın Arap ülkelerinin harita üzerindeki yeri, bayrağının şekli, başkentleri, şehirleri vb. dilde kültürel zenginlik teşkil eden konular hakkında malumatı var? Ancak biz bol bol fiil çekeriz. Bir fiili duyunca otomatikman öncelikle onun mâzî-muzâri-emir çekimini ezberden yaparız. Daha sonra fiile anlam vereceksek veririz, ya da cümlede kullanacaksak kullanırız. Bakın burada aklıma bir fıkra geldi: "Türk'ün biri Arap ülkesine gitmiş, havaalanından inip kontrolden geçtiği esnada görevlinin "Mâ masdâru'l cevâz?" sorusuna cevaben, "Cevâz masdâr." demiş. Görevlinin soruyu tekrarı üzerine cevabı bir kez daha tekrarlamış. Görevli aynı soruyu üçüncü kez yöneltince, bizimki ses tonunu yükseltmiş ve kızgın bir edayla cevap vermiş: "Câze-Yecûzu-Cevâz".

    Dil öğretiminde dar kalıplardan çıkmak mecburiyetindeyiz.

    Dilbilgisi tâlî sırada olmalı!

    Değerli hocamız Prof. Dr. İsmail Durmuş'un da sayfanız için yaptığı söyleşide vurguladığı üzere, dil öğretiminde ilk merhalelerde dilbilgisi olarak yalnızca temel taşlar niteliğinde morfolojik bilgiler vermeliyiz. Söz konusu merhalelerde yoğun metin işlemeliyiz. Böylelikle hem öğrencinin kelime dağarcığı gelişmiş olacak, hem öğrenci gerekli gereksiz kural yığınlarıyla meşgul olmayıp cümleleri bir Arap edasıyla, bütün olarak algılamaya çalışacaktır.

    Bir çocuk dili öğrenmeye başladığında öncelikle dilin kelimelerini duyduğu gibi ezberler, kelime zenginliğine ulaşır. Daha sonra o dilin gramer kurallarını hiç bilmemesine rağmen cümle kurar.

    Merhametten maraz doğar

    Ülkemizde Arapça öğretimindeki yetersizliğin en önemli nedenlerinden biri, belki de öğreticilerin öğrencilere karşı gerekli gereksiz acıma duygularıdır. Sözgelimi imtihanda kolaylık olsun diye az konu işlemek. Öğrenciye daha fazla kitap aldırmamak adına belki birkaç haftada bitecek basit bir dokümanı öğretim yılına yaymak. Veya ne kitap aldırmak, ne fotokopi çektirmek; yerine hocanın tahtaya yazması ve öğrencinin defterine geçmesi. Bu ve bunun gibi ders işleyiş usullerinde maalesef ders saati içerisinde çok az konu işlenir ve sonuçta öğrenilen bilgi ciddi bir açığı kapatmaz. Tabii bu denli iyi niyet sonrasında öğrencinin ataletine atalet katması da cabasıdır.

    Oysa "dil" öğrencilerinin çok şey öğrenmesi gerekir; zira kelime öğrenimi bir noktada durmaz, sürekli karşınıza yeni kelimeler çıkar. Bu durum kavramlar için de söz konusudur. Hatta cümleler için de. Çeviriyle uğraşanlar bunu çok iyi bilirler.

    Arapça eğitimi veren kurumların programını içerik bakımından doldurması gerekir.

    Ezbere de başvurmak gerekir

    Ezber yöntemi iyi bir yöntem değil, denir durulur. Şu anlamda ezber iyi değildir; öğrenciye kural üstüne kural ezberletmek! Ancak öğrenciye mantıklı bir şekilde konuşma metinleri, fıkralar, kısa öyküler ezberletmekte fayda vardır. Bu yöntemle öğrencilerin dili konuşma melekeleri de gelişecektir. Ezber sırasında yaptıkları tekrarlar sonucu gerek telaffuzları düzelecek, gerek daha akıcı ve hızlı konuşabilecek, gerekse bundan sonraki süreçlerde karşılarına çıkan kelime, kavram vb. ni belleklerine daha kolay kaydedebileceklerdir.

    Bizde kuiz var mı hiç?

    Yabancı dil öğretiminde bilgiyi ölçmenin en güzel yollarından biridir, habersiz hazırlanmış imtihanlar, yani kuizler. Sık sık yapılmasında fayda vardır, zira bu yöntemde öğrenci hep tetikte olur, ders çalışır. Ayrıca öğrenim sürecinde neler öğrenip, neler öğrenmediğinden emin olur. Öğrendiklerini pekiştirir, öğrenemediklerinin neler olduğunu görme imkânı bulur.

    Öğrenciye günler öncesinden sınav tarihini söylemek, ona; "kopyanı hazırla!" demekle eşdeğerdir. Hele bir de öğretici her yıl aynı soruları kullanıyorsa ve bu haber "ayaklı gazeteye" de taşınmışsa; bu gibi durumlarda imtihan, imtihan olmaktan çıkmıştır.

    Dokümanlar kısıtlı ve yetersiz

    Ülkemizde Arapça öğretimi alanında doküman sayısı yetersizdir. Son birkaç yılda biraz hareketlenme var, ancak arzu edilen seviyeye gelinememiştir. Bakınız birkaç yıl öncesine kadar gramerle ilgili 2-3 tane kitap vardı. Yine Arapça-Türkçe, Türkçe-Arapça sözlük oldukça kısıtlıydı. Dilin olmazsa olmazları hikâye kitapları... Şimdilerde Arapça öğrencilerinin bu imkânları var.

    Sözgelimi Prof. Dr. Musa Yıldız hocamızla hazırladığımız Arapça Seçme Hikâyeler serimiz malumunuz beş cilt olacak. Her ciltte farklı hikâyeler işliyoruz ve hikâyelerin seviyesi ciltler ilerledikçe ağırlaşıyor. Beş cildi tamamlayan öğrencinin kelime hazinesi nasıl olur, siz takdir edin! Ayrıca Arapça metinlere vukufiyetleri gelişir. Her hikâyenin Türkçe karşılığını vermek suretiyle öğrencinin çalıştığı metni doğru anlayıp anlamadığı noktasında tereddütlerini gidermeyi amaçladık. Beş cilt sonunda öğrenci bir dünya metni kafasında hiçbir soru işareti olmaksızın özümsemiş olacak.

    Şimdilerde ortaya çıkan bu tür hareketlenmeleri desteklemek lazım! Destekleyelim ki yeni çalışmalar, yeni ürünler ortaya konsun. Maalesef alışkanlıklarımızı kolay kolay terk edemiyoruz. Söz gelimi dilin tek bir kitapla öğrenileceğini sanıyor, ikinci bir kitap almıyoruz.

    Ancak ne kadar mükemmel hazırlanmış olursa olsun hiçbir zaman tek kitap dili öğretemez, çünkü tek kitap her şeyi ihtiva edemez. Bir kitaba içerdiği konuyla ilgili her detayı sığdıramazsınız, kaldı ki her kitabın bir de hitap ettiği bir merhale olacağından kitapta işlenenler ilgili seviyeyle sınırlı kalır.

    Öğretmen rehberdir aslında

    Arapça öğretimindeki sorunlardan biri de öğreticinin rolünün tam olarak belirlenmemesidir. Her şeyi öğretici verir gibi yanlış bir kanı vardır. Nasıl ki bir kitap tüm bilgileri ihtiva edemez, öğretmen de her şeyi veremez. Öğretmen konuyla ilgili temel atar, öğrenci duvarı örer.

    Ama bizde böyle değil. Öğrenci öğretmeni böyle kabullenemiyor, öğretmen de kendisini öğrenciye böyle kabullendiremiyor. Öyle ki öğrenci sözlük almıyor, alsa bile kullanmıyor; her bir kelimeyi öğretmene soruyor. Hatta kimi zaman çok basit bir kelimeyi telefon açarak bile sorabiliyor. Oysa öğretmenin görevi, öğrencinin sözlük kullanmayı öğrendiği yere kadardır.

    Dil bir kültür meselesidir

    Arapça öğretiminde ülkemizdeki bir eksikliklerden biri de bu hususla alâkalıdır. Arap Dili bölümlerinin kiminde hazırlık sınıfıyla birlikte beş kocaman yıl var. Aslında bu süre sonunda öğrencinin dilin esprisini yapması gerekir. Ama maalesef böyle olmuyor. Dili konuşabilme, meramını dile getirme, okuduğunu anlama, özellikle morfolojik açıdan dile hakim olma, zengin kelime dağarcığına sahip olma gibi hususiyetler söz konusu öğretim süresinin ilk 2-3 yılında tamamlanmalı; sonraki yıllarda ise dil ileri düzeyde irdelenmeli. Sözgelimi Arapçayı konuşan ülkeler enine boyuna öğretilmeli; edebiyat derinlemesine olmazsa bile iyi bir düzeyde ele alınmalı, ileri düzeyde gramer konuları işlenebilmeli, dil anlambilimi olarak analiz edilebilmeli. Bu söylediklerimiz elbette bazı üniversitelerin ilgili bölümlerinde ders programlarında var. Ancak ilk yıllarda maalesef merhamet edilerek ya gevşek bırakılıp sıkılmamış, ya da bir şekilde acınıp üst sınıfa geçirilmiş öğrenci varsa karşınızda, söylediğimiz anlamda ileri düzeyde ders işleyemiyorsunuz. Sözgelimi güzel hazırlanmış Arapça bir kaynaktan anlambilimi dersi işlerken öğrencinin soruları dersin muhtevasından ziyade, Arapça metinde geçen kelimeler üzerine oluyorsa, böylesi canım bir ders amacına ulaşamıyor.

    Klâsik ve modern Arapça meselesi

    Ortada Kur'ân-ı Kerim, Hadîs-i Şerifler gibi dinî literatür alanında çalışanların bulunması, klâsik edebiyat ürünlerinin olması klâsik Arapça bilgisine ihtiyaç doğurmakta; öte yandan, modern Arap dünyasındaki dergi, gazete ve bilgisayar gibi iletişim araçlarını takip edenlerin bulunması ve konuşma dilini öğrenme isteği modern Arapça ihtiyacını artırmaktadır. Dilin bu iki yönü de ihmale gelmemesi gereken noktalardır. Ancak temelde modern Arapçaya, öğrenci belli bir bilgi ve donanımı kazandıktan sonra, yani süt sınıflarda ise klâsik Arapçaya ağırlık verilmelidir.

    Muhteviyat bakımından klâsik ve modern Arapçanın öğretimiyle ilgili özet olarak bunu söyleyebiliriz. Ancak yöntem olarak klâsik ve modern Arapça irdelendiğinde durum değişir. Medrese eğitimi diye öteden beri bildiğimiz bir yöntem vardır ki, günümüz şartlarına pek uygun değildir. Bir kere bu yöntemde "halka" oluşturulur. Bir öğretmenin etrafında birkaç öğrenci vardır, oysa şimdi dersler sınıf ortamında veya anfilerde, daha kalabalık gruplarla yapılmaktadır. Çoğu defa öğretmen ders süresi içerisinde her bir öğrenciye bir kere bile olsa söz hakkı verememektedir. Medrese yönteminde öğrenci bir üst merhaleye geçtiğinde alt merhaledeki öğrenciye hocalık yapar. Şimdilerde bunu sağlamak, öğrencilere bu görevi yüklemek ve bunu takip etmek de zordur. Kaldı ki medrese yöntemindeki öğretim metodu ve materyali klâsik Arapçaya yöneliktir. Ancak günümüzde gerek günlük Arapça, gerekse klâsik dilden sonra ortaya konan ürünlerin varlığı modern Arapçaya ihtiyaç doğurmaktadır. Bu ve bu gibi sebepler gösteriyor ki medrese yönteminde diretmek pek doğru değildir.

    Pratiği nasıl kazanmalıyız?

    "Pratik Türkiye'de olmaz! Kesinlikle yurt dışına gidilmeli!.." yanlış kanaati ve saplantısı var. Dışarıya çıkmanın önemi yadsınamaz, ancak dışarıya bilgi bakımından dolu çıkamazsak bu, bize fayda sağlamaz. "Yanlış kanaati ve saplantısı" derken şunu kastediyorum; Arapça sanki burada (Türkiye'de) hiç ama hiçbir şekilde öğretilemez, yeisi içinde olanlar var maalesef! Bu kimseler donanımsız bir hâlde herhangi bir Arap ülkesine giderler, bir müddet sonra döndüklerinde bakarsınız yine Arapçayı öğrenememişler. Dışarı gitsek de gitmesek de dili konuşabilmek ve kullanabilmek için öncelikle alt yapımızın olması gerekir. Temel dilbilgisi kurallarını iyi bilmeli, kelime dağarcığımızı zengin tutmalıyız.

    Dışarı gitmek bilgimize bilgi katmak veya donanımlarımızı daha işler hale getirmek gayesiyle olmalıdır. Donanımsız bir hâlde dışarı gitmek dili de öğretmez, pratiği de sağlamaz.

    Kaynak

  2. #2
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Yaş
    32
    Mesajlar
    3,117
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    45
    Ben de bir an bu yazıyı siz yazdınız sandım, yazıyı öyle okuyorum.. Paylaşım için teşekkürler ...

  3. #3
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    1,340
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    28
    Ben de Tercan Hocam'ın hayat hikayesi gibi okudum. Sonda kaynağı görünce uyandım Çok teşekkürler paylaşım için.

  4. #4
    N-O-N Misafir
    Bu güzel yazıyı paylaşarak faydalanmamızı sağladığınız için teşekkürler "Tercan Değerli"

    Bu arada okuduğunuz mesaj, benim forumdaki ilk mesajım oluyor.

    Saygılar.

  5. #5
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Yaş
    25
    Mesajlar
    12
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    12


    tesekkurler paylasımın için

  6. #6
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    523
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    18
    gerçekten çok güzel bende bu sene Gazi Arapça öğretmenliğini okuyacağım..Allah yardımcım olsun

  7. #7
    Üyelik tarihi
    Jul 2012
    Yaş
    21
    Mesajlar
    2
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    5
    Arapça öğrenmek isteyenler için hazırlanmış, pratik ve kolay arapça yöntemlerini anlatan, konusunda uzman hocalar ile arapça öğretimi. Tıklayın.

Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

Benzer Konular

  1. Arapça hk
    Konuyu Açan: Ehveniser, Forum: Arapça Forumu.
    Cevaplar: 15
    Son Mesaj : 09-03-10, 16:11
  2. Arapca zor mu?
    Konuyu Açan: nuisance88, Forum: Arapça Forumu.
    Cevaplar: 28
    Son Mesaj : 28-02-10, 21:50
  3. arapça 50
    Konuyu Açan: Vasudeva, Forum: Arapça Forumu.
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj : 19-01-09, 18:30
  4. arapça basın dili ( ingilizce-arapça-türkçe )
    Konuyu Açan: enesbali, Forum: Arapça Forumu.
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj : 24-03-08, 08:45
  5. Arapça Klavye ve Arapça Yazılış
    Konuyu Açan: hsnkckf, Forum: Arapça Forumu.
    Cevaplar: 18
    Son Mesaj : 16-12-07, 20:18

Bu Konu İçin Etiketler

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •