Tam Sürüm Bilgini Göster : Emily Dickinson #280
Saposcat 11th August 2007, 14:25 Just for the hell of it—and perhaps as something of a counter to the declamatory rhetoric of the previously posted poem by Pablo Neruda (whom, incidentally, I love)—I thought I'd post what is perhaps my favorite poem by my favorite poet: Emily Dickinson's #280. So, without further adieu:
I felt a Funeral, in my Brain,
And Mourners to and fro
Kept treading — treading — till it seemed
That Sense was breaking through —
And when they all were seated,
A Service, like a Drum —
Kept beating — beating — till I thought
My Mind was going numb —
And then I heard them lift a Box
And creak across my Soul
With those same Boots of Lead, again,
Then Space — began to toll,
As all the Heavens were a Bell,
And Being, but an Ear,
And I, and Silence, some strange Race
Wrecked, solitary, here —
And then a Plank in Reason, broke,
And I dropped down, and down —
And hit a World, at every plunge,
And Finished knowing — then —
So, there it is. Any questions? Any thoughts?
P.S. Some interesting stuff about it—including a manuscript copy—can be found here (http://www.english.uiuc.edu/maps/poets/a_f/dickinson/280.htm).
franglais 11th August 2007, 14:35 is there different meaning of the words that written with capital letters in the poem?
seize the day 11th August 2007, 14:41 bende merak ettim ozel bi anlamı varmı bildigim kadarıyla dickinson kurallara ve olculere baglı kalmamak icin boyle bi tarz secmis bu onun ruhundakı baskaldırıyı yansıtıyor diye hatırlıyorum bilmiyorum ne kadar dogru
Saposcat 11th August 2007, 14:55 is there different meaning of the words that written with capital letters in the poem?
The answer is both no and yes.
No, because capitalizing certain words—especially nouns—was part of English-language orthography in the past (although it was dying out by Dickinson's time in the mid-19th century); in this, it resembled German, which still capitalizes all nouns even today. So, in other words, capitalizing certain words was considered correct then, just as capitalizing "English" or "German" is considered correct today.
Yes, because, as I said, the practice was dying out in Dickinson's time, so her capitalizing words represented something of a conscious choice, and puts emphasis on the words with capital letters. Those words' meaning, that is, does not change, but they are emphasized and given greater weight by the capital letters.
franglais 11th August 2007, 14:58 ilk paragrafı çevirmeye çalışıcam fakat nasıl olur bilmiyorum.
cenazeyi hissetim
ileri geri giden yaslı insanlar
yürüyorlardı
sanki bu duygu tümüyle sarmıştı beni.
Saposcat 11th August 2007, 15:02 bende merak ettim ozel bi anlamı varmı bildigim kadarıyla dickinson kurallara ve olculere baglı kalmamak icin boyle bi tarz secmis bu onun ruhundakı baskaldırıyı yansıtıyor diye hatırlıyorum bilmiyorum ne kadar dogru
Aslında Dickinson genel olarak kurallara ve ölçülere bağlı kalıyor. Dickinson'ın şiirlerindeki fikirler biraz asidir, ama şiirlerin şekli çok öyle olmuyor.
Spartakus 11th August 2007, 16:11 A wonderful poem indeed. Yet, somehow I can establish some close links between Neruda’s poem and Dickonson’s. On reading both poems, I realised there lies in them, a pent-up desire, for freedom (of speech perhaps), which makes it a common feature of the both parties. Dickonson defies her unfortunate destiny as a worry-worn, aggrieved party, and lays out the facts in all truth, whereas Neruda takes on the role of an omniscient wise guy. Just my take on it. There may be different points of view, however.
franglais 11th August 2007, 16:46 can you translate last two part of the poem?(kili hocam)
Saposcat 11th August 2007, 16:57 can you translate last two part of the poem?(kili hocam)
Here's a full translation I found on the Internet. I can't attest to its quality much, but I do see at least one important point where Dickinson's wonderful ambiguity is destroyed:
Bir Cenaze hissettim Beynimde,
Ve Mekanı durmadan — durmadan
Arşınlayan Yaslı insanlar — Anlam birdenbire
Yolunu bulup ortaya çıkana kadar
Hepsi yerine oturunca da
Bir Ayin, Davul gibi çaldı —
Çaldı ha çaldı — beynim
Uyuşuyor sandım.
Sonra bir Sandukayı kaldırdıklarını
Ve gene, Kurşundan o aynı Çizmelerle
Ruhumu ezip geçtiklerini duydum,
Sonra Uzam — ötmeye başladı,
Sanki Cennet bir Çan olmuş,
Ve Oluş da bir Kulak,
Ve tuhaf bir Irkın mahvettiği
Sessizlik ile ben, yalnız, buradayız.
Ve sonra Mantık’ın tahtalarından biri yarıldı,
Ve ben düştüm, düştüm, düştüm —
Ve her dalışımda, bir Dünya’ya tosladım,
Ve bilmeyi Bitirdim — sonra —
Saposcat 11th August 2007, 17:01 A wonderful poem indeed. Yet, somehow I can establish some close links between Neruda’s poem and Dickonson’s. On reading both poems, I realised there lies in them, a pent-up desire, for freedom (of speech perhaps), which makes it a common feature of the both parties. Dickonson defies her unfortunate destiny as a worry-worn, aggrieved party, and lays out the facts in all truth, whereas Neruda takes on the role of an omniscient wise guy. Just my take on it. There may be different points of view, however.
I have to agree with you about the common feature of "a pent-up desire". I wouldn't say that Dickinson defies anything in this poem myself—I think she does almost the exact opposite actually, although her fantastic ambiguity in the last line doesn't make that certain—but she certainly does, as you say, "[lay] out the facts in all truth" and in beautifully chilling language.
Saposcat 11th August 2007, 21:35 Any questions? Any thoughts?
Hmm. Apparently, not too much of either. Damn! another failed attempt to introduce poetry. Şiiri çok sevdirmeden gideyim mi acaba? :stretch:
I hope it wasn't too difficult a poem ...
IcySeden 11th August 2007, 21:50 Açıkçası İngilizce'sini çok iyi kavrayamadım.Türkçe'si de aynı duyguyu vermiyor olsa gerek,ondan da pek birşey çıkaramadım.Siz bu şiirin ne anlatmak istediği hakkında yorumlarınızı paylaşır mısınız?
bu arada tercihlerime dil edebiyat bölümlerini yazdım ve şimdiden pratik yapmak istiyorum:) bu başlığı açtığınız için teşekkürler.
Saposcat 11th August 2007, 22:03 Siz bu şiirin ne anlatmak istediği hakkında yorumlarınızı paylaşır mısınız?
Bu şiir gerçekten girift olduğu için fikirlerimi biraz basitçe anlatayım: şiirin anlatıcısı tecennün ediyor (veyâ tecennünden korkuyor) fakat tecennünün tam anlamında fena bir şey olup olmayacağını merak etmektedir.
İşte fikirlerim biraz öyledir.
IcySeden 11th August 2007, 22:11 teşekkürler
bu arada iki yeni kelime öğrendim.tdk sözlüğünde bulamadım ing-tr sözlükte geçiyordu :D
tecennün: going mad
tecennün: becoming insane
tecennün etmek: to go mad
tecennün etmek: to become insane
girift: involute
girift: involved
girift: intricate
girift: laboured
girift: complex
girift: entangled
girift: complicated
girift bir yapının bütünü: macrocosm
giriftlik: intricacy
:)
Saposcat 11th August 2007, 22:17 teşekkürler
bu arada iki yeni kelime öğrendim.tdk sözlüğünde bulamadım ing-tr sözlükte geçiyordu :D
Evet, "teCeNnüN" kelimesi "meCNûN" kelimesi ile ilgili. Tecennün "delirme" demek; mecnûn "delirmiş" demek. Arapça kökenliler.
"Girift" hakkında o kadar şey izah edemiyorum, ama Farsça kökenlidir büyük olasılıkla.
Spartakus 11th August 2007, 22:29 Fakültedeki notlarımı karıştırdım. Sadece iki şiirini incelemişiz.Eserlerinin üzerinde durmamışız sadece hayatı ve karşılaştırmalı eserleri üzerinde notlar var. Gerçi ben İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum belki Amerikancılar daha fazla incelemiş olabilir. Ama şiirden ve yaşam hikayesinden çıkardığım kadarıyla. Şairin yaşam tarzı şiirine son derece koyu bir şekilde yansımış. Dickonson, içine kapanık ve hermetic bir yaşam tarzını benimsemiş. Grotesque betimlemeleri şiirinde çok belirgin. Bu şiir de de öyle. Lesbiyen veya biseksüel olduğu söyleniyor (söyleyen ben değilim valla, google). Bu gerçek, bir çeşit buhran dönemi yaşadığı anlamına gelebilir, dolayısıyla deliliğe(tecennün) gidişin ipuçları şiirin temasını belirlemiş.
Şairin kendini toplumdan soyutladığı, bir çeşıt hayata küstüğü, bilinçli ve aydın bir birey olarak, toplumla ve onun acımasız değer yargılarıyla bir çatışma içerisinde olduğu izlenimi edindim. Bilmenin verdiği ızdırap ve anlatamamanın çaresizliği içerisinde boğuşuyor.Tüm mısraları tek tek inceleyeceğim.
Saposcat 11th August 2007, 22:38 Dediklerinizin hepsi doğru sayılır bence. Paylaştığınız için teşekkürler.
Tüm mısraları tek tek inceleyeceğim.
Öyle yaparsanız pişman olmazsınız bence. Bu siteden (http://members.aol.com/GivenRandy/r_emily.htm) ulaşabilirsiniz.
Şüphesiz ki Emily Dickinson ile Walt Whitman Amerikan edebiyatının iki en büyük şair. Hatta onlardan sonra gelen her Amerikalı şair onların tesirini almış söylersek yanılmayacağız.
SibelAKBULUT 11th August 2007, 22:41 Saposcat Hocam şiiri okudum ve kaldım öylece... Neruda ve Poe okuyordum genelde ama bu şiirden sonra Dickenson'u da inceleyerek okuyacağım anlaşılan...
Önünüzde saygıyla eğiliyorum üstadım...
Bu arada çeviri kime ait??? Ne de olsa her çeviri yeni bir yapıt demektir.:rolleyes:
IcySeden 11th August 2007, 22:44 bu cinsel tercih konusu aklıma diğer edebiyatçıları getirdi.güzelliğe aşık olan Oscar Wilde de (Dorian Gray'in Portresi'nde de konu edindiği gibi) kendi cinsiyetinden birine aşık olmuş ve bu durum dönemin yargılarıyla çeliştiği için toplumdan dışlanmış.bu büyük edebiyatçı yalnız bir adam olarak da ölmüş... bir de kitaptan uyarlanan "Tutku (Possession)" filminde, iki tarihçinin viktorya dönemi şairleriyle ilgili araştırması konu ediliyor.bu filmde de bahsi geçen hayali şair "Christabel LaMotte" da lezbiyen bir ilişki sürdürmekte daha sonra Ash adında bir şaire aşık olmakta.
Belki de eski dönemde,şimdiki gibi kötüye kullanılmadığı için,insanların duyguları ve tercihleri üzerine kendilerine koydukları katı kurallar yoktu ve duygu yoğunluklarını diledikleri biçimde yaşadılar..
Spartakus 11th August 2007, 22:44 Dediklerinizin hepsi doğru sayılır bence. Paylaştığınız için teşekkürler.
Öyle yaparsanız pişman olmazsınız bence. Bu siteden (http://members.aol.com/GivenRandy/r_emily.htm) ulaşabilirsiniz.
Şüphesiz ki Emily Dickinson ile Walt Whitman Amerikan edebiyatının iki en büyük şair. Hatta onlardan sonra gelen her Amerikalı şair onların tesirini almış söylersek yanılmayacağız.
Bu arada "Khalil Gibran" hakkında ne düşünüyorsun Saposcat, çok severek okuduğum bir şair-yazar ve düşünür.
Saposcat 11th August 2007, 22:50 Bu arada "Khalil Gibran" hakkında ne düşünüyorsun Saposcat, çok severek okuduğum bir şair-yazar ve düşünür.
Khalil Gibran'ı ben de çok seviyorum. Çok eşsiz bir şahsiyetti bana göre. Aslında Gibran'ı biraz şey olarak değerlendiriyorum (İngilizce olarak söyleyeyim çünkü cümlenin Türkçe'sini beceremeyeceğim galiba): Khalil Gibran is the closest the 20th century could get to a poet in the manner of Rumi (whom y'all know as "Mevlana" but who's mainly called Rumi in the West).
Saposcat 11th August 2007, 22:54 Bu arada çeviri kime ait??? Ne de olsa her çeviri yeni bir yapıt demektir.:rolleyes:
Yusuf Eradam diye birisinin. Buradan (http://www.yusuferadam.com/ingsiir.html) aldım.
Saposcat 11th August 2007, 22:55 Ne de olsa her çeviri yeni bir yapıt demektir.:rolleyes:
Öyledir kesinlikle. Ama şiirde başka çare yok ... özelliği ve güzelliği odur bence.
Spartakus 11th August 2007, 23:01 Khalil Gibran'ı ben de çok seviyorum. Çok eşsiz bir şahsiyetti bana göre. Aslında Gibran'ı biraz şey olarak değerlendiriyorum (İngilizce olarak söyleyeyim çünkü cümlenin Türkçe'sini beceremeyeceğim galiba): Khalil Gibran is the closest the 20th century could get to a poet in the manner of Rumi (whom y'all know as "Mevlana" but who's mainly called Rumi in the West).
Çok doğru bir tespit. Felsefi açıdan Mevlananın neredeyse kopyası, aslında çağının çok ilerisinde. İlginçtir ki bir Ortadoğuludan beklenenin aksine oldukça liberal düşünceleri var . Conversational tarzı biraz Socratı da çağrıştırıyor, sorarak ve sorgulayarak , ama müdahelesiz, doğru yolu gösterme, bir çeşit "prophet" misyonu yükleme....
Saposcat 11th August 2007, 23:04 bu cinsel tercih konusu aklıma diğer edebiyatçıları getirdi.
Bu arada bu konu sizi gerçekten ilgilendiriyorsa eğer, Osmanlı edebiyatında da çok ilginç şeyler bulabilirsiniz.
Spartakus 11th August 2007, 23:08 Back to the poem..
"And Finished knowing — then —"
bu son mısra çok can alıcı bir şekilde bitmiş. Aslında ben şöyle bir ambiguity sezinliyorum. Emin değilim.
"Then" ile kastedilen aslında bir bitiş değil başlangıç da olabilir. "Bilmenin" bittiği yerde "aslında yeni bir bilinç veya biliş başlıyor. Çevirideki "Then" ifadesinin "sonra" olarak çevrilmesi doğrumu sence Saposcat? Ambiguity'yi yaratan bu olabilir mi?
Saposcat 11th August 2007, 23:11 İlginçtir ki bir Ortadoğuludan beklenenin aksine oldukça liberal düşünceleri var.
Doğru ama liberal düşüncelerini doğuran Gibran'ın Lübnanlı ve Hıristiyan bir aileden gelmesi olabilir (diye düşünüyorum).
IcySeden 11th August 2007, 23:13 Bu arada bu konu sizi gerçekten ilgilendiriyorsa eğer, Osmanlı edebiyatında da çok ilginç şeyler bulabilirsiniz.
anlatmak istediğim o değildi :S herneyse,teşekkürler gene de,,
Saposcat 11th August 2007, 23:21 Back to the poem..
"And Finished knowing — then —"
bu son mısra çok can alıcı bir şekilde bitmiş. Aslında ben şöyle bir ambiguity sezinliyorum. Emin değilim.
"Then" ile kastedilen aslında bir bitiş değil başlangıç da olabilir. "Bilmenin" bittiği yerde "aslında yeni bir bilinç veya biliş başlıyor. Çevirideki "Then" ifadesinin "sonra" olarak çevrilmesi doğrumu sence Saposcat? Ambiguity'yi yaratan bu olabilir mi?
Çevirisi doğru olup olmadığı hakkında bir şey söyleyemiyorum çünkü gereken müphemiyeti verip vermediğini bilmiyorum.
Ama haklısınız: o son mısrada acayıp bir müphemiyet var. O "then" hem "at that time" hem de "and then ... " olabilir yani, ve o iki ayrı anlam bambaşka manalar yaratmaktadır. Sezdiğiniz gibi, şiirin sonu ya tam anlamında bir son olabilir, ya da yeni bir başlangıç olabilir.
Aslında Dickinson'ın mahareti böyle şeylerde ortaya çıkıyor: çok somut durumları ve şeyleri betimleyince okuyucunun aklında çok soyut fikirler doğuruyor. Gibi bir şey (bunun anlatması zordur tabii).
Spartakus 12th August 2007, 00:05 Merhaba Saposcat
Osmanlı şairlerinden Sümbülzade Vehbi Efendinin meşhur bir şiiri vardır. Şiir biraz "off-colour" olduğu için burada yayınlayamayacağım. Ama şu adreste bulabilirsin. ŞU ADRES (http://www.itusozluk.com/goster.php?t=s%FCmb%FClzade+vehbi+efendi). Şiirin yazım şekli "Rücu" sanatı içeriyor. Sorularım şunlar :
1. İngilizcede "rücu" sanatı kullanılarak yapılan şiir örnekleri varmıdır?
2. 'Garden path sentence' türleri rücu sanatına girer mi?
3. Bu şiirin İngilizceye çevirisinin olabilirliği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Saposcat 12th August 2007, 00:29 Osmanlı şairlerinden Sümbülzade Vehbi Efendinin meşhur bir şiiri vardır. Şiir biraz "off-colour" olduğu için burada yayınlayamayacağım.
Evet, yukarıda öyle şeylerden bahsetmekteydim. Bir sürü böyle şiirler, bahnameler, v.b. gibi şeyler var Osmanlı edebiyatında (ama onlar okulda görünmez herhalde).
Sorularım şunlar :
1. İngilizcede "rücu" sanatı kullanılarak yapılan şiir örnekleri varmıdır?
2. 'Garden path sentence' türleri rücu sanatına girer mi?
3. Bu şiirin İngilizceye çevirisinin olabilirliği hakkında ne düşünüyorsunuz?
(1) Vardır galiba. Tam rücu sanatı değilse de, benzer bir şey. Yani mısradan mısraya değişen bir tarz yoktur (bildiğim kadarıyla) fakat benzer bir maksatla yazılan şiirler var şüphesiz. Mesela William Shakespeare'in 130. soneti rücu sanatından çok uzak değilmiş sanki:
My mistress' eyes are nothing like the sun;
Coral is far more red than her lips' red;
If snow be white, why then her breasts are dun;
If hairs be wires, black wires grow on her head.
I have seen roses damask'd, red and white,
But no such roses see I in her cheeks;
And in some perfumes is there more delight
Than in the breath that from my mistress reeks.
I love to hear her speak, yet well I know
That music hath a far more pleasing sound;
I grant I never saw a goddess go;
My mistress, when she walks, treads on the ground:
And yet, by heaven, I think my love as rare
As any she belied with false compare.
(2) Bence girmiş sayılabilir. Hiç olmazsa benzer bir etki yaratmaktadır.
(3) Bana sorarsanız çevrilebilir. Tabii ki biraz anlam kayması ya da kayıbı olur, ama gene de İngilizce'ye şiirin esas anlamı (ve oyunu) geçebilir bence ... birisi gereken çaba gösterse eğer.
|
|