PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : PHRASAL VERB LİSTESİ -göz atmanızda fayda var-



selin7
14-06-12, 03:59
Add up: Bir şeyin miktarına ekleme yapmak / seem reasonable
Add up to: Tutmak (fiyat anlamında) eklemek /
Act out: Davranışlarla anlatmak /
Act up: Behave badly
----
Back away: Bir fikri desteklemediğini göstermek
Back down: Yapmayı kabul etmemek / Fikrinin yanlış olduğunu kabul etmek
Back out: Caymak
Back up: Desteklemek
Blow up: Patla(t)mak / bir şeyi havayla doldurmak / sinirlenmek
Blow out: Ateşin sönmesi / patlatmak
Break away: Kaçmak / bir grupta üyeliğe son vermek
Brake out: Kaçmak / patlak vermek aniden başlamak
Break through: Yeni bir keşif yapmak / yarıp geçmek
Break in: Bir yere zorla girmek / konuşan birini bölmek
Break up: Parçalara ayrılmak / bir ilişkiye son vermek
Break down: Bozulmak / duygusal anlamda çöküş yaşamak
Break into: Zorla girmek
Break off: Aniden durmak / kopup ayrılmak / ilişkiye son vermek
Bring about: Bir şeyin olmasına neden olmak
Bring forward: Erken bi tarihe almak
Bring up: Çocuk yetiştirmek / kusmak / ortaya bir konu atmak
----
Call back: Birini görmek ya da bir şeyi almak için geri dönmek
Call out: Greve çağırmak / bağırmak / birinden gelmesini istemek
Call at: Ziyaret etmek
Call off: Iptal
Call on/upon: Uğramak
Call for: Gerektirmek / talep etmek
Call in: Yardım istemek / bir yeri aramak / uğramak ziyaret etmek
Be carried away: Heyecandan ne yapacağını şaşırmak
Carry on: Devam etmek
Carry out: Başarmak
Catch up (with): Önde olan bir şeye/birine yetişmek
Catch on: Bir şeyi anlamak / popüler olmak
Check out: Otelden ayrılmak / incelemek / ödünç almak
Check in: Giriş yapmak
Cheer up: Neşelendirmek
Clear up: Havanın açması / düzenlemek temizlemek (tidy) / iyileşmek / deal with a problem
Come across: Karşılaşmak
Come away: Ayrılmak
Come about: Happen
Come along: Varmak
Come around: Bilincin yerine gelmesi / fikrini değiştirmek
Come at: Saldırmak
Come into: Mirasa konmak
Come off: Başarılı olmak, planlandığı gibi olmak / stop using
Come out: Bi yere gitmek / yayınlanmak / tanınmak
Come up with: Ortaya fikir atmak
Come by: Get, obtain
Come down with: Hastalanmak
Count on: Güvenmek
Cross out: Üzerini çizmek
Cut down (on): Azaltmak
----
Do away with: Abolish, abrogate
Draw up: Hazırlamak / hareket ettirmek
Draw back: Uzak durmak
Drop in: Ziyaret etmek
Drop out: Okulu bırakmak
Drop off: Uyumak / azalmak / birini bi yere bırakmak
Do in: Öldürmek / yormak
Do over: Tekrarlamak
Do up: İliklemek
----
Fall apart: Normal hareket edememek (geçirdiği kötü bi tecrübeden dolayı) / parçalara ayrılmak / stop working
Fall back on: Elde başka seçenek olmamasından dolayı bi şeyi kullanmak ya da ondan yardım istemek
Fall for: Aşık olmak / aldanmak
Fall off: Düşmek azalmak küçülmek
Fall behind: Zamanında yapamamak
Fall out: Tartışmak
Fall through: Suya düşmek (planların) yani to fail to happen
Fall to: Enerjik bi şekilde bi işe girişmek / birinin görevi olmak mesela bi örnek verilmiş it falls to you
Fall on: Saldırmak / görmek fark etmek / iştahla yemek
Figure out: Anlamak çözümlemek
Find out: Öğrenmek
----
Get across: Açıklamak
Get along: Iyi anlaşmak / deal with
Get on: Iyi anlaşmak / yaşlanmak / bi araca binmek / deal with
Get at: Eleştirmek / to influence a person illegally usually by offering money or threating them
Get away with: Yırtmak ceza almadan kurtulmak
Be/Fall/Get behind in/on/with: Zamanında yapamamak
Get by: Geçinebilmek (maddi açıdan)
Get down: Yazmak / üzmek
Get down to: Başlamak
Get out: Gitmek ayrılmak / tanınmak
Get over: Üstesinden gelmek
Get up: Uyanmak / güçlenmek / organize etmek
Get to: Bunu nasıl açıklayacağımı bilemedim örnek vereyim; i wonder where my glasses have got to. yani türkçedeki nereye gitti ki şimdi bu? nerde? gibilerinden. / suffer / üzülmek kızmak
Get back to: Biriyle telefonda tekrar konuşmak
Get through: Başarılı olmak tamamlamak / telefonla bağlanmak
Get in: Varmak / giriş yapmak
Give away: Ele vermek (betray) / birine beleşe bi şey vermek
Give in: Boyun eğmek / teslim olmak
Give off: Ortaya koku yaymak
Go for: Saldırmak / seçmek / hoşlanmak / bi şeyi başarmayı denemek
Go against: Karşı çıkmak
Go ahead: To start to do smt
Go down with: Hastalanmak
Go by: Geçip gitmek
Go after: Peşinden koşmak peşinden gitmek / to try to obtain smt
Go off: Yiyeceğin bozulması / gürültü patlak vermek / patlamak havaya uçmak
Go through: Bi şeyi tecrübe edinmek / incelemek / onaylanmak
Go up: Artmak
Go over: İncelemek / çalışmak açıklamak
----
Hand down: Geleneklerin kusaktan kusağa geçmesi
Hand over: Sorumluluğu devretmek x Take over: sorumluluğu üstlenmek
Hand out: Dağıtmak
Hand in: Teslim etmek, sunmak
Hang up: Telefon konuşması sonlandırmak
Hear about: Bi şeyi öğrenmek
Hear from: Haber almak
Hear of: Haber almak
Hold off: Bi şeyi yapmayı ertelemek
Hold on: Dayanmak / beklemek
Hold up: Soygun / remain strong / ertelemek
Keep up with: Bi kişiye ya da bi şeye uyum sağlamak
----
Lay off: İşten çıkarmak
Let down: Hayal kırıklığına uğratmak
Live on: Geçindiğin miktar (para) / adece belli bi yiyecekten beslenmek
Live up to: Beklentileri karşılamak
Look after: Göz kulak olmak
Look back on: geçmişi hatırlamak
Look up to: Hayranlık beslemek
Look down on: Küçümsemek
Look in on: Ziyaret etmek
Look forward to: Dört gözle beklemek (gerund aldığını unutmuyoruz)
Look through: Hızlı şekilde okumak
(Lookları pek yazmadım genelde biliniyorlar diye)
----
Make out: Anlamak ayırt etmek / hikaye uydurmak / barışmak / oluşturmak
Make up for: Telafi etmek
Make for: Bi yönde ilerlemek / mümkün hale getirmek
----
Pass as/for: Insanları olmadığınız bir şeye inandırmak kendinizi farklı biri gibi göstermek
Pass down: Kuşaktan kuşağa aktarmak = Hand down
Pass out: Bayılmak
Pass away: Ölmek

*Ben pass out ile pass away'i sürekli karıştırırdım. Pass outtan aklımda kalmasına gayret ettim out olan şey insanı bayar ay bayıldım gibi:D

Pay off: Borcunu ödemek
Pick up: Seçmek
Pull down: Yıkmak
Pull through: Bir hastalığı atlatmak
Pull out: Bi aracın başka yönde hareket etmesi / bi aktiviteye/anlaşmaya karışmaktan vazgeçmek
Pull over: Kenara çekmek
Pull up: Kısa bi süre durmak
Put aside: Biriktirmek
Put down: Not almak / Yermek / Bir şeyi taşımayı bırakmak
Put across: Açıklamak
Put forward: Bir fikir ileri sürmek
Put out: Söndürmek
Put through: Biriyle bağlantıyı sağlamak -telefonda- başarmak bitirmek
Put up with: Tahammül etmek
----
Run down: Losing power / azaltmak / eleştirmek
Run after: Kovalamak
Run away: Kaçmak
Run across: Rastlamak
Run through: Prova etmek / tecrübe etmek / incelemek
Run into: Rastlamak
Run over: Taşmak / Ezmek
----
See to: İlgilenmek uğraşmak
Send for: Çağrıtmak
Send out: Üretmek
Set up: Bir şeyi kurmak
Show up: Varmak
Stand by: Desteklemek
Stand for: Simgelemek / tahammül etmek
Stand out: Kolaylıkla görülebilmek
----
Take back: Yanıldığını kabul etmek
Take for granted: To believe smt to be true
Take apart: Parçalara ayırmak
Take down: Parçalara ayırmak / yazmak
Take on: Bir isi veya sorumluluğu kabul etmek / işe almak
Take off: Çıkartmak / uçağın kalkması / taklit etmek
Take up: Bir etkinliğe başlamak (hobi) / kısaltmak (kıyafet)
Tell of: Rebuke/scold/reprimand/admonish
Tell apart: İki şey arasındaki farkı görmek
Throw up: Kusmak / istifa etmek / fikir üretmek
Try on: Elbise denemek
Try out: Test etmek
Turn down: Reddetmek sesini kısmak
Turn away: Kabul etmemek / kapıdan çevirmek içeri girmesine izin vermemek
Turn over: Capsize / zap yapmak / devretmek / düşünmek
Turn to: Destek istemek / bişeyi kullanmaya başlamak (özellikle kötü bi dönemden sonra. mesela uyuşturucu)
Turn up: Bulmak / Olmak / Katlamak / hızını sesini vs artırmak
Tie up: Meşgul olmak / bağlamak
----
Wash away: Suyun bi şeyi temizlemesi
Watch out for: Dikkatle izlemek
Wear out: Yormak eskimek
Wear off: Solmak / gittikçe gücünü kaybetmek
Wind up: Birini rahatsız etmek / kendini rahatsız edici bi durumda bulmak / iflas / bitirmek
Wipe out: Yok etmek
Work out: Çözümlemek

backtopast
14-06-12, 07:53
Emek için teşekkürler.

selin7
14-06-12, 09:52
ne demek rica ederim ekleyebilen bişeyler eklerse harika olur

bounboun
14-06-12, 11:27
teşekkürler...

cheonsa
14-06-12, 11:34
PHRASAL VERBS

• ABIDE BY : uymak,itaat etmek.
She will abide by her promise.

• ASK FOR : istemek
She asked me for money.

• BACK UP : desteklemek
I hope you will back me up in this argument.

• BE ABOUT TO :üzere olmak
The match is about to start.

• BE OFF : ayrılmak ,izinde olmak
He is off today.He will come tomorrow.

• BE OVER :bitmek
The exam is over.Please stop writing.

• BREAK DOWN :bozulmak
My car has broken down.

• BREAK INTO :müdahale etmek
She broke into the conversation with urgent news.

• BREAK INTO :girmek(hırsız,eve)
The burglar broke into the house at night.

• BREAK OFF:kesmek
They have broken off the negotiations.

• BREAK OUT :başlamak,patlamak(tartışma ...)
Fighting broke out among students.

• BREAK UP :kopmak,sona ermek
The meeting broke up at nine o’clock.

• BREAK UP :kirmak
The naughty child broke up a lot plates.

• BRING ABOUT:sebep olmak
The earthquake brought about considerable damage in the town.

• BRING DOWN : azaltmak
They must bring down the prices because no one can buy anything.

• BRING UP :yetiştirmek
It is difficult to bring up children.

• BRING UP: gündeme getirmek
He wanted to bring up the matter at the meeting but he decided not to do that later.

• BURST OUT : patlamak,birdenbire başlamak
To my amazement,he burst out laughing.

• CALL AT:uğramak
I called at the post office on my way to school.

• CALL OFF:iptal etmek
The meeting was called off because the chairman was ill.
• CALL FOR :gerektirmek
The situation calls for rapid action .

• CALL FOR:almak
I’ll call for you at about two o’clock.

• CALL ON:ziyaret etmek
He called on all the doctors in the district with medical samples.

• CALL ON:istemek,rica etmek
The congress has called on the president to answer these charges.

• CALL UP:aramak(telefonla)
Call me up at 6:00.

• CARRY OUT:yapmak,yerine getirmek
He carried out the plan without difficulty.



daha uzun liste ama bu kadarını koydum.

bounboun
14-06-12, 11:40
aklımda kalan bir iki tane bir şeyi ben de söyleyeyim
draw on : kullanmak yararlanmak
miss out : kapsamamak
miss out on : önemli bir fırsatı kaçırmak
run up against : e karşı göğüs germek
go with : uymak ,eşlik etmek
wear on : uzadıkça uzamak bitmek bilmemek
speak out : yüksek sesle konuşmak , kendini rahatça ifade etmek
hold back : zapt etmek , gizli tutmak ( mesela gözyaşlarını tutmak )
turn out : bir şeyin sonunda bir şeye dönmesi ( mesela basit bir hırsızlık olayının sonunda cinayet olduğunun anlaşılması falan ) , kapatmak (lamba ,ocak ) üretmek , kovmak , çıkıp gelmek
pick on : suçlayacak birini bulmak , seçmek , eleştirmek
set aside : bir kenara koymak , önem vermemek , geçersiz kılmak.
turn against : karşı çıkmak , düşman olmak
show around : gezdirmek , tanıtmak
go off : selinin yazdığı anlamlara ek olarak , alarmın çalması , hoşlanmayı bırakmak
wrap up : kalın giyinmek sarıp sarmalamak başarıyla tamamlamak
bir de be wrapped up : kendini bir şeye tamamen kaptırmış olmak.