PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Türkçeye giren ilginç kelimeler?



Melek
07-12-06, 10:03
Hocalarım, bölümümün dergisi için Türkçeye giren ilginç kelimeler ve Türkçe kelimelerin eskiden hangi anlamda kullanıldığı gibi bir bölüm olmasını istiyorum. Mesela Türkçede aydın kelimesi eski metinlerde 'mehtap' anlamına geliyormuş. Bunun gibi ya da başka dillerden alınmış okuyucunun ilgisini çekecek örneklere ihtiyacım var. Örnekleri nereden ve nasıl bulabilirim? Referans vermem de gerekiyor. Bana kaynak önerebilir misiniz ya da elinizde bu konuyla alakalı dosya var mı? Yardımcı olursanız çok sevinirim.

MehmetDEU
07-12-06, 11:10
http://tr.wikipedia.org/wiki/Kategori:T%C3%BCrk%C3%A7e
Sanırım burası işini bir nebze olsun görür.

MehmetMamger
07-12-06, 21:25
Kaynaklar sözlüklerdir sanırım. Dergi başına kaç kelime yayınlanacak?

UKALA: Arapçadan dilimize geçmiş ama bu dilde ve pek çok Osmanlıca metinde "akıllılar" demek.

PEZEVENK: Farsça "pejavend" kelimesinden geldiği söylenir. O dildeki anlamı "kapı tokmağı" veya "sürgü" imiş.

KAHPE: Arapçadan dilimize girer ve etimolojik olarak ÖKSÜRME kelimesi ile ilgili. Bu bayanlar yerlerini gece karanlığında öksürerek belli ederlermiş.

BELKİ: Farsça da "belli ki, hiç şüphesiz" anlamına gelir. Osmanlıca metinlerde de sık sık böyle kullanılır.

OĞLAN: 13.-14. yüzyıl Türkçesinde "genç, çocuk" anlamlarına gelirmiş. "kız oğlan kız" deyiminde "bakire genç kız" anlamında hala mevcut. Eski metinlerde de böyle geçer ve oldukça fazla yanlış anlamalara yol açmıştır.

Böyle şeyler miydi istediklerin?

Melek
08-12-06, 15:33
Kaynaklar sözlüklerdir sanırım. Dergi başına kaç kelime yayınlanacak?

UKALA: Arapçadan dilimize geçmiş ama bu dilde ve pek çok Osmanlıca metinde "akıllılar" demek.

PEZEVENK: Farsça "pejavend" kelimesinden geldiği söylenir. O dildeki anlamı "kapı tokmağı" veya "sürgü" imiş.

KAHPE: Arapçadan dilimize girer ve etimolojik olarak ÖKSÜRME kelimesi ile ilgili. Bu bayanlar yerlerini gece karanlığında öksürerek belli ederlermiş.

BELKİ: Farsça da "belli ki, hiç şüphesiz" anlamına gelir. Osmanlıca metinlerde de sık sık böyle kullanılır.

OĞLAN: 13.-14. yüzyıl Türkçesinde "genç, çocuk" anlamlarına gelirmiş. "kız oğlan kız" deyiminde "bakire genç kız" anlamında hala mevcut. Eski metinlerde de böyle geçer ve oldukça fazla yanlış anlamalara yol açmıştır.

Böyle şeyler miydi istediklerin?

Derginin sadece bir sayfasını bu kelimelere ayırmayı düşünüyorum. Tam istediğim örnekler vermişsiniz, sağolun. Fakat benden referans da isteyecekler, özellikle hocalarım bunları nerden biliyorsun dediklerinde bir referans vermem gerekli. Önerebileceğiniz bir referans var mı acaba?

MehmetMamger
08-12-06, 21:32
Derginin sadece bir sayfasını bu kelimelere ayırmayı düşünüyorum. Tam istediğim örnekler vermişsiniz, sağolun. Fakat benden referans da isteyecekler, özellikle hocalarım bunları nerden biliyorsun dediklerinde bir referans vermem gerekli. Önerebileceğiniz bir referans var mı acaba?
Sözlükleri kullanın. Benim kitaplarımı karıştırmam gerekecek ama buna vaktim yok. Zamanında girmiş hafızama, çıkmaz bir türlü. Ben aklıma geldikçe yazarım buralara, olmazsa beni kaynak gösterirsiniz. :)

GARSON: Fransızcada oğlan, genç çocuk demek. Dilimize garson boy olarak da girmiş. Muhtemelen servis yapan çocuklara zamanında fransızlar "oğlum" veya "genç bir baksana" derlermiş, öyle girmiş olmalı.

ESPRİ: Fransızca ESPRIT (farkedileceği üzere İngilizcedeki SPIRIT) kelimesinden geçmiş dilimize; "ruh" veya "bir şeyin özü" demek. İşte bundan dolayı bazen işin esprisini anlayamaz ve bazense espriden anlamaz tipler oluveririz.

Melek
08-12-06, 23:02
Sözlükleri kullanın. Benim kitaplarımı karıştırmam gerekecek ama buna vaktim yok. Zamanında girmiş hafızama, çıkmaz bir türlü. Ben aklıma geldikçe yazarım buralara, olmazsa beni kaynak gösterirsiniz. :)



Bizim hocalarımız özellikle etimolojik sözlüklerin pek iyi olmadığını ve onlara çok güvenmememiz gerektiğini söylüyor ben de hocamdan dün Prof. Dr. Doğan Aksan'ın bir kitabını ödünç aldım. Öğrendiklerimi burada paylaşırım tabi fakat siz de aklınıza geldikçe paylaşırsanız çok memnun olurum zira birçok örnek bulmam gerekiyor.

BBTÜRKAY
08-12-06, 23:07
Hocalarım, bölümümün dergisi için Türkçeye giren ilginç kelimeler ve Türkçe kelimelerin eskiden hangi anlamda kullanıldığı gibi bir bölüm olmasını istiyorum. Mesela Türkçede aydın kelimesi eski metinlerde 'mehtap' anlamına geliyormuş. Bunun gibi ya da başka dillerden alınmış okuyucunun ilgisini çekecek örneklere ihtiyacım var. Örnekleri nereden ve nasıl bulabilirim? Referans vermem de gerekiyor. Bana kaynak önerebilir misiniz ya da elinizde bu konuyla alakalı dosya var mı? Yardımcı olursanız çok sevinirim.
Kolay Gelsin Gasteci hanım:)

Melek
08-12-06, 23:22
Kolay Gelsin Gasteci hanım:)

Teşekkür ederim Üstadım, bu işlerde sizin kadar tecrübeli değilim ama elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Sizde de bu konuda çok bilgi vardır diye düşünüyorum, bir de siz yardımcı olabilir misiniz acaba?

MehmetMamger
08-12-06, 23:44
Bizim hocalarımız özellikle etimolojik sözlüklerin pek iyi olmadığını ve onlara çok güvenmememiz gerektiğini söylüyor ben de hocamdan dün Prof. Dr. Doğan Aksan'ın bir kitabını ödünç aldım. Öğrendiklerimi burada paylaşırım tabi fakat siz de aklınıza geldikçe paylaşırsanız çok memnun olurum zira birçok örnek bulmam gerekiyor.
Kaç tane etimolojik sözlüğümüz var ki? :) Güvenilmez olan bu bağlamda hangisiymiş?

PS: Etimoloji ile ilgim ortaokul dönemlerimde bir tutkuya dönüşen sözlük okuma alışkanlığıma kadar uzanır. O dönemlerde sadece kelimenin hangi lisandan geldiğini bulabilirdik sözlüklerimizde. Ama Hasan Eker de maalesef ufkumu açamadı. Sonra Sevan Nişanyan (http://www.nisanyan.com/sozluk/) çıktı ortaya. Sebebi tetkike değer bir durum; bir dilin analizcileri genellikle anadil sahipleri olmamaktalar.

Barakuda
09-12-06, 09:45
*Kaplıca sözcüğü kaplı ve ılıca sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur.
*ılıman sözcüğü sanıldığı gibi ılı- f ilinden değil ;liman isminden gelmektedir. Ancak sözcüğün ılıman hale gelişinde ılı- fiilinin bir baskısı olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır.
*çirkef sözcüğü Farsça çirk (pis) ab(su) sözcüklerinin birleşiminden gelmektedir.
*Hoşaf sözcüğü hoş ab sözcüğünden gelmektedir.
*Seksen ve doksan sözcükleri sekiz on ve dokuz on sözcüklerinin birleşiminden gelmektedir.
*altmış ve yetmiş sözcükleri de altı ve yedi sözcüklerinin üzerine miş yani on anlamına gelen kelimenin eklenmesi suretiyle oluşmuş birleşik bir sözcüktür.
*oğlak sözcüğünün kökü oğuldur.
*Avrupalılar yoğurt ve ayranı Türklerden öğrenmişlerdir.Bu kavramlara karşılık kullandıkları sözcükler de Türkçedir.
*Bilezik sözcüğü bilek ve yüzük sözcüklerinin birleşiminden gelmektedir.
*böyle şöyle sözcükleri ve şu sözcüklerinin üzerine ile edatının eklenmesi suretiyle oluşmuş birleşik bir kelimedir.
*çeyrek sözcüğü aslen Farsça bir sözcüktür.Aslen Farsça çahar(dört)yek (bir) sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur.Sözcüğün anlamı da zaten dörtte bir demektir.
*cıncık& sözcüğü, aslen inci sözcüğünün başına 'c' sesi getirilmesi ve inci boncuk deyimindeki boncuk sözcüğünün sonundaki 'k' ünsüzünün de inci sözcüğüne eklenmesi suretiyle oluşmuştur
*Domates sözcüğü aslen Meksika dillerinden olan Aztekçeye ait bir sözcüktür.orijinali de tomatı biçimindedir.
*Zerdali sözcüğü aslen Farsça bir sözcüktür, orijinali zerd-i alu (sarı erik) dir.
*Şeftali de aslen Farsça bir sözcüktür.Orijinali şeft-i alu biçimindedir.Anlamı ise etli erik demektir.
*Panjur sözcüğü abajur kelimesinin bozulmuş biçimidir.
*Salatalık kelimesi İtalyanca insalata kelimesinden gelmektedir. Anlamı ise tuzlu demektir. Salatalığın da sının sudan oluşması ilginçtir.
*Milli kelimesi aslen Arapça bir kelimedir ve anlamı şeriata ilişkin, şerri anlamındadır.Türkçede ise milli kelimesi ulusal anlamındadır.
*Aslen Türkçe bir kelime olan savcı ilk olarak söz getirip götüren anlamında kullanılmış, İslamiyet'e geçince peygamber anlamında kullanılmıştır.Günümüzde ise bir hukuk terimi olarak kullanılmaktadır.
*Türkçedeki yıldız kelimesinin sinema sanatçısı olarak kullanılması Fransızcanın etkisiyle olmuştur.
*Fransızcada tulipe İngilizcede tulip İtalyancada tulipa Portekizcede tulipa Almancada Tulpe sözcükleri lale anlamına gelmektedir.Bu sözcüğün de şöyle bir hikayesi vardır:Hollandalı A.G. Busneck , 16. yy ortalarında Edirnede gördüğü laleye (anlamından dolayı olsa gerek) tülbent (eşarp) demiştir ve tüm Avrupada adı bu şekilde yayılmıştır.Kullanmakta olduğumuz bu sözcük de aslen Farsça bir kelimedir.Orijinali dil-bent dir. Asıl anlamı ise gönül bağlayandır.
*Amerikan Para birimi dolar, Alman özel adıdır.da Almanyada Joachimstal maden ocağından çıkarılan gümüşten döktürülen bir sikke joachimstaler adıyla anılmıştır.Dolar da adını buradan almıştır.
*İzmir Güzelyalının ilk adı Kokaryalıdır.
*Giresun şehrinin asıl orijinal biçimi Kerasos (kirazlık) tır.Daha sonra Kerasos~ Kerasonde~Kerasunt~ Giresun biçiminde bir gelişim izlemiştir.
*Doğu Karadenizdeki Tirebolunun orijinal biçimi Tripolistir. Üç şehir anlamına gelmektedir.
*İstanbulun orijinal biçimi Eis ten polin Yunanca şehre doğru anlamındadır.Her ne kadar Evliya Çelebi İslam bola dayandırsa da bu doğru değildir.
*Bolunun orijinal biçimi polis dir.Polis Yunancada şehir demekti.
*Denizlinin çevresinde hiç deniz yokken bu şehre neden bu isim verilmiştir hiç merak ettiniz mi? Aslen 14. 15. yüzyıllarda bu şehre Tonuzlu(domuzlu) deniyordu.Daha sonraları halkın bu ismi pek estetik bulmamasından olacak şehrin ismi Denizli biçimine çevrilmiştir

Türkçeye benzeyen ama gerçekte başka dilden gelmiş olan sözcükler:
Bu bölümde işlenen sözcükler, başka dillerden dilimize girmiş ama Türkçe kök ya da sözcüklerden türemişe benzer bir hale sokularak (o türkçe sözcüğün anlamını taşımasa bile) kullanılagelmiş sözcüklerdir. Bunların çoğu, geniş bir kesim tarafından Türkçe sanılmakta; hatta bir bölümü de Türkçe'de çağrıştırdığı anlamda - hatalı biçimde - kullanılmaktadır. Benim bu sözcükleri araştırmamdaki ana dürtüler de zaten sözcüklerle uyumsuz olan Türkçe anlamlardı. Bunlar arasında, son dönemlerde birçok komşudan duyduğum "kardolabı" lafı (gardrop demek istemişler), bu işin bazen ne kadar abartıldığına çok ilginç bir örnek!.. Daha sık kullanılan diğer sözcükleri aşağıda veriyorum. Bunların yanına, geldiği dilden dolayı şaşırtıcı olan yabancı kökenli bazı diğer sözcükler ekliyorum:


1- metelik: Sondaki -lik eki, türkçe sözcük çağrışımı yapıyor; "yemeklik yağ"daki gibi... Aslı ise batı dillerinden geliyor: İngilizce'de, metallic; yani metal para... Biz kullanırken baştaki bölümü de bir türk ismiyle (mete) değiştirip kullanagelmişiz.

2- isterik: Biliyorum ki birçok kişi bu hatalı biçimiyle kullanmıyordur bu sözcüğü. "Histeri" nöbetlerine tutulan kişinin aldığı sıfattır ve ingilizcede "histerical" denir. Başarısızlığa ve bir şeyi elde edememeye dayanamama ve aşırı sinirlenme gibi (ruhbilimci değilim) etkileri olan bir ruh hastalığı olan kişi "histerik" olarak anılır. Oysa Türkçe'de "isteme" ile bağ kurulması ve "bir şeyi çok isteyen" anlamında kullanılması da çok yaygındır. Hatta bazen, "isterik kadın" lafı oldukça aşağılayıcı bir mantıkla kullanılır.

3- bendeniz: Bu sözcüğün ne "ben" adılıyla, ne de "deniz"le bir ilgisi vardır; ancak sondaki "-niz" eki Türkçe'dir. "Bende", Farsça'da, "kul, tutsak" demektir. Yani kişi kendini sunarken - eski dönemlerin aşırı nezaketiyle -, "Ben kulunuz X kişi," diye sunar ya; bu da öyle konuşmalarla geçmişten günümüze gelmiş. Bu açıklama gösteriyor ki, "Ben bendeniz X kişi," demek doğru olur ve yalnız kendimizi değil başkalarını da, "Bu da naçizane bendeniz Y," diye sunabiliriz (tabii Y'nin affına sığınarak). Neyse, bu sözcüğe bu kadar açıklama fazla bile...

4- kaldırım: Bunun "kaldırmak" ile bir ilgisi var gibi görünse de (otoyolun yükseğinde olması açısından), asıl kökeni Rumca'dır. Rumca'da "kali", "iyi" anlamındadır (kalimera: günaydın, iyi günler). "Dromos" (sondaki "s" genelde okunmaz) ise "yol" anlamını taşır. Yani kali-dromos: iyi-yol; yani yürümeye elverişli, taşsız, tozsuz, çamursuz yol...

5- sütyen: Genelde ilişki kurulmasa da, bu sözcük "süt-meme" ilişkisini çağrıştıracak bir yapıda kullanılmaktadır. İtiraf etmeliyim ki ben küçükken bu iç çamaşırının - isminden dolayı - sütün dış giysiye sızmasını engellemeye yaradığını sanıyordum. Asıl kökeni Fransızca'daki "sous tien"dir ("aşağıdan tutan" anlamında). Okunuşu: sutien.

6- lahmacun: Bu sözcüğün "macun"la ilgisi dolaylıdır. Arapça'da "acin" yoğrulmuş (macun o kökten gelir), "lahm" ise "et" demektir. Lahm-i acin: yoğrulmuş et...

7- boğa yılanı: Bu yılan, avını boğarak öldürmesi ve belki de boğa gibi iri ve güçlü olmasından dolayı, ismi Türkçe sanılmaya oldukça yatkın olan ilginç bir örnektir. Oysa aslı, şimdi kesinlikle hatırlayamayacağım bir Afrika dilinden geliyor: boa... Sondaki "yılanı" sözcüğü gereksiz... Kobra, piton der gibi, boa!..

8- vapur: İngilizce "vapour" (buhar) sözcüğünden geliyor. Önceleri buharlı gemilere verilen ingilizce isimden... Aslında, dilimizde batı dillerinden uyarladığımız sözcüklerin genelde fransızca okunuşunu kullandığımızdan bunu da "vapor"dan uyarlamışız.

9- anahtar: Bu sözcüğün kökü, yunanca "anihto" (açmak) eylemidir. "Anihtiri" ise "açmaya yarayan" anlamındadır; yani "anahtar"... Yunanca kökenli sözcükler aslında dilimize Anadolu'da konuşulan ("konuşulmuş olan," demek daha doğru olur sanırım) Rumca'dan geçmiştir. Gerçekte iki dil biririne çok benzese de, Rumca'daki birçok sözcük Yunanlar'ca bilinmez. Bu yüzden bu sayfalardaki birçok grekçe sözcüğe "Yunanca kökenli" demek yerine "Rumca kökenli" demeyi yeğleyeceğim. Bu durumda ise "Anadolu Rumları'nın dili" anlaşılmalıdır.

10 - kilit: Yine Rumca'daki "kleo" (kapatmak) eyleminden türeyen "kleidi" ("klidi" diye okunur; "kapamaya, kilitlemeye yarayan" anlamında...) sözcüğünden gelmektedir.

. safsata: Yunanca'daki "sophistes" bilgili, bilgisi olan anlamına geliyor. Türkçe ve Arapça'da ise "gereksiz söz" anlamında kullanılıyor.

2. entel: Tabii ki bu sözcük batı dillerindeki "intellectual" sözcüğünden bozularak "toplumdan tümüyle kopuk, bilgisini yalnızca biliyor görünmek için edinen kişi" anlamında kullanılıyor. Gerçek anlamı ise, "birçok konuda bilgili olan"dır (sıfat).

3. kapuska: Slavca'da "lahana" demektir. Bizde ise "kıymalı lahana" yemeğine denmektedir.

4. karyola: Bizde genelde yatağın üzerine serildiği, genelde metalden yapılan ayaklı mobilya anlamına geliyor. Oysa gerçek anlamı "el arabası"dır (carriola: İtalyanca). İtalyan gemicilerden bizim kullanımımıza geçti; gemicilerin kullandığı taşınabilir tekerlekli yataklara denir;kökü "taşımak"tır (carri).

5. ameliyat: Arapça'daki "amel" (iş, eylem) sözcüğünden geliyor. Gerçek anlamı, "işlemler, eylemler"dir. Bizde ise, "yetkili uzmanın hastaya uyguladığı işlem" (genelde cerrahi) olarak anlaşılır.

6. serbest: Gerçek anlamı "başı bağlı"dır (ser:baş, best:bağlı). Ancak sanırım bizde yanlış olarak kullanılıyor; gerçeği "serbes" (başıboş) olsa gerektir. Yine de bizdeki anlamı tam karşılamıyor. Biraz karışık bir durum yani...

7. puşt: Farsça'da "arka, kıç" anlamına geliyor. Pek masum bir laf...

9. gebermek: Türkçe'de eski anlamı "şişmek" idi. Şimdi ise ölmenin kaba bir tabiri oldu. Ölüp beklemiş hayvanların şişmesinden geliyor olsa gerek. (Gebe ve göbek sözcükleri de aynı kökten geliyor)

10. pezevenk: Farsça'daki "pejavend" (kapı tokmağı, sürgü) sözcüğünden "pezevenk (kapı arkasında bekleyen; anlam genişlemesiyle, kadın alışverişi yapan)...

11. sıpa: Abazaca'da "spau" "çocuk, yavru" demektir. Bizde ise eşek yavrusu... Arapça'da da benzer biçimde "sabi, sibyan" "çocuk" anlamındadır.

12. kaltak: Türkçe'de "alta konup üzerine oturulan" anlamına geliyor. Eyer için de bu sözcük kullanılır. "Önüne gelenin altına yatan kadın" anlamında aşağılama sözcüğü olarak kullanılması ilginç...


14. sosyete: Bizim kullandığımız söyleniş Fransızca'dan alıntı... Anlamı "topluluk"tur. Bizde önceleri "yüksek sosyete" denen zengin tabakaya sonradan kısaca "sosyete" denmeye başlanmıştır.

15. kokona: Yunanca "kokkona"dan geliyor ve gerçek anlamı "Hristiyan kadın"dır. Bizde ise giyimi ve süslenmesi aşırıya kaçan (yorumu yapanların düşüncesi böyle) yaşlı kadınlar nedense bu biçimde anılıyor.

16. tuvalet: Yalnız bizim dilimizde değil, birkaç dilde daha "hela"ya verilen isim... Aslı, Fransızca "toilette"tir ve "temizlik" anlamına gelir. "Tuvalet kağıdı" ve "tuvalet masası" temizlikle ilgili şeylerdir. "Tuvalet kağıdı"nı referans alarak mekana "tuvalet" ismini vermek yalnız bizim bulışumuz değil... Yunanlar da bunu başarmış. (Yeri gelmişken... "Yunanlı" diye bir ulus yoktur dünyada.)

17. yosma: Gerçek anlamı "şen, güzel genç kadın"ken ne duruma düştüğünü ibretle izliyorum. Kadının neşe ve güzelliğinin gizli kalması gerektiği düşüncesinin bir sonucu...

18. don: Elbette ki "giysi" anlamına geliyor ama "külot"un argosu yapılmış. Zaten ne zaman ki bir sözcüğün yabancı dildeki karşılığı "moda" olur, Türkçesi giderek argolaşır.


Köstebek: gözsüz tebek sözcüklerinin birleşiminden oluşmaktadır.
Ilıman: liman sözcüğünün Türkçede bozulmuş şeklidir. ılı- fiiliyle bir bağı yoktur.



http://www.edebiyatogretmeni.net/etimoloji.htm

Gursor
29-08-10, 15:37
"Cacık" kelimesi aslen Ermenice'den gelip aslı "Cacıg"tır.

"Pırlanta" kelimesi aslen İtalyanca'dan dilimize geçmiş olup İtalyancadaki haliyle kelimenin aslı Brillanta'dır.

" Çete" kelimesi aslen Arnavutça olup Arnavutların silahlı eşkıyalara taktığı isimdir.

-"Abluka" kelimesini gündelik hayatta bazen kullanırız. Kelimenin kökeni İtalyancaya dayanıp orijinali "a blocco" ( bir şehrin deniz yolunu kesecek biçimde çevirmek)dur.

Anadolu kelimesi Yunanca kökenli Anatolia'dan gelip doğu yönü, doğudaki ülke manasındadır.

"Izbandut" kelimesi lisanımızdaki manasıyla iri yarı insanlar için kullanılagelmiştir. Oysa Izbandut Yunanca olup eskiden Rum korsanlarına verilen isimdir

rekb : binmek ;
merkep : binek hayvanı;
rekabet : yarışanların, birbirlerinin yaptıklarının üzerini örterek kendilerini ön plana çıkarma eylemi

örneğin orinagin olup dilimize Ermenice'den geçmiş bir kelimedir.Ayrıca sıklıkla kullandığımız ÖRNEĞİN kelimesi de orijinaline daha yakın olup Türkçeleşmiştir.

Hepimizin bildiği ve kullandığı "ateş" sözcüğü Farsça kökenlidir. Bunun yanında "ateş" sözcüğünün Türkçe karşılığı "od"dur.
Elinizde sigara birinden ateş isteyeceksiniz
Abi odun var mı?:)

kaynak THS forumu

DENIZ_VURGUNU
29-08-10, 16:27
Hıyar kelimesi esasında 'hayırlı' anlamına geliyormuş.