Toplam 7 sonuçtan 1 ile 7 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Anadolu liseleri

  1. #1
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Yaş
    40
    Mesajlar
    11,484
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    140

    Anadolu liseleri

    geçmişi epey eskiye dayanan, zamanında çok güzel, başarılı okullardı. okullardı diyorum, geçmiş zaman kullanıyorum, zira köklü bazı anadolu liseleri hariç, bu okulların pek bi kerameti kalmamıştır. bir gazetenin yıllar önce "anadolu lisesi efsanesi bitti (yoksa "sona erdi" miydi ne)" diye bir haber başlığı attığını hatırlıyorum. üniversite yerleştirmelerinde başarısı -yalan olmasın- yüzde yirmiye mi ne düşmüştü. şimdi kaçtır bilemem. daha da geriye gitmiştir herhal.
    iyi de, bu iş nasıl oldu? anlatayım efendim.
    20 seneden ziyade evvel, bendeniz ilkokuldan sonra bir anadolu lisesi kazandıydım. o zamanlar ilkokuldan sonra kazanılırdı. hazırlık sınıfı, anadolu orta kısım ve anadolu lise kısım vardı. öyle her köşe başında da bir adet bulamazdınız, illerde ve şirin ama büyük sayılabilecek ilçelerde bulunurdu. kazanmak da öyle kolay değildi, 100 sorudan 70'i bi geçecektiniz ki, kapağı bir tanesine atabilesiniz. duyduğuma göre 10 netle alanı da varmış şimdi, yeni açılıp ön kayıtla alanı da, başkasının yalancısıyım.
    neyse, bir kasaba ilkokulunun gelmiş geçmiş en zeki ve çalışkan öğrencisi olan ben, öhömm, ksımet ya, bir anadolu lisesi öğrencisi olmuştum. o zamanlar bu, şimdinin iyice bir tıp fakültesini kazanmak gibi bişeydi, anlayın artık.
    şu anda -ne hikmetse- yerinde yeller esen hazırlık sınıfıyla başladık. haftada 24 saat ingilizce dersi, 3 ayrı hoca, her dönem 2 ayrı kitap, toplam 5 kitap ile bu sınıfı okuduk. okuldaki ingilizce hocalarının, tabii zaman içinde gördük ki, yarısı iyi, yarısı vasat altı. birinci dönem sonuna yakın ben ve bir- iki arkadaş hocanın birinden daha iyi duruma gelmiştik bile. öbür iki hocadan daha iyi duruma o zamanlar gelememiştik, şimdi inşallah gelmişizdir. reklam olmasın diye hoca ve okul isimlerini vermiyorum. kitapların isimlerini vereyim, reklam olsun, değer. zaten piyasada bulamazsınız. yayınevleri iyi olsun olmasın her sene yenisini bastıkları için çoktan tedavülden kalkmışlardır. internette bile bulamadım. "discoveries" ve "new dimensions". ingilteden aga, ingilizcenin beşiğinden. içlerinde şimdilerin kitapları gibi saçmalardan seçmeler de yoktu. bir de takviyeli ingilizce dersinde okuduğumuz "practising main points" yerli, ama iyi yerlilerden.
    2. dönem 2-3 saat kadar da fen ve matematik dersi vardı, gene ingilizce. orta 1-2-3 de de fen ve matematiği ingilizce gördük. hocalar dilci değildi, pek bişey bilmiyorlardı ama kitaplar iyiydi. düşünebiliyor musunuz, şu anda bazı kolejlerin veya üniversitelerin sunduğu imkan bu milletin evladına zamanında beleşe sunuluyordu. allah yapanlardan razı oldun. o sayede adam olduk. fene matematiğe çok fazla kafam basmaz ama, o dersler sayesinde ingilizcem çok gelişti. bugün bile kpds üds sınavlarında sorularda geçen fizik, kimya, biyoloji, fizyoloji vs. ile ilgili teknik kelimelerin çoğunu o derslerde o yaşta bize öğretmişlerdi.
    hazırlık sınıfının sonunda efsanevi "final" sınavı vardı. hem yazılı, hem sözlü. notlarınız kaç olursa olsun, finalde çaktınız mı sınıfta kalıyordunuz. sonradan bu finali de kaldırdılar, bu sanırım yaklaşan bozulmanın habercisiydi. "önce finaller bozuldu". anadolu-manadolu, orda da kalmak vardı efendim. iyi ki de vardı. kalan bir arkadaş ikinci sene hazırlık tekrarında iki dönem takdirle geçtiydi. ya, anlayana.
    finalden ben 100 üzerinden 90 alınca, -halen yanarım o kaçırdığım present perfect sorusuna, "...... there .... a robbery here recently? salak gibi "will there be" yaptıydım. fenden de bi soruyu sözlüde bilemediydim- 80 alan iki arkadaşla beraber beni başka şubeye aldılar. meğer şubeler seviyeye göreymiş. ne kadar eşitliğe aykırı değil mi? aslanla kuzuyu aynı sınıfa sokacaksın ki eşitlik olsun. kuzuları bi sınıfa, tavukları bi sınıfa, aslanları bi sınıfa toplamayacaksın.
    sonraki yıllarda da güzel bir eğitim aldık. sınıfın geneli sayısalcı idi. ben sayısal derslerden geçecek kadar not alıyordum. daha hazırlıkta birkaç ders görür görmez sevdiğim ingilizce dersinin öğretmeni olmaya karar verdiğim için, dert de etmiyordum. sınıfta ingilizceden hep "5" alan 4-5 kişiden biri olarak hayatıma devam ettim. sanırım o sınıftan üniversiteyi kazanamayan olmamıştır. bildiğim kadarıyla derece yapanlar da oldu. şimdi herhalde hepsi mühendis, doktor filandır. 30-40 yaş arası doktorlar, mühendislerden anadolulu çok vardır.
    *****
    sonra ne oldu efendim bakın bu güzel okullara. önce mantar gibi sayıları çoğalmaya başladı. 10 bin nüfuslu ilçeye bile açıldı. tabii okul çoğalınca buraları doldurmak için puanlar da düştü, ne olacaktı yani. bu durum anadolu liselerinin kalitesini düşürdüğü gibi, orta okul ve liselerin de kalitesini düşürdü. önceden atıyorum 70 üstü yapan anadoluya giderdi, 70 yapan düz ortaokula, sonrasında liseye giderdi. yani oralara gidenlerde de bişeyler olurdu. ama anadolu puanları düşünce, düşük puanlılar da anadoluya alınınca ortaya, liseye bişey kalmadı.

    sonradan anadoluların orta kısmı kalktı biliyorsunuz. yani zeki çocuklar anadoluya 3 sene daha geç yazıldı. o 3 sene içinde de zekayı harcayan çok oldu.
    ve nihayet hazırlık sınıflarını kaldırdılar, hazırlıkta dil öğretilemiyor diye. öyle ya, biz ahırda öğrenmiştik ingilizceyi, ne hazırlığı. suç hazırlıkta değildi beyim, kaliteyi düşürünce, 2 sorudan 1 tanesini yapanı anadoluya alınca, ve bu adamlara da kalifiye olmayan hocayı verince sonuç elbette bu olurdu. okul sayısı arttıkça öğrenci profili düştüğü gibi, hoca profili de düşmüştü. kaliteli ingilizce hocası öyle heryerde bulunmaz. ayrıca ben hazırlıktayken de, biliyorum, herkes zeki olmasına rağmen ingilizceyi öyle güzelce öğrenemiyordu. bu bir kabiliyet meselesi abicim, dile yeteneğin yoksa, fizik profesörü de olsan öğrenemezsin. önceden anadolularda ingilizce hocalarına 2+1 ekders verilirdi, bu da kaldırılınca hocalar için bir cazibesi kalmadı. anadolu adamı yorar, git lisede ilköğretimde rahatına bak yaptı çoğu, idealisler hariç.
    anadolu 9. sınıflarda hazırlık kalktıktan sonra, ingilizce önce 10 saate, sonra 6 saate düştü. vay be, 24 nere, 6 nere. çeyreği kalmış. ondan sonra vay bizim çocuklar dil öğrenemiyor. zaten öğrenebilecek adam sayısı az, bir de bunlara ders saatini azalt, ingiltereden gelen kitap okutma, kaliteli hocayı sokma... ya ne olacaktı?

    (yazarken inanın kolum ağrıdı, yetkililerden ricam, bu yazı silinmesin, hep burda dursun.)

  2. Teşekkür ahmetpusat bu mesaj için teşekkür etti.
  3. #2
    Üyelik tarihi
    Sep 2011
    Mesajlar
    3,996
    Teşekkür / Beğenme
    Blog Başlıkları
    4
    Rep Gücü
    51
    Faydası dokunacağını düşündüğüm bir noktaya değindiniz, konu bir süreliğine sabitlenmiştir.

  4. #3
    Üyelik tarihi
    Mar 2012
    Yaş
    31
    Mesajlar
    26
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    11
    Çok haklısınız. Ne güzel yazmışsınız. Ben olayın bir başka yönüne de dikkat çekmek istiyorum. Bilmiyorum benim karakterim dolayısıyla mı böyle düşünüyorum, ben köklü kültürleri severim. Türkiye'nin en güzel, en köklü okullarından birinde okudum liseyi. Anadolu lisesi oluşu tazeydi. Sanırım 3. anadolu lisesi mezunlarındanım okulumun. Benden önce süper liseydi, ondan önce de düz liseydi. Kabataş Erkek Lisesi.
    Ben ilkokulda da, ortaokulda da o liseden başka bir lisede okumayı hiç istememiştim. O yüzden sabırla bekledim ve ortaokul yıllarımda anadolu lisesi statüsü kazanan lisemi girdiğim sınav sonucu kazanarak, oraya kaydoldum. Bu kadar pişman olacağımı bilsem asla kaydolmazdım. Çünkü puanım çok çok daha iyi okullara yetiyordu, Galatasaray Lisesi gibi yahut bir Fen Lisesi gibi. Bense orayı istiyordum çünkü oranın hikayeleriyle büyümüştüm. Her hocasını, her köşesini ezberlemiştim zihnimde. O kadar çok hikayesini dinlemiştim ki oradan başka yere ait hissedemezdim kendimi.

    Neyse, okul başladıktan kısa bir süre sonra gördüm ki Kabataş eski Kabataş değil... Nerede benim hikayelerini dinlediğim o lise, nerede bu içi boş çocukların at yarışçısı misali sürüklendiği bu boş dört duvar.... Okula kaydolana dek, okulun deniz kıyısında olduğunu bile bilmeyen öğrenciler vardı. Onlar için bu lise sadece meb'in tercih kılavuzunda puanı yüksek liseler arasında yer alan bir liseydi işte hepsi o. Ve puanları nereye tutuyorsa mutlaka oraya girmeliydiler.. O güne dek yaşadığım en büyük hayal kırıklığıydı.

    Bu çocuklar buranın tarihinden bihaber gelmişlerdi. Amaçları yüksek puanlı bir yere yerleşmekti ve amaçlarına ulaşmışlardı. Sonrasında geriye ne bir hevesleri ne bir motivasyonları kalmıştı. Elbette bunu gören hocaların tüm motivasyonları da aynı şekilde dibe vurdu.

    Hazırlıkta biz haftada 40 saat ingilizce görürdük. ingilizceyle yatıp ingilizceyle kalkardık. aynı sizin gibi iyi hocalarımız da vardı kötü hocalarımızda. mesela her derse girişinde "ben burada devletin bana saat başına verdiği 1 lira 75 kuruş karşılığı bulunuyorum, sizi çekmek zorunda değilim" diyen bir hocamız falan vardı. Bunun yanında hala saygıyla andığım çok kıymetli hocalarımız vardı. Ben hayatımın hiçbir döneminde o hazırlık yılı kadar ingilizcemin altın çağ yaşadığı bir dönem hatırlamıyorum. elbette aradan geçen 10 küsür sene içinde bilgilerimin üzerine çok şey kattım ama o yılı nedense hep farklı hatırlarım.

    çocukları at yarışı koşturur gibi, sadece puan sıralamasına bakarak bir yerlere sokma çabası olduğu sürece okullardaki bu kalite düşüşü de gittikçe dibe vurmaya mahkumdur bence. okulların, mesleklerin artık gözümüzde kılavuzdaki birer puan olmamaları gerekir. bunu kime nasıl anlatacağız bilmem...

  5. #4
    Üyelik tarihi
    Sep 2011
    Mesajlar
    3,996
    Teşekkür / Beğenme
    Blog Başlıkları
    4
    Rep Gücü
    51
    Acaba bu at yarışı sonucunda güzide ülkemizin eğitim seviyesi ne durumda olacak, sosyal hayatından feragat eden bir öğretmen bu sisteme ne kadar daha dayanabilecek? Öğrencileri yarış parkurundaymış gibi sürekli en yüksek puanı almaya sürükleyen, bunu yaparken de sadece puana odaklanan, Eğitim-Öğretim'den maalesef nasibini alamayan bu neslin sonu ne olacak? Bu nesilin memlekete faydası ne düzeyde olacak?

    Üzülüyorum bazen.

  6. #5
    Üyelik tarihi
    Mar 2012
    Yaş
    31
    Mesajlar
    26
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    11
    Alıntı Ausgebildet isimli üyeden alıntı Mesajı göster
    Acaba bu at yarışı sonucunda güzide ülkemizin eğitim seviyesi ne durumda olacak, sosyal hayatından feragat eden bir öğretmen bu sisteme ne kadar daha dayanabilecek? Öğrencileri yarış parkurundaymış gibi sürekli en yüksek puanı almaya sürükleyen, bunu yaparken de sadece puana odaklanan, Eğitim-Öğretim'den maalesef nasibini alamayan bu neslin sonu ne olacak? Bu nesilin memlekete faydası ne düzeyde olacak?

    Üzülüyorum bazen.
    Açıkçası sınavları sadece puana odaklanarak çözüp bir yerlere "kapağı atmaya" çalışarak yetişen içi boş gençlik bir dert ama öte yandan daha 17 yaşındayken öğretmenini, doktorunu kalbinden bıçaklayarak gezen gençlik de ayrı bir dert.
    Hani bazen diyorum ilk gruptaki çocuklar en azından bir şeylerle meşgul, anlamasalar sindirmeseler bile dersleriyle meşguller en azından diyorum... Ama bu çocuklar da bu hırsları yüzünden öyle ot gibi yetişiyorlar ki hiçbir sosyal aktiviteye dahil olmadan... çoğu liseye/üniversiteye hazırlık yollarında türlü cemaatlerce beyinleri yıkanır hale geliyor çünkü kendi iradelerini kaybediyorlar yolda bir yerlerde.. E bu iradesiz çocuklar büyüyünce memlekete ne hayrı olur? Olmaz...
    E öte yanda hiçbir hırsı olmadan, eline aldığı bıçağı sağa sola sallaya sallaya, saplaya saplaya gezen gençliğin de iyi bir noktaya varması mümkün değil?

    Ben bu işin içinden çıkamadım. Hani her şeyin azı karar, çoğu zarardı. "İnsan" gibi yaşadığımız eski güzel günlere ne oldu?

    Memlekette okulların, eğitim öğretimin kalitesindeki düşüşle birlikte genel anlamda medeniyet seviyemizde de bariz bir düşüş var. Nereden nasıl toplanacak bu durum bilmiyorum, çok üzülüyorum...

  7. #6
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    1,543
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    31
    Bunun aynısı üniversitelere de uygulanıyor bence üniversitelerin sayısının gittikçe artması bakımından.

  8. #7
    Üyelik tarihi
    Apr 2012
    Mesajlar
    8
    Teşekkür / Beğenme
    Rep Gücü
    11
    çok iyi bir yazı olmuş, ben bi anadolu lisesinde okuyoum lise 3'üm ama biz lise 3 ler düz liseyiz, 10v e 9. sınıflar anadolu, 12.sınıf yok biz ilk öğrencileriyiz okulun ve zaten herkesi dusuk puanla alıolar okul dolsun diye, 9. sınflardan çoğunun 5-6-7 tane zayıfı var sözde anadolu lisesinde burayı kazanıcak kadar calıskanlarsa nasıl bu kadar zayıfları olabiliyor demekki gerçektente kalite azaliyor.Ders saatide dediğiniz gibi düz liseyim dil bölümüyüm ve malesef haftada 6saat ingilizce dersimiz var çok yazık gerçekten


Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •