Geri Dön   dilFORUM > FORUMLA TANIŞMA, KURALLAR, TARİHÇE, DUYURULAR > dilFORUM Gazetesi
dilFORUM Gazetesi dilFORUM Gazetesi ile ilgili bölüm...

Cevapla
Bu başlığı Paylaşın!>  Submit to AddThisTo Submit to Digg Submit to Reddit Submit to Furl Submit to Del.icio.us Submit to Google Submit to Yahoo! This Submit to Technorati Submit to StumbleUpon Submit to Spurl  < Bu başlığı Paylaşın!
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
  #1  
Eski 02-05-10, 10:31
Sadece Noktayım...
 
Üyelik tarihi: Jan 2010
Yaşadığım şehir: İst/Üsk
Yaş: 16
Mesajlar: 1.305
Puan Verme Gücü: 15
Ö.K.A. Ö.K.A. Ö.K.A. Ö.K.A. Ö.K.A. Ö.K.A. Ö.K.A. Ö.K.A. Ö.K.A. Ö.K.A. Ö.K.A.
Mayıs 2010 dilFORUM Gazetesi

İÇİNDEKİLER
Merhaba……………………………………………………………….... Sayfa 2
May 2010 Activities………………………………………………….Sayfa 3
Üniversite Tanıtımı………………………………………….........Sayfa 4
Köşe Yazıları…………………………………………………………...Sayfa 5, 6, 7, 8, 9, 10
Mayıs Ayı Ropörtajı………………………………………………….Sayfa 11
Makale………………………………………………………………......Sayfa 12
Edebiyat Üzerine……………………………………………………..Sayfa 13
Türkçe Kitap Tanıtımı……………………………………………..Sayfa 14
Kişisel Gelişim – Rehberlik……………………………………….Sayfa 15
Teşekkür……………………………………………………………... Sayfa 16
__________________
Ya gördüm neyleyim?! İnsanlar vardı duvarın içinde. Ya ben hep duvara konuştum. Ya da duvar değil konuştuğum, içinde insanlar var. Nedense beni anlasın istedim içinde insan olan duvarlar.

Forum Sponsoru
  #2  
Eski 02-05-10, 10:32
dilFORUM Kurucusu
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
Yaşadığım şehir: Eskişehir
Yaş: 33
Mesajlar: 10.716
Puan Verme Gücü: 100
SeyfiHoca SeyfiHoca SeyfiHoca SeyfiHoca SeyfiHoca SeyfiHoca SeyfiHoca SeyfiHoca SeyfiHoca SeyfiHoca SeyfiHoca

Merhaba,


dilFORUM Gazetesinin ilk sayısını büyük bir heyecan ile siz değerli üyelerimize sunuyoruz.

Gazetenin ortaya çıkmasına öncülük eden başta Ö.K.A. olmak üzere yazıları ile gazeteye destek veren tüm üyelerimize ayrı ayrı teşekkür ederiz... Tüm içtenliğimizle...

İlk sayının hissettirdiği büyük mutluluğu anlatmak zor... Gazetenin ortaya çıkmasından görüldü ki bu işi gerçekten çok zor bir iş ve emek gerektiren bir uğraş, ama yaşananlar sürece dahil olanlara büyük bir mutluluk verdi.

Ve şunu da belirtelim: Yapacağınız yorum ve yapıcı eleştirilerle ikinci sayıda gazetenin daha da geliştiğini göreceksiniz.

Gazetenin içeriğinin en kısa zamanda daha farklı bir tasarımla bir pdf dosyası olarak gerçek bir gazete sıcaklığında sizlere sunulduğunu da göreceksiniz...

Lütfen bu sürece dahil olanlara bir teşekkür mesajı gönderin. Emin olun yazacağınız bir teşekkür mesajı bu işe dahil olan herkese büyük bir şevk verecektir.

Mutlu okumalar...

"Gönüller gül nûr ola, sîneler pür nûr ola
dilFORUM’la coşan diller dîdeler hep nûr ola
Tâciyâ bak kapandı şol hayâlin perdesi
Her ne kadar sürç-ü lisan eyledikse affola."

SeyfiHoca
__________________
"Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır."

Konu Ö.K.A. tarafından (02-05-10 Saat 10:36 ) de değiştirilmiştir.
  #3  
Eski 02-05-10, 10:34
Hubub - ait Avatar
dilFORUM Moderatörü
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Yaşadığım şehir: Ana vatanı: Eskişehirde ikamet eder:) Üniversite :Selçuk Üniversitesi mezunu
Yaş: 23
Mesajlar: 2.575
Puan Verme Gücü: 32
Hubub Hubub Hubub Hubub Hubub Hubub Hubub Hubub Hubub Hubub Hubub

2010 ELT ACTIVITIES


1)
Subject: 3rd International ELT Conference "Telling ELT Tales out of School)
Date: 5-7 May 2010
Place: Eastern Mediterranean University,KKTC

2)
Subject : 2nd International Elt Conference (Teacher Education and Development)
Date: 7-8 May 2010
Place: Maltepe University

3)
Subject: "The Sixth International ELT Research Conference"
Date: 14-16 May 2010

4)
Subject:Value Added Teaching Cashing in on CLIL
Date:15 May 2010
Place:Bahçeşehir K-12 Schools

Place: 18 Mart University

5)
Subject: 2nd Foreign Language Teaching Symposium
(A PROACTIVE LOOK AT ENGLISH LANGUAGE TEACHING PROGRAMS IN THE PREPARATORY SCHOOLS OF UNIVERSITIES)
Date: 28 May 2010
Place: Çankaya Universıty

6)
Subject: ÇANKAYA UNIVERSITY PREPARATORY SCHOOL
(1st Foreign Language Teaching Symposium on Secondary Education)
Date: 29 May 2010
Place: Çankaya University

7)
Subject: 12th INGED Drama Festival
Date: 29 May 2010
Place: Başkent University, Ayşe Abla Elementary School
Participating Schools: Başkent Universıty, Ayşeabla İ.Ö.O.,Bilkent Primary School,Atek College,Evrensel Schools,Gazi University Primary School.,TED Ankara College .,Doktorlar Primary Schools.,Maya College,Nesibe Aydin Schools ,Tekden Primary School.,Yüce College,ODTÜ College

Hubub
__________________
HÜLYA TEACHER

Konu Ö.K.A. tarafından (02-05-10 Saat 10:36 ) de değiştirilmiştir.
  #4  
Eski 02-05-10, 10:36
Teárlach - ait Avatar
dilFORUM Moderatörü
 
Üyelik tarihi: May 2007
Yaşadığım şehir: Ankara
Mesajlar: 7.174
Puan Verme Gücü: 84
Teárlach Teárlach Teárlach Teárlach Teárlach Teárlach Teárlach Teárlach Teárlach Teárlach Teárlach

Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve İngilizce Öğretmenliği Bölümü


ODTÜ; eğitimi, kampüsü, sosyal olanakları, ünlü şenlikleri, çeşit çeşit toplulukları ve etkinlikleriyle Türkiye’nin en gözde üniversiteleri arasında başı çekiyor. Derslerinin zorluğu göz korkutsa da, kalite göz önünde bulundurulduğunda markasının hakkını vermeyi biliyor.

Ankara dışından gelen öğrenciler, kıyı kesimden gelmedikleri sürece (denizi özleyenler grubu), Ankara’ya uyum sağlamakta zorlanmıyorlar. Zaten şehrin en güzel mevsimi olan sonbaharda okula gelince bağlanıyor insan ister istemez. Çok karmaşık gibi gelen şehir merkezi, birkaç tur attıktan sonra memleketiniz gibi oluyor. Gayet sade olan caddeler ve meydanları sayesinde şehri kolayca öğreniyoruz.

Odtü, Ankara-Eskişehir otoyolu üzerinde, şehir merkezine 7 km. uzaklıkta. Kızılay’a dolmuşla yaklaşık 15 dakikada gidebiliyoruz. 10 dakikadan fazla beklemiyorsunuz ve ayakta kalma olasılığınız da çok düşük. EGO otobüsleri de yarım saatte bir geçiyor. Bir de Odtü’nün meşhur ringleri vardır, kocaman mavi otobüsler. Ringler 15 dakikada bir geliyor ve bu bile yetersiz olabiliyor. Özellikle 11.40 derslerine giderken yapış yapış gidebiliyorsunuz.

Odtü, kampüs içerisinde olan yurtlarında kalmak isteyen öğrencilerinin hemen hepsi yer buluyor. Yurt fiyatları 108 liradan başlayıp özel yurtlarda 500 liraya kadar çıkabiliyor. Yurtlarda yemek verilmiyor; öğün ücreti 2,5 lira olan yemekhanemiz var. Buna bağlı olarak 100-150 liralık yurtlarda kalan bir öğrencinin aylık harcaması 500 ile 600 arasında değişiyor. Odtü’ye gelen hemen her öğrenci okulun burs nimetinden faydalanıyor. Yurt bursu, yemek bursu veya nakit burs olanakları var. Tabii bunlar ailenizin maddi duruma göre veriliyor. Kampüs içindeki yurtlarda kalmak ulaşım açısından büyük avantaj sağlıyor. Sonuçta bir ringle bölümün önünde iniyorsunuz ve en önemlisi 8.15’te uyanıp 8.40 dersine yetişebiliyorsunuz.

Odtü’de kültür ve spor topluluklarının (ve de spor takımlarının) sayıları toplamda 100’ü geçiyor. Her öğrenci kendine göre bir veya birkaç topluluğa katılıyor ve hangi topluluk olursa olsun ortam her zaman samimi oluyor.

Odtü kütüphanesi yaklaşık 380.000 basılı kitap ve 70.000 elektronik kitap içeriyor. 170.000 kadar cildi dergi, 1500 kadar basılı dergi aboneliği, 50.000 elektronik dergi aboneliği, ayrıca 15.000’den fazla yüksek lisans ve doktora tezini bünyesinde barındırıyor. Ödevlerde basılı kitaplardan çok elektronik kaynaklardan faydalanıyor öğrenciler. Bunları bir kenara bırakalım; sessiz, sıcacık ve sakin bir çalışma ortamı sunuyor.
Asıl konumuza gelelim. Hazırlık atlama sınavı İngilizce öğretmenliğini kazananlar için kolaydır ve hemen her dilci geçer. Kalanlar kendi rızalarıyla kalırlar genellikle. Hemen hemen herkes hazırlığın tadının damaklarında kaldığını söyler.

Eğitim ve Yabancı Dil fakülteleri kampüs içinde olmasına rağmen merkezin biraz dışında kalıyor. Ringlerin son durağı sayılabilir. Hem eğitim hem de yabancı dil fakültesinde dersler oluyor. Birinci sınıfın ilk döneminde tanıtım dersleri oluyor. Derslerde İngilizce konuşmak zorunlu. O yüzden ilk dönem birkaç arkadaşınızın dışında konuşan olmayabilir. Ama ikinci dönem alışıyorsunuz.

Bölümde 9 profesör, 4 doçent, 9 yardımcı doçent, 11 öğretim üyesi ve 36 araştırma görevlisi bulunuyor. Hocaların 6 tanesi yabancı uyruklu. Sınavlar hocalara göre değişiyor. Her hoca derste öğretmesi gerekeni öğretiyor ve bazı hocalar sınavlarda zorlayabiliyor. Ama dersleri dinlerseniz hiçbir sınava 2 saatten fazla çalışmazsınız. Hocaların hepsi kendi alanında uzman olan insanlar; yurtdışında en az 2-3 yıl kalmışlar. Dersler verimli ve zevkli geçiyor.
Hocaların büyük bir kısmı derslerde tartışmanızı, konuşmanızı geliştirmenizi istiyor. Rol oynama etkinlikleri ve sunumlar buradaki eğitim hayatınız boyunca yakanızı bırakmıyor. İlk seferlerde çok zorlansanız da sonradan özgüven kazanıyorsunuz.

Odtü İngilizce Öğretmenliği bölümü, ‘teknik bir üniversitede kenara atılmış bir eğitim fakültesi bölümü’ olmadığını kalitesinden ödün vermeyen profesyonel eğitim kadrosu ve deneyimli mezunları ile kanıtlamış seçkin bir bölümdür.




Teárlach
__________________
"Söz söyleyen kemal sahibi olursa, marifet ve hakikat sofrasını serdi mi, o sofrada her türlü yemek bulunur. Herkes orada gıdasını bulur."
  #5  
Eski 02-05-10, 10:40
bibliophile - ait Avatar
dilFORUM Üyesi
 
Üyelik tarihi: Sep 2009
Yaşadığım şehir: Malatya
Mesajlar: 477
Puan Verme Gücü: 6
bibliophile bibliophile bibliophile bibliophile bibliophile bibliophile

A Diagnostic Outlook on Exam Victims: Our Hell Whose Flames Are Fanned by Our Money?


In the first place, the pre-assumption “money talks” is highly objectionable, which I feel no need to exemplify for fear that I unintentionally poke my nose into politics. If this is an article that will most probably be published in an educational magazine, the author must find his way through something which is somehow related to education.

Education and money... Although, for most, it is a shame to utter them both in one sentence, the reality does not let Turkish citizens, particularly Turkish students, see them as totally separate phenomena. From primary to higher education, all Turkish students aiming to upgrade their lives through educational processes inevitably face numerous exams, only some of which are SBS, YGS, LYS, ALES, UDS and KPDS. Ironically none of them are taken into account by school syllabuses. At this very point, money takes to the stage, with rarely affordable courses penetrating into our lives mischievously.

With regard to the discrepancy mentioned above, everyone is seeking for a scapegoat that they can put the blame on without blinking an eye. For most, the instigator is the system by which Turkish Education is characterised, since it hardly helps students get prepared for specific exams. In response to such an allegation, the excuse is in the open: Schools are supposed to deal with “education”, which mostly has a high opinion of moral issues, not of official examinations. On the other hand, this objective, which is attributed to the existence of schools, is increasingly questionable, with soaring crime rates, moral corruption and social defects.

For the government, exams are indispensable if we are to ensure a really fair competition among applicants of all kinds. Up to some extend, this may be approved, for at least it could make applicants feel content even if they fail. In the grand scheme of things, the main worry is not about the exams themselves, but about the “equal opportunity”. The ones who are not prosperous enough to attend private courses are often those who ultimately get the lowest points. Namely, the more you spend, the higher points you are likely to get.

All these pose the most deadly threat upon children and teenagers. As is known, all age groups need to take part in some activities peculiar to them. To illustrate, a 12-yer-old boy’s life experiences must be dominated by childish activities such as mounting a tree, playing with peers on a playground, being a fan of Galatasaray, and the like. Yet, efforts to get prepared for some tough and controversial exams prevent him from being as he is supposed to be. A 15-year-old girl normally would go out to a cinema or a theatre, and sometimes stay at home reading and relaxing, without feeling obliged to grapple with multiple-choice questions almost everyday. However, examinations throw a monkey wrench in the works, and we all are left destined to burn in our hell whose flames are fanned by our money.


bibliophile

  #6  
Eski 02-05-10, 10:41
Sir Ümit - ait Avatar
Öğretmen
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
Yaşadığım şehir: Osmaniye
Mesajlar: 1.655
Puan Verme Gücü: 24
Sir Ümit Sir Ümit Sir Ümit Sir Ümit Sir Ümit Sir Ümit Sir Ümit Sir Ümit Sir Ümit Sir Ümit Sir Ümit


Learning English Language


In today’s world, speaking English language gives the individual a lot of opportunities. As most people know, mastering English is very important in every field such as in business, employment, travel, school, academics, computers and so on.

In business world, the English language is the primary language of business throughout the world. Most international business transactions, including e - mails, memos, reports and contacts are written in the English language. If a person knows how to speak English in our country, Turkey, he/she can find a good job easily. Also, he / she can make a good quantity of money because he / she knows English.

Supposing you travel abroad, what will you do if you don’t know English? If you don’t know English, you will have much difficulty in finding your way at the airport, train station or in the city center. You don’t understand any traffic signs or you don’t know which shop you will do the shopping from. International travelers may find that speaking English can make their travels a little easier. Most hotels and restaurant employees, as well as store merchants will probably speak English at least to some degree.

So, at an early age we can say that all individuals should learn English at schools, especially at secondary schools. However, in Turkey, almost nobody attaches great importance to learning English. At secondary schools or high schools, pupils don’t pay attention to English. Rather than studying English, they turn a blind eye to it and they study only science classes, but they don’t realize they desperately need a language to go on a good career in the future.

Let us touch on teaching English department at schools. Teaching English departments usually have fewer students than any other departments such as science, literature, and so on. Thanks to small scale-classes, Students feel as if they were private pupils in the eye of their teachers. Besides, the teachers spare more time. They attach special importance to them.

I’ve nine pupils in my class, six girls and three boys. We have a good relationship and share common things. Last but not least, they know the language. This puts them in a different place in all segments of society. They are more comfortable while they are expressing themselves.

Sir_Ümit
  #7  
Eski 02-05-10, 10:42
Celebrian Anarion - ait Avatar
dilFORUM Moderatörü
 
Üyelik tarihi: Jan 2009
Yaşadığım şehir: AwayFromYou
Mesajlar: 2.273
Puan Verme Gücü: 26
Celebrian Anarion Celebrian Anarion Celebrian Anarion Celebrian Anarion Celebrian Anarion Celebrian Anarion Celebrian Anarion Celebrian Anarion Celebrian Anarion Celebrian Anarion Celebrian Anarion

WHY DO WE HAVE TROUBLES SPEAKING ENGLISH?


Speaking a second language requires too much effort as everybody knows. While we do not have difficulty in writing English, we have difficulty in speaking it. Why do we have troubles speaking English? Why are not we able to speak English in the best way? Actually, it is the issue that has been argued for ages. There are lots of reasons why we can not speak English fluently and accurately. In my opinion, one of the most important reasons is the lack of experience with talking with a native speaker. Reading books, articles, news, essays and watching television are enough to understand what people say or what they talk about, but we should practice to speak fluently. Because there is no native speaker around us, we can speak just on equal footing with someone who is not native speaker. Since you are not accustomed to speaking English like our mother language, we are afraid of making mistakes when speaking and trying to correct our grammar. However, foreign people have no fear and feel relaxed while talking with each other. People accustomed to talking with foreign people can see that they do not care about the language they are talking. Besides, thinking Turkish and trying to speak English are other important reasons. There are many words that we do not know. No matter how much we try translating them, we will never be successful because every language has its own culture. Most of the words may not be understood such as idioms, phrases, humors and adage since they are peculiar to every country. For instance, we do not use ‘do’ for all nouns and we should sometimes use ‘make’ instead of ‘do’. Native speakers know where they should use ‘do’ or ‘make’ but we can not decide which to use because of the lack of practice. I remember a good example which my teacher said ‘Morning morning where are you going?’. We all could understand what she was trying to say, but when that sentence was translated into English, it does not sound right. Because we all have been interested in Turkish up to this point, we are inclined to think Turkish. While people speak English around us, we understand what they talk about. But when you start to speak English, firstly we think Turkish and then we try to translate our thoughts into English. At this stage, not only do our speaking speed decrease, but also our mistakes increase. We have been speaking Turkish for ages so we know lots of stereotyped words. Therefore, we can easily express ourselves. On the other hand, there are many limited stereotyped English words you know. Then, we use just certain words we have learnt while speaking English. We learn many things subconsciously. Because there has always been spoken Turkish since we were born, we learn this language subconsciously. We should be aware of English learning process. For this, we should go countries where people speak English as their mother tongue. We should not forget that it is very important to be in the environment where people speak English naturally. We should not be worried about making mistakes, being panic, being nervous, thinking to speak correctly and speaking slowly saying ‘ıımm, aaa’. We should say whatever we can say without fear of making mistake. We should say whatever we think immediately so that our speaking ability will improve. If we want to speak fluently, effectively and accurately, we should understand and follow all these things above. Especially, you should keep in mind that each mistake you make now is one true for the future and they lead you to bright speaking.

Celebrian Anarion


Konu Ö.K.A. tarafından (02-05-10 Saat 10:56 ) de değiştirilmiştir.
  #8  
Eski 02-05-10, 10:44
Purgation - ait Avatar
Emektar Üye
 
Üyelik tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 4.412
Puan Verme Gücü: 54
Purgation Purgation Purgation Purgation Purgation Purgation Purgation Purgation Purgation Purgation Purgation

Dil ve Sınırsızlığı


Dil, duygu ve düşüncelerimizi anlatmaya yarayan tartışmasız en önemli araçtır. İnsan duygu ve düşüncelerini el-kol hareketleri ve mimikler gibi yöntemlerle de aktarabilir. Lakin bunlarla duygu ve düşüncelerin sadece bir kısmı, o da kısıtlı olarak, ifade edilebilir. Dil ise, ne kadar karmakarışık olsa da insanın bütün hissettiklerini ve düşündüklerini aktarabilme gücüne sahiptir. Herhangi bir dil ile daha önce hiç duyulmamış bir kelime oluşturulabilir. Yahut kurulmamış bir cümle kurulabilir. Bütün bu göstergeler dilin sonsuz ve canlı olduğunu açıkça ispatlar. İşte bu aşamada ünlü dilbilimci Chomsky’nin tanımı dilin bu yönünü ortaya koymaktadır: ‘’Dil, sınırlı sayıda sözcük ve kuraldan yararlanarak türetilebilecek sınırsız sayıda tümceden oluşan bir bütündür.’’

İnsan, dili kullanırken onun kurallarına ve öğeleri arasındaki ilişkilere aykırı olmamak şartıyla sınırsız söz söyleyebilir. Geçmişte var olmayıp yeni yapılan veya bulunan nesnelere, yeni kavramlara daha önce hiç söylenmemiş adlar verilebilir. Örneğin nesneyi icat edenlerin faks diye adlandırdığı makineye, Türkçe konuşanlar daha önce olmayan bir sözcük türeterek belgegeçer adını vermişlerdir. Fakat maalesef bu kelime tutulmamış ve günümüzde faks çoğunluk tarafından kullanılmaya devam edilmiştir. Bunun en büyük nedeni, rahatlıkla söylenebilmesi ve insanoğlunun dili mümkün olduğu kadar ekonomik kullanmaya yatkın bir düşünce sistemine sahip olmasıdır. Bu bağlamda, yani dili ekonomik kullanma anlamında, aslında pek bir sorun görülmüyor gibi. Ancak canlı olarak nitelendirdiğimiz dil kendi özünden arınmaya başlıyor.

Benzer bir şekilde telekomünikasyonda çığır niteliğindeki 3g (generation) denilen başarıya daha önce müdahale edilseydi, Türk servis sağlayıcıları bu konuda duyarlı olabilselerdi, bugün 3g değil de, TDK’nin önerdiği 3n (nesil) ya da 3k (kuşak) olarak kalabilirdi. Bu konuda Türklerin en büyük başarılarından birisi kuşkusuz bilgisayar’dır. Bugün hâlâ Almanya’da, Computer yerine Rechner* demeyi tercih edenlerin sayısı pek azımsanamayacak sayıda. Bu konuda Türklerin hatrı sayılır başarısının üstü, bilgisayar terimleriyle ne yazık ki örtülüyor. Telaffuz kolaylığının en büyük nedenlerden biri olduğunu söylemiştim. Dizüstü bilgisayar ile masaüstü bilgisayar hususunda ise tutumumuz çok farklı: Ya laptop ya da dizüstü deniliyor. Her ne kadar laptop’un telaffuzunda bir birlik sağlanamasa da ve yarışı önde götürdüğünü rahatlıkla söyleyebilsek de…

Sonuç itibariyle sınırsız ve özgür bir biçimde kullandığımız, duygu ve düşüncelerimizi aktarmada en önemli araç olan dil, çeşitli dillerden de gelişebileceği gibi kendi özünü de kaybedebilir. Rahatlıkla dile getirme ve ekonomik bir şekilde dili kullanma anlamında diğer kültürlerden etkilenip yeni kelimeler türetmek yerine, toplumun sadece benimsediği kelimeleri kullanmak çevremiz tarafından takdire şayan bulunmayacaktır ve hatta çoğu kişiler bunları anlamakta zorluk çekeceklerdir. Gösterişe bayağı eğilimli bir toplum olarak, yorulmayı gerçekten bir kenara bırakıp, dili ekonomikleştirmekten kaçınmaya özen göstermemiz gerektiğinin altını çizerek tekrar belirtmek istiyorum. Buna gerekli özeni göstermezsek, yakında diller arasında chat dili, sms dili gibi uydurma ve olağanca kimliğimizi kaybettirecek ölçüde diller yerini alacaktır.

*Rechner Almancada rechnen fiilinden türemiş bir isimdir; fiil hali hesaplamak, hesap yapmak anlamında ve isim hali hesap makinesidir, ancak bilgisayar anlamında sık sık kullanılıyor.

Purgation
__________________
Things you can resist
Things you cannot
They're just framed in blood..
  #9  
Eski 02-05-10, 10:45
dilFORUM Moderatörü
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaşadığım şehir: Ankara
Yaş: 18
Mesajlar: 4.106
Puan Verme Gücü: 47
Turani Turani Turani Turani Turani Turani Turani Turani Turani Turani Turani

LEARNING BY MEANS OF DREAMS


Learning a foreign language is severity. In order to learn a language completely, people go through snappy ways. They try to find a lot of methods to be successful, but always get in trouble with learning. It's because they cannot find out the alternative ways to learn the language apart from the lectures, courses etc.

What if you could learn the everything about the language you are studying in your dreams? Imagine what would happen? I am able to hear you saying it would be amazing. I am proud to inform you that it is not utopian. According to the scientists, human being can learn by means of dreams. Moreover, it's hard for the person to forget the things he/she learned in the dreams. Believe me or not (it's wholly up to you.), I have a experience about this subject. Last year, while I was dreaming, I was able to speak French like a native even though I cannot. Furthermore, I learned new vocabularies. ( Exhaler which means ''exhale'' in English is one of them.) When I woke up, I turned on my PC and googled that event immediately. It was amazing for me to learn that I was not the only one who experienced that. It claims that people can learn a lot of things in their dreams.

Well, what if you were locked in your dreams and were never able to wake up? Imagine what would happen? Oh no no; I'm just kidding. Never mind

But always remember; there is a fact which called ''learning by means of dreams''.


Turani
__________________
Freedom is when the people can speak, democracy is when the government listens.
  #10  
Eski 02-05-10, 10:50
Mephistopheles - ait Avatar
dilFORUM Üyesi
 
Üyelik tarihi: Feb 2010
Yaşadığım şehir: Hölle
Mesajlar: 484
Puan Verme Gücü: 6
Mephistopheles isimli üye tecrübe puanını kapatmıştır.

Cix nesillerin yazim kurallarina baskaldirilari ne kadar waciptir?

Foruma ne zaman göz atmaya kalksam, konu her ne olursa olsun mutlaka bir gerginliğe şahit oluyorum: Üyelerin Türkçeyi kullanma şekillerine yönelik ardı arkası kesilmeyen feryatlar, lanet okumalar... Bu duruma sosyolojik açıdan baktığımda, vatan-millet savunmasının toplumda dil üzerinden yapıldığını ve bunun postmodern milliyetçiligin bir uzantısı oldugunu düşünüyorum. Ki bu yansımayı göz ardı etmek, Türk gençliğinin kolektivitenin parçacıkları olarak sosyalleşmesindeki böylesine önemli bir aşamayı, bile bile yok saymaya denk düşebilir. Bunu bir nevi “rite of passage” olarak da görebiliriz. İşin ilginç tarafı da, vatan-dil-millet elden gidiyor diye yapılan tartışmaların yığınla smiley kullanılarak postmodern şekilde yapılması. Kıpkırmızı, yüzünü asmış bir cisim görürseniz anlayın ki çok mühim bir hata yapmışsınızdır. Eğer bu cisim özellikle art arda 3-4 kez kullanılmışsa “Bak güzel kardeşim bunu bir daha yaparsan affetmem, kafanı gözünü kırarım!“dan baska bir şey değildir.

Ergenlerin belki de yüksek libido seviyelerinden kaynaklanan smiley savaşlarından arınalım isterseniz. Şu, isimlerini hâlâ tam olarak ezberleyemediğim KPDS midir yoksa YDS mi - belki ki de WX’di ismi – sınavlarından birinde olduğumuzu farzedelim. Şöyle bir soru çıktı: “’Dil …… bir varlıktır.’ cümlesindeki boşlukları en doğru kelimeyle doldurunuz?”. Seçenekler: ahmak, ölü, yılışık, sessiz, canlı. Doğru yanıt E seçeneği “canlı“dır. Evet evet dil canlı bir varlıktır. Doğru seçenek işaretlendi puan cepte, peki bu hiç de dahice olmayan sorunun bize anlatmak istediği nedir?

Bu soruya yanıtı, coğunuzun öğrenmekte olduğu ve cok sevdiği İngiliz Dili’nin gelişiminden örneklerle vermeye çalışayım. Birçok kişi, Shakespeare’in kullandığı İngilizceyi eski İngilizce sanar, Shakespeare’in modern İngilizcenin ilk uyarlaycılarından olduğunu aklının ucundan bile geçirmeyerek. Eski İngilizce bu düşüncenin aksine, Ada’nın 1066 yılında Fransızlar tarafından işgal edilmesine kadarki süreci kapsar. Bu döneme kadar İngilizce bir Germen Dili olarak Almancadan çok az farkla ayrılır. Google’de “Beowulf, Old English Version“ şeklinde yapacagınız basit bir araştırma sonucu İngilizcenin doğuşunu görmüş olursunuz. 1066 yılından sonra öylesine amansızca bir Fransız Dili etkisi olmuştur ki, durum yavaş yavaş tersine döner, İngilizcenin Almancayla neredeyse hiçbir benzerliği kalmaz. Günümüzde konuştuğumuz İngilizcenin yüzde 60-70’ten fazla bir kısmı Latince ve Franszcadan oluşmaktadr. Tarihî süreçte degişen tek şey kelimeler ve dilbilgisi de değildir üstelik, yazı sistemleri de değişmiştir birçok kez(bkz. Carolingian script, Gothic script, vs.). İngilizcedeki değişim günümüzde globalleşmenin etkisiyle tüm hızıyla devam etmektedir. Feryat mı etmek lazım dil elden gidiyor diye? Yoksa dili bir canlı varlık olarak görüp bilimsel bir şekilde değişimleri izlememiz mi gerekiyor? Dil dünya üzerinde onu konuşan tek kişi kalmayıncaya dek asla ve asla yok olmaz (Latince bile…).

Bırakınız yeni nesil dilini istediği gibi kullansın, yazsın. Elbette birçok insan, ne zaman, nerede ve hangi koşullarda imla ve dilbilgisi kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini bilir. Bırakınız forumda yazı yazmayı, isteyen bir hobi olarak görsün, isteyen kendi zekasını ve de Türkçeye hakimiyetini bir teşhir aracı olarak… Alevli meclis tartışmalarını andıran, hatta bazen hakaret boyutunu bile aşan ithamlar, maalesef ki sistemin kişiler üzerindeki yönlendirici etkisini en iyi şekilde göstermektedir. Normdan ayrı düşen, en ufak bir yazımda bile gönüllü Türk Dili silahlı üyeleri, klavyelerini birey üyelere yöneltmekten çekinmemektedirler. Bunun altında yatan şey, bireyleri toplum kurallarının boyunduruğuna almaktan başka ne olabilir? Benden olmayanı benim gibi yapmaya calışırım, eğer olmamakta direnirse de önce ağır kelimeler kullanır haddini bildiririm. Eğer buna da kulak asmıyorsa her gözüme iliştiginde ayarı cekerim. Bırakınız insanları birey olsunlar, kendi tercihlerini kendileri yapsınlar. Bugün yanlış diye adlandırdığınız kullanımın yarın genelgeçer kural olmayacağı ne malum?

War mi bundn snra bnde dikkat etmiyoooom yasilarima, belkide bnu politik bir amac icn yapiyom, düzene baskaldri icn. Kime ne?

Mephistopheles

Cevapla

Tags
2010, dilforum, gazetesi, mayıs

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum cevap Son Mesaj
2010 Mayıs KPDS Soruları SeyfiHoca KPDS Forumu 850 02-09-10 16:07
dilFORUM Gazetesi Ö.K.A. Öneri ve Eleştirileriniz 154 14-07-10 14:04
2010 Mayıs KPDS: Değerlendirmelerim SeyfiHoca KPDS Forumu 14 03-06-10 13:54
KPDS Mayıs 2010 - 94. soru EdaHoca KPDS Forumu 93 27-05-10 00:19
2010 Mayıs KPDS'sinden kaç bekliyorsunuz? SeyfiHoca KPDS Forumu 165 24-05-10 16:55


Bütün Zaman Ayarları GMT +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:57 .



LinkBacks Enabled by vBSEO 3.3.0 © 2009, Crawlability, Inc.