Toplam 6 sonuçtan 1 ile 6 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: PHRASAL VERB LİSTESİ -göz atmanızda fayda var-

  1. #1
    Üyelik tarihi
    Jun 2012
    Yaş
    20
    Mesajlar
    141
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    5

    PHRASAL VERB LİSTESİ -göz atmanızda fayda var-

    Add up: Bir şeyin miktarına ekleme yapmak / seem reasonable
    Add up to: Tutmak (fiyat anlamında) eklemek /
    Act out: Davranışlarla anlatmak /
    Act up: Behave badly
    ----
    Back away: Bir fikri desteklemediğini göstermek
    Back down: Yapmayı kabul etmemek / Fikrinin yanlış olduğunu kabul etmek
    Back out: Caymak
    Back up: Desteklemek
    Blow up: Patla(t)mak / bir şeyi havayla doldurmak / sinirlenmek
    Blow out: Ateşin sönmesi / patlatmak
    Break away: Kaçmak / bir grupta üyeliğe son vermek
    Brake out: Kaçmak / patlak vermek aniden başlamak
    Break through: Yeni bir keşif yapmak / yarıp geçmek
    Break in: Bir yere zorla girmek / konuşan birini bölmek
    Break up: Parçalara ayrılmak / bir ilişkiye son vermek
    Break down: Bozulmak / duygusal anlamda çöküş yaşamak
    Break into: Zorla girmek
    Break off: Aniden durmak / kopup ayrılmak / ilişkiye son vermek
    Bring about: Bir şeyin olmasına neden olmak
    Bring forward: Erken bi tarihe almak
    Bring up: Çocuk yetiştirmek / kusmak / ortaya bir konu atmak
    ----
    Call back: Birini görmek ya da bir şeyi almak için geri dönmek
    Call out: Greve çağırmak / bağırmak / birinden gelmesini istemek
    Call at: Ziyaret etmek
    Call off: Iptal
    Call on/upon: Uğramak
    Call for: Gerektirmek / talep etmek
    Call in: Yardım istemek / bir yeri aramak / uğramak ziyaret etmek
    Be carried away: Heyecandan ne yapacağını şaşırmak
    Carry on: Devam etmek
    Carry out: Başarmak
    Catch up (with): Önde olan bir şeye/birine yetişmek
    Catch on: Bir şeyi anlamak / popüler olmak
    Check out: Otelden ayrılmak / incelemek / ödünç almak
    Check in: Giriş yapmak
    Cheer up: Neşelendirmek
    Clear up: Havanın açması / düzenlemek temizlemek (tidy) / iyileşmek / deal with a problem
    Come across: Karşılaşmak
    Come away: Ayrılmak
    Come about: Happen
    Come along: Varmak
    Come around: Bilincin yerine gelmesi / fikrini değiştirmek
    Come at: Saldırmak
    Come into: Mirasa konmak
    Come off: Başarılı olmak, planlandığı gibi olmak / stop using
    Come out: Bi yere gitmek / yayınlanmak / tanınmak
    Come up with: Ortaya fikir atmak
    Come by: Get, obtain
    Come down with: Hastalanmak
    Count on: Güvenmek
    Cross out: Üzerini çizmek
    Cut down (on): Azaltmak
    ----
    Do away with: Abolish, abrogate
    Draw up: Hazırlamak / hareket ettirmek
    Draw back: Uzak durmak
    Drop in: Ziyaret etmek
    Drop out: Okulu bırakmak
    Drop off: Uyumak / azalmak / birini bi yere bırakmak
    Do in: Öldürmek / yormak
    Do over: Tekrarlamak
    Do up: İliklemek
    ----
    Fall apart: Normal hareket edememek (geçirdiği kötü bi tecrübeden dolayı) / parçalara ayrılmak / stop working
    Fall back on: Elde başka seçenek olmamasından dolayı bi şeyi kullanmak ya da ondan yardım istemek
    Fall for: Aşık olmak / aldanmak
    Fall off: Düşmek azalmak küçülmek
    Fall behind: Zamanında yapamamak
    Fall out: Tartışmak
    Fall through: Suya düşmek (planların) yani to fail to happen
    Fall to: Enerjik bi şekilde bi işe girişmek / birinin görevi olmak mesela bi örnek verilmiş it falls to you
    Fall on: Saldırmak / görmek fark etmek / iştahla yemek
    Figure out: Anlamak çözümlemek
    Find out: Öğrenmek
    ----
    Get across: Açıklamak
    Get along: Iyi anlaşmak / deal with
    Get on: Iyi anlaşmak / yaşlanmak / bi araca binmek / deal with
    Get at: Eleştirmek / to influence a person illegally usually by offering money or threating them
    Get away with: Yırtmak ceza almadan kurtulmak
    Be/Fall/Get behind in/on/with: Zamanında yapamamak
    Get by: Geçinebilmek (maddi açıdan)
    Get down: Yazmak / üzmek
    Get down to: Başlamak
    Get out: Gitmek ayrılmak / tanınmak
    Get over: Üstesinden gelmek
    Get up: Uyanmak / güçlenmek / organize etmek
    Get to: Bunu nasıl açıklayacağımı bilemedim örnek vereyim; i wonder where my glasses have got to. yani türkçedeki nereye gitti ki şimdi bu? nerde? gibilerinden. / suffer / üzülmek kızmak
    Get back to: Biriyle telefonda tekrar konuşmak
    Get through: Başarılı olmak tamamlamak / telefonla bağlanmak
    Get in: Varmak / giriş yapmak
    Give away: Ele vermek (betray) / birine beleşe bi şey vermek
    Give in: Boyun eğmek / teslim olmak
    Give off: Ortaya koku yaymak
    Go for: Saldırmak / seçmek / hoşlanmak / bi şeyi başarmayı denemek
    Go against: Karşı çıkmak
    Go ahead: To start to do smt
    Go down with: Hastalanmak
    Go by: Geçip gitmek
    Go after: Peşinden koşmak peşinden gitmek / to try to obtain smt
    Go off: Yiyeceğin bozulması / gürültü patlak vermek / patlamak havaya uçmak
    Go through: Bi şeyi tecrübe edinmek / incelemek / onaylanmak
    Go up: Artmak
    Go over: İncelemek / çalışmak açıklamak
    ----
    Hand down: Geleneklerin kusaktan kusağa geçmesi
    Hand over: Sorumluluğu devretmek x Take over: sorumluluğu üstlenmek
    Hand out: Dağıtmak
    Hand in: Teslim etmek, sunmak
    Hang up: Telefon konuşması sonlandırmak
    Hear about: Bi şeyi öğrenmek
    Hear from: Haber almak
    Hear of: Haber almak
    Hold off: Bi şeyi yapmayı ertelemek
    Hold on: Dayanmak / beklemek
    Hold up: Soygun / remain strong / ertelemek
    Keep up with: Bi kişiye ya da bi şeye uyum sağlamak
    ----
    Lay off: İşten çıkarmak
    Let down: Hayal kırıklığına uğratmak
    Live on: Geçindiğin miktar (para) / adece belli bi yiyecekten beslenmek
    Live up to: Beklentileri karşılamak
    Look after: Göz kulak olmak
    Look back on: geçmişi hatırlamak
    Look up to: Hayranlık beslemek
    Look down on: Küçümsemek
    Look in on: Ziyaret etmek
    Look forward to: Dört gözle beklemek (gerund aldığını unutmuyoruz)
    Look through: Hızlı şekilde okumak
    (Lookları pek yazmadım genelde biliniyorlar diye)
    ----
    Make out: Anlamak ayırt etmek / hikaye uydurmak / barışmak / oluşturmak
    Make up for: Telafi etmek
    Make for: Bi yönde ilerlemek / mümkün hale getirmek
    ----
    Pass as/for: Insanları olmadığınız bir şeye inandırmak kendinizi farklı biri gibi göstermek
    Pass down: Kuşaktan kuşağa aktarmak = Hand down
    Pass out: Bayılmak
    Pass away: Ölmek

    *Ben pass out ile pass away'i sürekli karıştırırdım. Pass outtan aklımda kalmasına gayret ettim out olan şey insanı bayar ay bayıldım gibi

    Pay off: Borcunu ödemek
    Pick up: Seçmek
    Pull down: Yıkmak
    Pull through: Bir hastalığı atlatmak
    Pull out: Bi aracın başka yönde hareket etmesi / bi aktiviteye/anlaşmaya karışmaktan vazgeçmek
    Pull over: Kenara çekmek
    Pull up: Kısa bi süre durmak
    Put aside: Biriktirmek
    Put down: Not almak / Yermek / Bir şeyi taşımayı bırakmak
    Put across: Açıklamak
    Put forward: Bir fikir ileri sürmek
    Put out: Söndürmek
    Put through: Biriyle bağlantıyı sağlamak -telefonda- başarmak bitirmek
    Put up with: Tahammül etmek
    ----
    Run down: Losing power / azaltmak / eleştirmek
    Run after: Kovalamak
    Run away: Kaçmak
    Run across: Rastlamak
    Run through: Prova etmek / tecrübe etmek / incelemek
    Run into: Rastlamak
    Run over: Taşmak / Ezmek
    ----
    See to: İlgilenmek uğraşmak
    Send for: Çağrıtmak
    Send out: Üretmek
    Set up: Bir şeyi kurmak
    Show up: Varmak
    Stand by: Desteklemek
    Stand for: Simgelemek / tahammül etmek
    Stand out: Kolaylıkla görülebilmek
    ----
    Take back: Yanıldığını kabul etmek
    Take for granted: To believe smt to be true
    Take apart: Parçalara ayırmak
    Take down: Parçalara ayırmak / yazmak
    Take on: Bir isi veya sorumluluğu kabul etmek / işe almak
    Take off: Çıkartmak / uçağın kalkması / taklit etmek
    Take up: Bir etkinliğe başlamak (hobi) / kısaltmak (kıyafet)
    Tell of: Rebuke/scold/reprimand/admonish
    Tell apart: İki şey arasındaki farkı görmek
    Throw up: Kusmak / istifa etmek / fikir üretmek
    Try on: Elbise denemek
    Try out: Test etmek
    Turn down: Reddetmek sesini kısmak
    Turn away: Kabul etmemek / kapıdan çevirmek içeri girmesine izin vermemek
    Turn over: Capsize / zap yapmak / devretmek / düşünmek
    Turn to: Destek istemek / bişeyi kullanmaya başlamak (özellikle kötü bi dönemden sonra. mesela uyuşturucu)
    Turn up: Bulmak / Olmak / Katlamak / hızını sesini vs artırmak
    Tie up: Meşgul olmak / bağlamak
    ----
    Wash away: Suyun bi şeyi temizlemesi
    Watch out for: Dikkatle izlemek
    Wear out: Yormak eskimek
    Wear off: Solmak / gittikçe gücünü kaybetmek
    Wind up: Birini rahatsız etmek / kendini rahatsız edici bi durumda bulmak / iflas / bitirmek
    Wipe out: Yok etmek
    Work out: Çözümlemek

  2. #2
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Yaş
    26
    Mesajlar
    533
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    12
    Emek için teşekkürler.

  3. #3
    Üyelik tarihi
    Jun 2012
    Yaş
    20
    Mesajlar
    141
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    5
    ne demek rica ederim ekleyebilen bişeyler eklerse harika olur

  4. #4
    Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Yaş
    19
    Mesajlar
    435
    Teşekkür / Beğenme
    Blog Başlıkları
    1
    Rep Gücü
    10
    teşekkürler...

  5. #5
    Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Mesajlar
    723
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    12
    PHRASAL VERBS

    • ABIDE BY : uymak,itaat etmek.
    She will abide by her promise.

    • ASK FOR : istemek
    She asked me for money.

    • BACK UP : desteklemek
    I hope you will back me up in this argument.

    • BE ABOUT TO :üzere olmak
    The match is about to start.

    • BE OFF : ayrılmak ,izinde olmak
    He is off today.He will come tomorrow.

    • BE OVER :bitmek
    The exam is over.Please stop writing.

    • BREAK DOWN :bozulmak
    My car has broken down.

    • BREAK INTO :müdahale etmek
    She broke into the conversation with urgent news.

    • BREAK INTO :girmek(hırsız,eve)
    The burglar broke into the house at night.

    • BREAK OFF:kesmek
    They have broken off the negotiations.

    • BREAK OUT :başlamak,patlamak(tartışma ...)
    Fighting broke out among students.

    • BREAK UP :kopmak,sona ermek
    The meeting broke up at nine o’clock.

    • BREAK UP :kirmak
    The naughty child broke up a lot plates.

    • BRING ABOUT:sebep olmak
    The earthquake brought about considerable damage in the town.

    • BRING DOWN : azaltmak
    They must bring down the prices because no one can buy anything.

    • BRING UP :yetiştirmek
    It is difficult to bring up children.

    • BRING UP: gündeme getirmek
    He wanted to bring up the matter at the meeting but he decided not to do that later.

    • BURST OUT : patlamak,birdenbire başlamak
    To my amazement,he burst out laughing.

    • CALL AT:uğramak
    I called at the post office on my way to school.

    • CALL OFF:iptal etmek
    The meeting was called off because the chairman was ill.
    • CALL FOR :gerektirmek
    The situation calls for rapid action .

    • CALL FOR:almak
    I’ll call for you at about two o’clock.

    • CALL ON:ziyaret etmek
    He called on all the doctors in the district with medical samples.

    • CALL ON:istemek,rica etmek
    The congress has called on the president to answer these charges.

    • CALL UP:aramak(telefonla)
    Call me up at 6:00.

    • CARRY OUT:yapmak,yerine getirmek
    He carried out the plan without difficulty.



    daha uzun liste ama bu kadarını koydum.

  6. #6
    Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Yaş
    19
    Mesajlar
    435
    Teşekkür / Beğenme
    Blog Başlıkları
    1
    Rep Gücü
    10
    aklımda kalan bir iki tane bir şeyi ben de söyleyeyim
    draw on : kullanmak yararlanmak
    miss out : kapsamamak
    miss out on : önemli bir fırsatı kaçırmak
    run up against : e karşı göğüs germek
    go with : uymak ,eşlik etmek
    wear on : uzadıkça uzamak bitmek bilmemek
    speak out : yüksek sesle konuşmak , kendini rahatça ifade etmek
    hold back : zapt etmek , gizli tutmak ( mesela gözyaşlarını tutmak )
    turn out : bir şeyin sonunda bir şeye dönmesi ( mesela basit bir hırsızlık olayının sonunda cinayet olduğunun anlaşılması falan ) , kapatmak (lamba ,ocak ) üretmek , kovmak , çıkıp gelmek
    pick on : suçlayacak birini bulmak , seçmek , eleştirmek
    set aside : bir kenara koymak , önem vermemek , geçersiz kılmak.
    turn against : karşı çıkmak , düşman olmak
    show around : gezdirmek , tanıtmak
    go off : selinin yazdığı anlamlara ek olarak , alarmın çalması , hoşlanmayı bırakmak
    wrap up : kalın giyinmek sarıp sarmalamak başarıyla tamamlamak
    bir de be wrapped up : kendini bir şeye tamamen kaptırmış olmak.

Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 2 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 2 misafir.)

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •