Tam Sürüm Bilgini Göster : The Second Mother of English Literature in TURKEY


BBTÜRKAY
18th August 2007, 03:50
The Second Mother of English Literature in TURKEY
(The First One is Halide Edip ADIVAR)
Sorry but it is in Turkish:o

Herkes İçin İngiliz Edebiyatının Öyküsü

Bir Dinozorun Anıları, yarattığı çarpıcı okur sayısı ile başta Mîna Urgan olmak üzere şaşırtmıştı herkesi ama onun akademik çerçeveden daha geniş bir okur kitlesine uzanması, birinci cildi 1986 yılında çıkan İngiliz Edebiyatı Tarihi�yledir. Beşinci cildi 1993 Nisanı�nda basıldığında, 5. Yüzyıl�dan ele aldığı bu edebiyatı tanıtma çabası, ancak Oscar Wilde�a, yani 19. Yüzyıl sonuna ulaşabilmişti. Bu tarih dizisinin dışında yayımlanan Virginia Woolf (1995) ve D.H. Lawrence (1997) kitapları, dikkatle okunduğunda, Tarih�in yazılmayan 20. Yüzyıl ciltlerinden çıkartılıp genişletilmiş bölümler gibidir bir bakıma.
Gerçi Bir Dinozorun Anıları�nı okuyan geniş okur kitlesi çok iyi bilmektedir ama, Mîna Urgan�ın, burada yeniden okur önüne çıkan İngiliz Edebiyatı Tarihi�ni yazdıran, akademik kimliğinden bir kaç satır söz etmek gerekmektedir.
Mîna Urgan, Fransız edebiyatı öğrenimiyle başlamıştır akademik hayata. Daha sonra İngiliz edebiyatı üzerine Fransa�da doktora yapmış, İstanbul Üniversitesi�nde o zamanki adı Romanesk Diller ve Edebiyatları olan Fransız Filolojisi�nde ders verirken, tümüyle bilim dışı etmenlerin zorlamasıyla, İngiliz Filolojisi�ne geçmiştir. Burada, doçent ve profesör olmuş, 1977 yılında da gene bilimsel olmayan nedenler yüzünden, üniversiteden, daha önünde ders verebileceği yıllar bulunurken, emekliliğini istemiştir.
Mîna Urgan�ın üniversiteden erken ayrılması, elbette eğitim alanında bir kayıptır ama, kitaplarına baktığımızda okur adına bunun kazanç olduğunu görmekteyiz. İstifasına kadar, sadece bizde değil, batı ülkelerinde de benzerlerine rastladığımız, yaşamını bütünüyle öğrenci- öğretmen ilişkilerine yaslayıp, yazmaya gönül koymayan bir akademisyen görünümü sergilemektedir. Kitaplarını ancak, akademik hayattan ayrıldıktan sonra yazmaya başlamıştır. Üniversitedeyken yazdığı kitaplar (bunu biraz da olumsuz anlamda söylüyorum) tipik akademik kitaplardır. O kitapların amacı ve hedef kitlesi akademik çevrelerdir. Oysa, üniversiteden ayrıldıktan sonra yazdıkları, Bir Dinozorun Anıları�ndan da onu tanıyanların bildikleri gibi, bir halk insanının yaklaşımı içinde, meraklı bir geniş okur kitlesi hedef alınarak yazılmış kitaplardır.
Nedir Mîna Urgan�ın yaklaşımı? Edebiyatla, özellikle batı edebiyatlarıyla düz okur olmanın ötesinde ilişkisi olanlar, geçtiğimiz yüzyılın bir eleştiri ve edebiyat kuramı yüzyılı olduğunu bileceklerdir. Modernist edebiyatın büyük serüvenine paralel, onun gerçekten gerekli bir tümleci, kılavuzu olarak ortaya çıkan, kabaca tanımlandığında, bir yakın okuma ve teknik çözüm yöntemi olan Yeni Eleştiri ya da bir başka adlandırmayla Cambridge Okulu Eleştirisi�nden başlayarak, Yapısalcılık�tan Yapısöküm�e pek çok yaklaşım giderek çetrefilleşen edebiyat ürünlerini okuma, çözme, değerlendirme yöntemi olmuştur. Oysa bir önceki yüzyıl, yani on dokuzuncu yüzyıl, yorumlamanın, özellikle de öznel yorumlamanın yüzyılıdır. Ama aynı yüzyıl, bir ara ölmüş gözüyle bakılan, bir yapıtı, yazarı, yazıldığı çağ, yazıldığı dilin serüveni içinde bir kültür bütünü olarak ele alıp okuyan �filolojik yaklaşım�ın da çağıdır. Mîna Urgan da gerek bu beş ciltlik İngiliz Edebiyatı Tarihi�nde gerek Virginia Woolf ve D.H. Lawrence�de her iki yaklaşımın bir harmanı ile yaklaşır yapıtlara, yazarlara. 1930�larda Almanya�dan kaçarak Türkiye�ye gelen, iki çok önemli filologun, Eric Auerbach�la Leo Spitzer�in çevresinde akademik gelişmesini sürdürmüş olduğu düşünüldüğünde, bu durum fazla garipsenmemelidir. Filoloji geleneğinin son büyük filologlarının etkisinde kalmamak olası mıdır?
Hiç bir yapıtın, şiirlerin bile, teknik özelliklerine, yani nasıl yazılmış olduklarına değinmediği; şiirlerin bile, roman ve öykü gibi, konularını anlattığı için (ele aldığı dönemlerin şiiri de bunu yapmaya son derece uygundur gerçi) eleştirilebilir belki ama, zaten amaç �edebiyat meraklısı okurlar� olduğuna göre bu eksiklik rahatlıkla göz ardı edilebilir. Hatta, bir edebiyat tarihini, sürükleyici bir okumaya dönüştürmek adına, �1653�e doğru doğduğu sanılan ve 1692�de ölen Nathaniel Lee, yalnız yazdıkları açısından değil, yaşantısı açısından da bir Elizabeth çağı insanıdır bir bakıma. Çünkü akılcılığın egemen olduğu bir çağda aklını yitirmiş, beş yıl süreyle kapatıldığı tımarhaneden kaçmış, daha kırk yaşına basmadan alkolden ölmüştür� gibi yargılara varabiliyor. Bugünün edebiyat tarihçilerini de eleştirmenlerini de hop oturtup hop kaldıracak bir yaklaşım sergiliyor kısacası.
Sadece on dokuzuncu yüzyılın sonuna kadarki bir dönemi ele alsa da, çağdaş yaklaşımlardan uzak bir edebiyat tarihi ve eleştiri anlayışıyla yazılmış olsa da, bir büyük edebiyatın yüzlerce yılını bir roman lezzetiyle okutan bu beş cildin hâlâ işlevini ve amacını koruduğu inancındayım. Edebiyat meraklısı okur burada karşısına çıkartılan serüveni kaçırmayacaktır

BBTÜRKAY
18th August 2007, 03:51
İngiliz Edebiyatı
Rönesans Dönemi İngiliz Edebiyatı
İngilizcenin yazı diline dönüşmesinde büyük katkıları olan ve Canterbury Hikâyeleri adlı eseri bulunan Chaucer (1340-1400) İngiliz edebiyatında Rönesansa zemin hazırlayan yazarlardan birisidir.
"Elizabeth Dönemi "adı verilen XVI. yüzyılda tiyatro ve şiir türlerinde önemli eserler ortaya konmuştur.
Rönesans dönemi İngiliz edebiyatının en önemli tiyatro yazarı Shakespeare (1564-1616)'dir.
Shakespeare dram ve komedya türlerinde hem nazım, hem düzyazı, hem de her ikisini birlikte kullanarak başarılı oyunlar yazmıştır. Oyunlarının tamamı beşer perdeden oluşur. Kin, aşk, dostluk, yükselme, öç alma gibi hemen hemen tüm insanî boyutları derinlemesine irdelemiştir. Başlıca dramları arasında Romeo ve Juliet, Hamlet, Macbeth, Othello, Kral Lear; en önemli komedyaları arasında da Venedik Taciri, Yanlışlıklar Komedyası sayılabilir.
Marlowe (1564-1593) ve Ben Jonson (1573-1637) da dönemin önemli tiyatro yazarları arasında yer alırlar.
İlk büyük İngiliz şairi olan Edmund Spenser (1552-1599) ise pastoral türde yazdığı şiirlerini Çoban Takvimi, alegorik bir destanını da Peri Kraliçesi adlı eserlerinde topladı.
Tasvir ve ruh çözümlemelerinde başarılı olan ve üslûba önem veren dönemin son büyük şairi John Milton (1608-1674)'un en önemli eseri Kaybolmuş Cennet adlı konusunu Tevrat'tan aldığı dinî destanıdır.
Montaigne gibi deneme türünde başarılı ürünler veren Bacon (1561-1626)'un en önemli eseri ise Denemeler'dir.
Klâsik Dönem İngiliz Edebiyatı
Klâsisizm akımı İngiltere'de çok kısa sürmüştür. Bu akımın İngiliz edebiyatında iki önemli temsilcisi vardır: Şiir ve oyunlarıyla Drydon (1631-1700) ve şiirleriyle Pope (1688-1744).
Romantik Dönem İngiliz Edebiyatı
İngiltere'nin kuzeybatısında yer alan göller bölgesinde bir süre yaşamış olan ve bundan dolayı kendilerine "Gölcüler" denilen Wordsworth (1770-1850), Coleridge (1772-1834) gibi sanatçılar, ayrıca Lord Byron (1788-1824), Shelley (1792-1822) ve Keats (1795-1821) gibi şairler bu akımın başlıca temsilcileri arasında yer alırlar.
20. Yüzyıl İngiliz Edebiyatı
20. yüzyılda İngiliz edebiyatı en çok roman türünde başarılı ürünler vermiştir.
J. Conrad (1857-1941) macera ve deniz romanları yazmıştır. İrlandalı romancı James Joyce (1882-1941) ise klâsik roman kurallarını bir tarafa bırakarak, modern roman tarzının örneklerini vermiştir. Kronolojik zaman akışını değil, insanın bilinçaltının belirlediği zaman sistemini esas almıştır. İnsanın iç dünyasını kendi mantıkî gerçekliği içinde olduğu gibi sunmaya çalışır. Bir olaydan başka bir olaya, bir zamandan başka bir zamana atlar, kalemini çağrışımların emrine verir, bazen dilin gramatikal sistemini bozar, başka dillerden alıntılar yapar, kahramanların iç konuşmalarına geniş yer verir. Onun romanları alışılmış klâsik roman kurgusuna uymaz.
Dublinler (1914) adlı eserinde on beş hikâye yer almaktadır. Üçü çocukluk, dördü genlik, dördü orta yaşlılık, dördü de sosyal hayatla ilgilidir. Kitap, bütün bir roman olarak da okunabilir. Diğer önemli eseri ise Ulysses (1922) adlı romanıdır. O bu romanında Dublin özelinde çağdaş dünyanın bir destanını verirken, asıl olarak modern bireyin zihinsel hayatını tüm yoğunluğu ve düşünce karmaşıklığı ile sunmaktadır. Eserleri genellikle Dublin kenti etrafında yoğunlaşır.
V. Woolf (1882-1941) önemli bir İngiliz kadın roman yazarıdır. O da James Joyce gibi bilinç akımı tekniğine baş vurmuştur. "Acı" ve "yalnızlık", "kadın sorunları" temalarına ağırlık vermiştir. Romanlarında insan zihninin herhangi bir günde algıladığı şeyleri aktarmaya çalışır. Eserlerinin başlıcaları Jacob'ın Odası (1922), Perde Arkası (1941), Mrs. Dalloway, Orlando, Dalgalar, Yıllar'dır.

IcySeden
18th August 2007, 04:07
Thanks for documents Bbturkay Teacher. l always would like to read/learn such documents in order to preparing the department of mine which is very useful...:thumb:

LEE 20
18th August 2007, 04:14
Thanks for sharing sir

BBTÜRKAY
18th August 2007, 15:34
Please copy them to Word for your lessons....

BBTÜRKAY
18th August 2007, 15:35
Of course you should find the English ones and learn how to express in E.

Hubub
18th August 2007, 15:44
paylaşım için teşekkürler mina urgan ın ingiliz edebiyat tarihi adlı kitabını kütüphaneme aldım ansiklopedi vari çok faydalı bir kitap arada açıp okuyorum

BBTÜRKAY
18th August 2007, 17:02
paylaşım için teşekkürler mina urgan ın ingiliz edebiyat tarihi adlı kitabını kütüphaneme aldım ansiklopedi vari çok faydalı bir kitap arada açıp okuyorum

Hubub Please rewrite this sentence in English because this is English only part:o
l have already broken the rules:o

Hubub
18th August 2007, 17:07
Hubub Please rewrite this sentence in English because this is English only part:o
l have already broken the rules:o

ok sir I am sorry
:icon_tape:

SibelAKBULUT
24th August 2007, 16:57
I've already asked you this question, but I am not clear in mind yet. You started your message with "Rönesans Dönemi" and...

1- What about "Old English" and "Middle English"?

2- Is Old English like Ottoman language? OLd English, as far as I learned from what I have read, is a totally different language. It's words, grammatical rules even some of the letters are different. Can we say that Old English is from another language family than Modern English?

3- Is Old English can be a starting point for English Literature?

Saposcat
24th August 2007, 17:10
You started your message with "Rönesans Dönemi" and...

1- What about "Old English" and "Middle English"?

2- Is Old English like Ottoman language? OLd English, as far as I learned from what I have read, is a totally different language. It's words, grammatical rules even some of the letters are different. Can we say that Old English is from another language family than Modern English?

3- Is Old English can be a starting point for English Literature?

1) Old English is also known as Anglo-Saxon, and covers the English spoken in England and parts of Scotland between about AD 500 and AD 1100. Middle English picks up after that, and lasts till around the year AD 1500 or so.

2) Old English is definitely a totally different language, and can’t be understood without learning it as a different language. An example, the opening lines of the epic Beowulf:

Hwæt! wē Gār-Dena in geār-dagum,
þeod-cyninga, þrym gefrunon,
hu ða æþelingas ellen fremedon.
Oft Scyld Scefing sceaþena þreatum,
monegum mægþum, meodosetla ofteah,
egsode eorl.

However, it’s not a separate language family; it’s simply a very old form of English, the one that existed before French words started “invading” the language after the Norman conquest of England in 1066.

3) I wouldn’t recommend starting by reading it in the original (i.e., by trying to learn Old English), but certainly a look at the great stuff—Beowulf, The Wanderer, The Seafarer, etc.—is worth it, because they’re very interesting. How much influence they had on most later English literature, though, is questionable.

Saposcat
24th August 2007, 21:36
Just for a comparison of the difficulty levels of Old English and Middle English, let me give again the opening lines of Beowulf, followed by the opening lines of Geoffrey Chaucer's The Canterbury Tales, and in each one put in bold the words that I think can easily be guessed by analogy with a word that exists and is used in Modern English.

Hwæt! wē Gār-Dena in geār-dagum,
þeod-cyninga, þrym gefrunon,
hu ða æþelingas ellen fremedon.
Oft Scyld Scefing sceaþena þreatum,
monegum mægþum, meodosetla ofteah,
egsode eorl.

Just so you know, those, in order, are: what, we, in, king (that's a stretch to recognize, but I think it can be done), how, often, earl. So, in a 27-word selection, that's at most 7 words, or 26% ... and a 26% percent that requires a good bit of work and thought.

Now, for The Canterbury Tales:

Whan that Aprill with his shoures soote
The droghte of March hath perced to the roote,
And bathed every veyne in swich licour
Of which vertu engendred is the flour;
Whan Zephirus eek with his sweete breeth
Inspired hath in every holt and heeth
The tendre croppes, and the yonge sonne
Hath in the Ram his half cours yronne,
And smale foweles maken melodye,
That slepen al the nyght with open ye
(So priketh hem Nature in hir corages),
Thanne longen folk to goon on pilgrimages ...

So, in an 86-word selection, basically 72 words—or 84%—are recognizable.

To sum up: don't try to read anything in Old English unless you've taken a course in the language, and don't accept reading a Modern English translation of Middle English. That's my opinion, anyhow. :)