Toplam 3 sonuçtan 1 ile 3 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Have kullanımı ile ilgili

  1. #1
    Üyelik tarihi
    Apr 2015
    Mesajlar
    63
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    9

    Unhappy Have kullanımı ile ilgili

    Longman'ın sitesinde Have kullanımlarına bakarken 15. sıradaki kullanım yapısını anlayamadım. Aşağıdaki yapılar cümlelere nasıl bir anlam veriyor?

    15: in a position or state (also have got especially British English)
    used to say that your body or something else is in a particular position or state, because you moved or did something

    *have something open/closed/on etc
    I had my eyes half-closed.
    Janice likes to have the window open.
    She had her back to the door.

    *have something doing something
    He’s always got the stereo playing.



    Ayrıca şu kullanım nasıl çevriliyor?

    36. kullanım:
    *won’t/can’t have something: used to say that someone will not allow something to happen

    They’re trying to play tricks on me again, but I won’t have it.

    *won’t/can’t have somebody doing something

    I won’t have you walking home all by yourself.
    We can’t have people wandering about on private land.


  2. #2
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Yaş
    42
    Mesajlar
    12,888
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    160
    I had my eyes half-closed. -----gözlerim yarı kapalıydı.
    Janice likes to have the window open. ---janet pencerenin açık olmasını/pencereyi açık tutmayı sever.
    She had her back to the door.---arkası/sırtı kapıya dönüktü.

    He’s always got the stereo playing.----müzik seti hep çalardı/çalar dururdu. /müzik setini hep açardı.

    I won’t have it.---buna izin vermem/vermeyeceğim / müsaade etmem/etmeyeceğim.

    I won’t have you walking home---eve yürümenize/yürüyerek gitmenize izin ver(e)mem/vermeyeceğim.
    We can’t have people wandering--insanların dolaşmasına izin ver(e)meyiz/vermeyeceğiz

    - - - Updated - - -

    I had my eyes half-closed. -----gözlerim yarı kapalıydı.
    Janice likes to have the window open. ---janet pencerenin açık olmasını/pencereyi açık tutmayı sever.
    She had her back to the door.---arkası/sırtı kapıya dönüktü.

    He’s always got the stereo playing.----müzik seti hep çalardı/çalar dururdu. /müzik setini hep açardı.

    I won’t have it.---buna izin vermem/vermeyeceğim / müsaade etmem/etmeyeceğim.

    I won’t have you walking home---eve yürümenize/yürüyerek gitmenize izin ver(e)mem/vermeyeceğim.
    We can’t have people wandering--insanların dolaşmasına izin ver(e)meyiz/vermeyeceğiz

  3. Teşekkür crazytune bu mesaj için teşekkür etti.
    Beğenme crazytune bu mesajı beğendi.
  4. #3
    Üyelik tarihi
    Apr 2015
    Mesajlar
    63
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    9
    Hocam teşekkür ederim

  5. Teşekkür ahmetwrt bu mesaj için teşekkür etti.

Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •