Toplam 9 sonuçtan 1 ile 9 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Passé compose et accord

  1. #1
    Üyelik tarihi
    Aug 2012
    Mesajlar
    5
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    14

    Passé compose et accord

    Merhaba arkadaşlar,
    Passé compose'de être ile çekimlenen fiillerde ve prononimal fiillerde feminin ve feminin pluriel olanlarla yahut masculin pluriel olanlarda accord getiriyorduk.Fakat benim anlayamadığım birkaç nokta var.
    -Elle s'estlavée
    -Elle s'estcoupéle doigt.

    İkinci seçenekte neden accord almadı ?


    -Ils se
    sont attendus à une grande surprise.

    -Ils se sont dit des mots doux.

    İkinci seçenekte neden accord almadı ?

    Aynı şekilde nous ve vous şahıslarında da benzer farklılıklar olabiliyor.Bu farklılığı bana açıklayabilir misiniz?

  2. #2
    Üyelik tarihi
    Nov 2011
    Yaş
    33
    Mesajlar
    179
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    16
    paase compose de avoır ıle cekılen fııllerde nesne aldıgında nesnenın erıl yada dısıl olmasına gore uyum yapılır
    bu konuyu bılıyorum ama bıldıgım seyı anlatımım cok ıyı degılıdr bu konuya suradan da bakabılırsınız cok guzel anlatılmıs
    pro5: direct object pronouns bu sayfada tam sızın sordugunuz soru analatılıyor

  3. #3
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    8,675
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    113
    Alıntı İntifada isimli üyeden alıntı Mesajı göster
    Merhaba arkadaşlar,
    Passé compose'de être ile çekimlenen fiillerde ve prononimal fiillerde feminin ve feminin pluriel olanlarla yahut masculin pluriel olanlarda accord getiriyorduk.Fakat benim anlayamadığım birkaç nokta var.
    -Elle s'estlavée
    -Elle s'estcoupéle doigt.

    İkinci seçenekte neden accord almadı ?


    -Ils se
    sont attendus à une grande surprise.

    -Ils se sont dit des mots doux.

    İkinci seçenekte neden accord almadı ?

    Aynı şekilde nous ve vous şahıslarında da benzer farklılıklar olabiliyor.Bu farklılığı bana açıklayabilir misiniz?
    eğer bir nesne almazsa akor yapılır ama eğer nesne alırsa akor yapılmaz.

    les pronoms réfléchis peuvent être directs ou indirects selon la phrase.
    cümleye göre dönüşlü zamirler direkt ve endirekt olabiliyor
    Dans la phrase, Elle s'est coupée, le pronom se est direct. Elle s'est coupée qui ? - Elle même.
    eğer kendi kendini keserse akor yapılır
    Dans la phrase Elle s'est coupé la main le pronom se est indirect et la main est le complément d'objet direct. Elle s'est coupée quoi ? - La main.
    eğer bir şeyi keserse akor yapılmaz

    kaynak

  4. #4
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Yaş
    50
    Mesajlar
    22
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    18
    Kaynak: Türkçe Açıklamalı Fransızca Dilbilgisi (yazar: Yrd.Doç.Dr. Bayram KÖSE)

    GEÇMİŞ ZAMAN ORTACINDA UYUM (L’ACCORD DU PARTICIPE PASSE)

    1. ETRE YARDIMCI FİİLİYLE KULLANILAN GEÇMİŞ ZAMAN ORTACINDA UYUM
    (L'ACCORD DU PARTICIPE PASSE UTILISANT L'AUXILIAIRE ETRE)
    être yardımcı fiili (l'auxiliaire être), bütün çift zamirli fiillerin (le verbe pronominal) ve yirmi dört geçişsiz (intransitif) fiilin [arriver : varmak, aller : gitmek, (re)venir : gelmek, entrer : girmek, rentrer : dönmek, retourner : dönmek, (re)devenir : (dönüşmek) olmak, parvenir : varmak, (re)tomber : düşmek, (re)monter : yukarı çıkmak, (re)descendre : inmek, (re)naître : doğmak, mourir : ölmek, rester : kalmak, sortir : dışarı çıkmak, décéder : ölmek, (re)partir : yola çıkmak] birleşik zamanlarda (le temps composé), çekilmesini sağlar.
    être yardımcı fiiliyle (l'auxiliaire être) kullanılan geçmiş zaman ortacı (le participe passé), sıfatmış (l’adjectif ) gibi fiilin öznesiyle (le sujet du verbe) cins (le genre) ve sayı (le nombre) bakımından uyum (l’accord) yapar:
    Je suis monté(e) par l'ascenseur.
    Asansörle çıktım.

    Tu n'es pas encore rentré(e) chez toi?
    Evine hala dönmedin mi ?

    Si tu l’avais prévenu, il ne serait pas parti.
    Önceden haber verseydin gitmezdi.

    En quelques minutes, elle était descendue à 50 mètres sous l’eau.
    Birkaç dakikada suyun 50 metre altına inmişti.

    Les colis sont arrivés hier matin.
    Koliler dün sabah geldi.

    Les garçons n’étaient pas allés au cinéma.
    Oğlanlar sinemaya gitmemişlerdi.

    Ces deux filles sont-elles venues avec vous?
    Bu iki kız sizinle mi geldiler ?

    Il fallait que vous soyez sorti(e)(s) du bureau avant six heures.
    Bürodan saat altıdan önce çıkmış olmanız gerekirdi.

    être fiilinin birleşik zamanlarında (le temps composé) avoir yardımcı fiili (l’auxiliaire avoir) kullanılır, avoir filinin yardımcı fiili ise yine avoir yardımcı fiilidir (l’auxiliaire avoir):
    J'ai été en France la semaine dernière.
    Geçen hafta Fransa'daydım.

    Il a eu certains problèmes à l'école.
    Okulda bazı sorunları oldu.
    2. ÇİFT ZAMİRLİ FİİLLERİN GEÇMİŞ ZAMAN ORTACINDA UYUM
    (L'ACCORD DU PARTICIPE PASSE DES VERBES PRONOMINAUX)

    Çift zamirli fiillerin (le verbe pronominal) geçmiş zaman ortaçları (le participe passé) être yardımcı fiili (l'auxiliaire être) ile kullanılsa da, yardımcı fiil être (l'auxiliaire être), etken (actif) bir avoir yardımcı fiil (l'auxiliaire avoir) değeri taşır. Dolayısıyla uyumda avoir yardımcı fiiliyle (l'auxiliaire avoir) çekilmiş geçmiş zaman ortacının (le participe passé) kuralları uygulanır.

    Çift zamirli fiillerde (le verbe pronominal) uyum (l’accord) birleşik zamanlarda (le temps composé) yapılır:
    1. Çift zamirli fiilde (le verbe pronominal) özne (le sujet) düz nesne/düz tümleç (le complément d’objet direct = c.o.d.) olarak kendini (se) aldığında, uyum (l'accord) özneye (le sujet) göre olur.
    se laver: yıkanmak (kendini yıkamak)
    Elle s'est lavée.
    Yıkandı. / Kendini yıkadı.
    Elle a lavé qui ? : elle (se), pron. pors. c.o d. avant le participe passé
    Kimi yıkadı? onu = kendini = geçmiş zaman ortacından önce gelen düz tümleç

    Bir başka ifadeyle, [s'accuser, s'aider, s'aimer, s'arrêter, se battre, se blesser, se cacher, se chercher, se comprendre, se fiancer, se laver, se lever, se marier, se perdre, se regarder, se rencontrer, se voir gibi çift zamirli fiillerde (le verbe pronominal)] özne (le sujet) yaptığı eylemden (l’action) yine kendisi etkileniyorsa ya da özneler (le sujet) arasındaki karşılıklı etkileşim (l’interaction) doğrudan (direct) (se = c.o.d.) ise, geçmiş zaman ortacı (le participe passé) özneyle (le verbe) cins (le genre) ve sayı (le nombre) bakımından uyum (l’accord) yapar:
    Il s'est fiancé avec Ginetta, une milanaise.
    Bir Milanlı olan Ginetta’yla nişanlandı.

    Elle s'était mariée le 18 avril 1931 à Paris.
    18 Nisan 1931 tarihinde Paris’te evlenmişti.

    Ils se sont baignés ce matin.
    Bu sabah denize girdiler.

    Elles se sont embrassées.
    Kucaklaştılar.

    2. Yukarıda sıralanan türde, yaptığı eylemden (l’action) kendisi etkilenenen çift zamirli fiillerden (le verbe pronominal) bazıları düz geçişli (transitif direct = se laver les mains) bazıları ise dolaylı geçişli (transitif indirect = se battre avec quelqu’un/quelque chose) olarak da kullanılabilir. Bu durumda uyum (l’accord) fiillerin (le verbe) düz (transitif direct) ya da dolaylı geçişli (transitif indirect) olmaları yönünde değişiklik göstermektedir:
    Çift zamirli fiil (le verbe pronominal) dolaylı tümleç (le complément d’objet indirect = c.o.i.) aldığında uyum (l’accord) söz konusu değildir:
    se laver les mains: ellerini yıkamak
    Elle s'est lavé les mains.
    Ellerini yıkadı.
    Elle a lavé quoi ? : les mains (c.o.d. après le participe passé; se (elle) est complément indirect)

    s'écrire une lettre: karşılıklı mektup yazmak
    Elles se sont écrit des lettres.
    Birbirlerine mektuplar yazdılar.
    (Elles ont écrit quoi ? : des lettres (c.o.d. après le participe passé); à qui?: à elles (se), l'une à l'autre est complément indirect)

    Ancak söz konusu tümleç (le complément d’objet) être yardımcı fiilinden (l'auxiliaire être) önce geliyorsa, uyum (l’accord) nesneye/tümlece (le complément d’objet) göre yapılır:
    Les mains qu'elle s'est lavées n'étaient pas très sales.
    Yıkadığı (que, c.o.d.) elleri çok kirli değildi.
    (Elle a lavé quoi ? : les mains, c.o.d. avant le participe passé)
    Neyi yıkadı? Elleri(ni)

    Les lettres qu'elles se sont écrites étaient très longues.
    Birbirlerine yazdıkları (que = c.o.d) mektuplar çok uzundu.
    (Elles ont écrit quoi?: des lettres, c.o.d. avant le participe passé)
    Ne yazdılar ? Mektuplar

    3. Çift zamirli fiil (le verbe pronominal) dolaylı tümleç (le complément indirect) aldığında, dolaylı tümlecin (le complément indirect) être yardımcı fiilinden (l'auxiliaire être) önce veya sonra gelmesine bakılmaksızın uyum (l’accord) özneye (le sujet) göre yapılır.

    s'apercevoir de : farketmek
    Cette étudiante s'est aperçue de ses erreurs.
    Bu kız öğrenci hatalarını farketti.
    (Cette étudiante s'est aperçue de quoi? de ses erreursc.o.i.); de quoi?: de ses erreurs)

    Ses erreurs dont cette étudiante s'est aperçue
    Bu kız öğrencinin farkına vardığı (dont, c.o.i) hataları...

    se souvenir de : hatırlamak
    Elle s'est souvenue des promesses de son père.
    Babasının vaatlerini hatırladı.
    (Elle s'est souvenue de quoi ? des promesses de son père: (c.o.i.); de quoi ? : des promesses de son père)

    Les promesses de son père dont elles s’est souvenue ...
    Hatırladığı, babasının (dont, c.o.i) vaatleri ...

    4. Özne (le sujet), gerçekleştirdiği bir eylemi (l'action) mastarla (l'infinitif) ifade ettiğinde, uyum (l’accord) yine özneye (le sujet) göre yapılır. Ancak, söz konusu eylem (l’action) öznenin (le sujet) maruz kaldığı eylem ise uyum (l’accord) yapılmaz:
    Ces deux enfants se sont vus parler à la télévision.
    Bu iki çocuk, birbirlerinin televizyonda konuştuklarını (konuşurken) gördüler.

    Ces deux enfants se sont vu chasser de l'école.
    Bu iki çocuk, birbirlerinin okuldan kovulduklarını (kovulurken) gördüler.

    Les enfants se sont vus glisser sur les pistes enneigées.
    Çocuklar karlı pistte birbirlerinin kaydıklarını (kayarken) gördüler.

    Les pourboires que les enfants se sont vu glisser dans la main…
    Çocukların ellerine geldiğini (gelirken) gördükleri bahşişler …

    Mastarın (l’infiniif) yerini bir geçmiş zaman ortacı (le participe passé) aldığında ise uyum yapılır:
    Elle s'est senti attaquer par-derrière.
    Arkadan saldırdığını hissetti.

    Elle s'est sentie attaquée par-derrière.
    Arkadan (kendisine) saldırıldığını hissetti.


    5. Bazı çift zamirli fiillerde (le verbe pronominal) ikinci zamirin dönüşlülük (le second pronom non réfléchi) anlamı olmadığından bahsetmiştik. Bu zamir (le pronom non réfléchi) ne düz (c.o.d), ne de dolaylı bir tümlecin (c.o.i) yerini tutar. İkinci zamirlerinin (le second pronom non réfléchi) mantıklı bir işlevi (la fonction non logique) bulunmayan bu tür çift zamirli fiillerde (le verbe pronominal non réfléchi), geçmiş zaman ortacı (le participe passé) özneyle (le sujet) uyum (le sujet) yapar. Bu tür çift zamirli fiillerin (le verbe pronominal) essas (essentiel) ve kazaen (accidentel) olanı vardır:
    Esas çift zamirli fiillerde uyum (l'accord des verbes essentiellement pronominaux) özneye göredir:
    Elle s'est moquée de son petit ami.
    Erkek arkadaşıyla alay etti.

    Nous nous en sommes allés seuls.
    Tek başımıza çekip gittik.

    Les deux avions se sont envolés vers Istanbul.
    Her iki uçak istanbul'a doğru havalandı.


    Kazaen çift zamirli fiillerde uyum (l'accord des verbes accidentellement pronominaux):
    Benzetme çift zamirli fiiller (le verbe pronominal assimilé) olarak da anılan kazaen çift zamirli fiiller (le verbe accidentellement pronominal), esas çift zamirli fiiller gibi (le verbe essentiellement pronominal) işlem gördükleri için, geçmiş zaman ortaçları (le participe passé) yine özneyle (le sujet) uyum yapar. Dolayısıyla aldıkları düz tümleç (le complément d’objet direct) yardımcı fiilden être’den (l’auxiliaire être) sonra geldiğinde uyum (l’accord) olmaz.

    Elles se sont coupé les cheveux.
    Kendi saçlarını kestiler.

    Ils se sont rasé la moustache.
    Kendi bıyıklarını kestiler.

    Elle s'est approchée de l'homme.
    Adama yaklaştı.

    Le patron voulait que les problèmes se soient décidés après la discussion.
    Patron, tartışma sonrası sorunların çözülmüş olmasını istiyordu.


    3. AVOIR YARDIMCI FİİLİYLE KULLANILAN GEÇMİŞ ZAMAN ORTACINDA UYUM
    (L’ACCORD DU PARTICIPE PASSE UTILISANT L’AUXILIAIRE AVOIR)

    avoir yardımcı fiili (l’auxiliaire avoir) genellikle geçişli fiillerin (le verbe transitif) birleşik zamanlarında (le temps composé) kullanılır.
    avoir yardımcı fiiliyle (l'auxiliaire avoir) kullanılan geçmiş zaman ortacı (le participe passé):

    1. Özneyle (le sujet) uyum (l'accord) yapmaz :

    Ce jour-là, elle avait travaillé jusqu’à minuit.
    O gün, gece yarısına kadar çalışmıştı.

    Nous l’aurions vu, s’il était venu avec nous.
    Bizimle gelmiş olsaydı, onu görürdük.

    N'ont-ils pas été à l'étranger ?
    Yurtdışında bulunmadılar mı?

    Elles avaient dit "non".
    "Hayır" demişlerdi.

    Sa mère a voulu qu’elle ait fini son travail avant huit heures.
    Annesi, işini saat sekizden önce bitirmiş olmasını istedi.

    2. Fiilin (le verbe) aldığı düz tümleç (le complément d’objet direct = c.o.d.) geçmiş zaman ortacından (le participe passé) sonra geliyorsa uyum (l’accord) yoktur:

    L'année dernière, sa tante a acheté une villa au bord de la mer.
    Geçen yıl, teyzesi deniz kenarından bir villa satın aldı.

    Avaient-elles déjà lu ces contes intéressantes.
    Bu ilginç hikâyeleri daha önce okumuşlar mıydı?

    Il est possible qu'il ait fini les travaux avant notre arrivée.
    Gelişimizden önce işleri bitirmiş olabilir.

    3. Fiilin aldığı düz tümleç (le complément d’objet direct = c.o.d.) geçmiş zaman ortacından (le participe passé) önce geliyorsa, geçmiş zaman ortacı (le participe passé) bu düz tümleçle (le complément d’objet direct = c.o.d.) cins (le genre) ve sayı (le nombre) bakımından uyum (l'accord) yapar. Bir düz tümlecin (le complément d’objet direct = c.o.d.) yerine düz tümleç durumundaki bir kişi zamiri (le pronom personnel complément d'objet direct) kullanıldığında da aynı uyum (l’accord) söz konusu olur:

    La villa que mon père a achetée se trouve au bord de la mer.
    Babamın satın aldığı villa deniz kenarında bulunuyor.

    Il l'a achetée l'année dernière.
    Onu geçen yıl satın aldı.

    Les contes qu'elles ont lus sont très intéressants.
    Okudukları hikâyeler çok ilginç.

    Elles les ont lus en deux mois.
    Onları iki ayda okudular.

    La route que nous avons traversée était glissante.
    Geçtiğimiz yol kaygandı.

    Nous l'avons traversée attentivement.
    Onu dikkatlice geçtik.


    Sonu sessiz harfle (la consonne) biten geçmiş zaman ortacına (le participe passé) uyum (l’accord) sebebiyle getirilen –e, bazen telaffuzda (la prononciation) da değişiklik yaptırır:

    J'ai écrit une lettre très longue à mon ami. → « je ekri »
    Arkadaşıma çok uzun bir mektup yazdım.

    La lettre que j'ai écrite à mon ami était très longue. → « je ekrit »
    Arkadaşıma yazdığım mektup çok uzundu.

    Il a mis ses chaussures noires. → « il a mi »
    Siyah ayakkabılarını giydi.

    Les chaussures qu'il a mises étaient noires. → « il a miz »
    Giydiği ayakkabılar siyahtı.


    duré, été, fallu, nui, plu, pu, regné, ressemblé, ri, semblé, souri, succédé, suffi, déplu, dormi, joui, lui, marché, menti, profité, renoncé, succombé, survécu gibi bazı geçmiş zaman ortacları (le participe passé) düz tümleç (le complément d’objet direct = c.o.d.) almadıkları için biçimlerinde (la forme) hiçbir değişiklik olmaz.

    Ardından mastar (l'infinitif) gelen geçmiş zaman ortacı (le participe passé), bu mastara (l'infinitif) bir ilgeçle (la préposition) bağlı olsun ya da olmasın, kendinden önce gelen bir düz tümleç (le complément d’objet direct = c.o.d.) veya düz tümlecin yerini tutan bir kişi zamiriyle (le pronom personnel complément d'objet direct),
    1. söz konusu düz tümleç (le complément d’objet direct = c.o.d.) ya da düz tümlecin yerini tutan kişi zamiri (le pronom personnel complément d'objet direct) edilgen anlamdaysa (le sens passif) uyum (l’accord) yapmaz:

    Les arbres que j'ai vu couper étaient tous verts.
    Kesildiklerini gördüğüm ağaçlar yemyeşildi.

    La collection que mon directeur m'a permis de voir est cachée dans une boite.
    Müdürümün görmeme müsaade ettiği koleksiyon bir kutunun içinde saklı.

    Les portes que j'ai vu repeindre par les ouvriers …
    İşçiler tarafından boyandıklarını gördüğüm kapılar …

    Les meubles que j'ai vu déménager par les déménageurs…
    Taşıyıcılar tarafından taşındıklarını gördüğüm mobilyalar…


    2. söz konusu düz tümleç (le complément d’objet direct = c.o.d.) ya da düz tümlecin yerini tutan kişi zamiri (le pronom personnel complément d'objet direct) etken anlamdaysa (le sens actif) uyum (l’accord) yapar:
    Les piétons que j'ai vus traverser la rue n'utilisaient pas le passage clouté.
    Yolu geçtiklerini gördüğüm yayalar, yaya geçidini kullanmıyorlardı.

    Ces garçons, je les ai entendus chanter.
    Bu çocukların şarkı söylediklerini [söylerken] duydum.

    Les peintres que j’ai vus peindre …
    Resim yaptıklarını gördüğüm ressamlar.


    3. kendinden sonra bir mastar (l'infinitif) gelen, ettirgen (factitif) anlamdaki geçmiş zaman ortacı (le participe passé) fait hiçbir zaman değişmez:

    La robe qu'elle a fait coudre lui convient bien.
    Diktirdiği elbise kendisine yakışıyor.

    Le CD que j'ai fait acheter ne se vend pas en Turquie.
    Satın aldırdığım CD Türkiye'de satılmıyor.

    Les portes que j’ai fait peindre sont très anciennes.
    Boyattığım kapılar çok eski.


    Ancak, kendinden sonra isim (le nom) veya sıfat (l’adjectif) gelen bir geçmiş zaman ortacı (le participe passé) uyum (l’accord) yapar:
    Elles se sont faites attirantes.
    Kendilerini çekici hale getirttiler.

    Cette jeune actrice s'est faite plus belle avant la tournée.
    Bu genç aktris turneden önce kendini daha güzel hale getirtti.


    être ve avoir fiillerinin yardımcı fiil (l’auxiliaire) olarak kullanımı konusunda dikkat edilecek diğer hususları da bilmekte yarar vardır:

    1. Bazı fiiller hem être (l’auxiliaire être) hem de avoir yardımcı fiili (l’auxiliaire avoir) ile kullanılmaktadır, ancak être’le (l’auxiliaire être) çekildiiklerinde başka, avoir’la (l’auxiliaire avoir) çekildiklerinde başka bir anlam (le sens) yüklenmiş olurlar:

    Je suis descendu de l’autobus.
    Otobüsten indim.

    J’ai descendu un paquet.
    Bir paket indirdim

    Il est monté au sixième étage.
    Altıncı kata çıktı.

    Il a monté la valise au sixième étage.
    Valizi altıncı kata çıkardı.

    Nous étions sortis dehors.
    Dışarı çıkmıştık.

    Nous avions sorti le chien dehors.
    Köpeği dışarı çıkarmıştık.

    Bu tür fiiller être yardımcı fiiliyle (l'auxiliaire être) çekildiklerinde geçişsiz (intransitif) olarak kullanılır, dolayısıyla nesne/tümleç (l’objet) değil bir zarf tümleci (le complément de circonstance) alır:
    Je suis sorti. → geçişsiz (intransitif)
    Çıktım.

    Je suis sorti avec une belle fille.
    Güzel bir kızla çıktım. → geçişsiz (intransitif) ve zarflı (le complément de circonstance)

    Il est entré. → geçişsiz (intransitif)
    Girdi.

    Il est entré dans la classe. → geçişsiz (intransitif) ve zarflı (le complément de circonstance)
    Sınıfa girdi.

    Öte yandan, bu tür fiiller, avoir yardımcı fiiliyle (l'auxiliaire avoir) çekilirlerse, geçişli (transitif) oldukları gibi zarf tümleci (le complément de circonstance) de alabilir:
    On a monté les dossiers. → geçişli (transitif)
    Dosyaları çıkardık.

    On y a monté les dossiers. → geçişli (transitif) ve zarflı (le complément de circonstance)
    Dosyaları oraya çıkardık.

    2. Bazı geçişsiz fiiller (le verbe intransitif) her iki yardımcı fiille (l’auxiliaire) de kullanılmaktadır.

    avoir yardımcı fiiliyle (l'auxiliaire avoir) kullanıldıklarında, eylem (l'action) üzerinde ısrar vardır:
    Son roman a paru l’an dernier.
    Romanı geçen yıl yayınlandı.

    être yardımcı fiiliyle (l'auxiliaire être) kullanıldıklarında durum (le cas) üzerinde ısrar vardır.
    Son roman est paru depuis un an.
    Romanı bir yıldır basılı → Romanı basılalı bir yıl oldu.


    4. GEÇMİŞ ZAMAN ORTACININ SÜRE VE ÖLÇÜ BELİRTEN BİR NESNEYLE UYUMU
    (L'ACCORD DU PARTICIPE PASSE EMPLOYE AVEC UN COMPLEMENT DE DUREE OU DE MESURE)

    Geçişli fiillerin (le verbe transitif) düz nesne (le complément d’objet direct) alabildiklerine, geçişsiz fiillerin (le verbe intransitif) ise hiçbir nesne (l’objet) almadıklarına değinmiştik.
    vivre, coûter, valoir, peser, courir, marcher gibi bazı geçişsiz fiiller (le verbe intransitif) asıl anlamlarıyla kullanıldıklarında süre (la durée) ve ölçü (la mesure) belirten bir zarf tümleci (le complément circonstanciel) alırlar. Düz nesne/düz tümleç (le complément d’objet direct) almadıklarından geçmiş zaman ortaçlarında (le participe passé) bir uyum (l’accord) olmamaktadır:

    Cet achat m’a coûté trois mille euros. → Les trois mille euros que cet achat m’a coûté…
    Bu alış-veriş bana üç bin euroya mal oldu. Bu alış-verişin bana mal olduğu üç bin euro….

    Cette robe m’a valu une somme. → La somme que cette robe m’a valu…
    Bu elbise bana bir tutara mal oldu. Bu elbisenin bana mal olduğu tutar …

    Cette lettre a pesé dix grammes. → Les dix grammes que cette lettre a pesé…
    Bu mektup [tartıda] on gram geldi. Bu mektubun [tartıda] geldiği on gram …

    J’ai couru/marché vingt minutes. → Les vingt minutes que j’ai couru/marché …
    Yirmi dakika [boyunca] koştum [yürüdüm]. [Süresince] koştuğum [yürüdüğüm] yirmi dakika …

    J’ai vécu quarante années à Ankara. → Les quarante années que j’ai vécu à Ankara…
    Ankara’da kırk yıl yaşadım. Ankara’da [süresince] yaşadığım kırk yıl …

    Ancak söz konusu bu fiiller, yan anlamlarıyla (au sens figuré) kullanıldıklarında geçişli (transitif) olur ve aldıkları düz nesneyle (le complément d’objet direct) cins (en genre) ve sayı (en nombre) bakımından uyum (l’accord) yaparlar:
    Les efforts que ce travail a coûtés…
    Bu işin mal olduğu çabalar…

    Les compliments que cette robe m’a valus…
    Bu elbisenin bana kazandırdığı beğeniler…

    Les conséquences qu’elle a pesées…
    Ortaya koyduğu sonuçlar…

    Les dangers que j’ai courus…
    Koştuğum [atıldığım] tehlikeler…

    Les belles années que j’ai vécues…
    Yaşadığım güzel yıllar…

    Les belles aventures que j’ai vécues…
    Yaşadığım güzel maceralar…

    - - - Updated - - -

    Kaynak: Türkçe Açıklamalı Fransızca Dilbilgisi (yazar: Yrd.Doç.Dr. Bayram KÖSE)

  5. Beğenme posterman bu mesajı beğendi.
  6. #5
    Üyelik tarihi
    Feb 2014
    Mesajlar
    1
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    11
    Passe compose'de eğer fiilden sonra bir organ adı gelirse asla uyum yapılmaz

  7. #6
    Üyelik tarihi
    Sep 2014
    Mesajlar
    12
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    10
    participe passé employé sans auxiliaire anlatırmısınız

  8. #7
    Üyelik tarihi
    Mar 2017
    Mesajlar
    3
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    5
    Passe compose'de eğer fiilden sonra bir organ adı gelirse asla uyum yapılmaz.

    Merhaba: Aşağıdaki cümle de accord olmayışı sizin dediğinize göre doğru oluyor sanırım. Çünkü; la jambe > s'est cassée olarak yer almıyor. Teşekkürler...

    Le médecin plâtre la jambe que Jean s'est cassé.

    - - - Updated - - -

  9. #8
    Üyelik tarihi
    Mar 2017
    Mesajlar
    3
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    5

    Accord / Pas d'accord!

    Passe compose'de eğer fiilden sonra bir organ adı gelirse asla uyum yapılmaz

    Passe compose'de eğer fiilden sonra bir organ adı gelirse asla uyum yapılmaz.

    Merhaba
    Aşağıdaki cümle de accord olmayışı sizin dediğinize göre doğru oluyor sanırım. Çünkü; la jambe > s'est cassée olarak yer almıyor. Yani kurala uyuyor ve accord yapılmıyor.

    Le médecin plâtre la jambe que Jean s'est cassé.

    Ancak alttaki cümlede ise: Accord yapılıyor!

    Les mains qu'elle s'est lavées n'étaient pas très sales.

    Teşekkürler...
    Konu Frances T tarafından (01-04-17 Saat 16:01 ) değiştirilmiştir. Sebep: yanlışı düzeltme

  10. #9
    Üyelik tarihi
    May 2011
    Mesajlar
    1,311
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    29
    FrancesT bonsoir , orneklerinizde aklima takilan iki nokta var yardimci olabilir iseniz eger?

    Diyorsunuz ki ' Passe compose'de eğer fiilden sonra bir organ adı gelirse asla uyum yapılmaz.' peki

    "Le médecin plâtre la jambe que Jean s'est cassé." cumlesinde ve 'Les mains qu'elle s'est lavées n'étaient pas très sales.'

    Sormak istiyorum lutfen , neden organ adlari fiilden sonra gelmiyor ? Ayrica baskasinin organlari ise bunlar ayni kural gecerli mi dir ?

    Merci d`avance.


Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •